Halil BERKTAY

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

'Amaç barışsa, evet, her şey mübah' mıdır?


12.4.2015 - Bu Yazı 1646 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 [11 Nisan 2015] Hayır, bugünkü barış ve çözüm süreciyle ilgili değil bu cümle. Çok farklı bir döneme, elli altmış yıl öncesine ait.

Yaşlandıkça ve yaşlandığımı hissettikçe gitgide daha otobiyografik yazıyor; çünkü her şeyi, bütün yaşadıklarım ve bildiklerimi, geçmiş inançlarımı, 20. yüzyıl tarihinin tümünü gözden geçirmek ihtiyacını duyuyorum. Dolayısıyla hayatımda babamın ne kadar büyük bir yer tuttuğu da sır olmaktan çıktı. Defalarca anlattım. Özel bir ikiliydik. Yirmi küsur yıl süreyle, baba-oğul ilişkisinin ötesinde, en iyi arkadaşım, fikrî ve ahlakî yol göstericim, pirim ve şeyhimdi bir bakıma. İçime, ruhuma girdi; benim bir parçam oldu. Yüzde yüz de kabullenmiyorum tabii. Büyük doğruları ve büyük yanlışları vardı. Doğrularını -- muazzam dürüstlüğü, bilim ve özgürlük ahlâkını -- korumaya çalışıyorum.  Yanlışları(mız) konusunda ise, doğrudan onunla hesaplaşıyor değilim. Böyle bir derdim yok. Ama kendi kendimle hesaplaşırken, ister istemez onunla ve onun kuşağıyla, onların bana, bize bıraktığı ideolojik ve politik mirasla da hesaplaşmış oluyorum. Diyelim şimdi, şu anda, güncel bir şeyler yaşanıyor. Yazılıyor, çiziliyor, konuşuluyor. Ben de tam o konuda düşünmeye başlıyorum ki, birden babamla aramda geçmiş bir sohbet geçmişin külleri içinden çıkageliyor. Hafızam güçlü; dolayısıyla çok da var böyle anekdot. Başlıyorum anıların izinden gitmeye. Beri yandan, tarihçiliğin icapları da var. Nihilist olmamalı, anakronik düşünmemeli, her şeyi o çağın koşulları ve bağlamına oturtmalıyım.

3 Nisan akşamı Cine-5’te, ardından 7 Nisan akşamı Uzay TV’de, dünyada ve Türkiye’de gerek milliyetçiliğin, gerekse solun “amaç uğruna her şey mübahtır”cılığından söz ediyordum da, o sırada gelmediydi aklıma. Ancak dün, henüz Venedik’ten solun kendi karanlığı, kendi bebeklerinden nasıl katiller ürettiği, sonra da kendi yalancılığı üzerine bir şeyler döşenirken, kafama böyle bıçak gibi bir şey saplandı. Lise I veya II’deydim, 14-15 yaşlarımda, Robert’te yatılı. Belki Machiavelli okuduğumuzdan, kitabın kendisinden değilse de Floyd Couch’un amfi derslerinden ve/ya sonraki küçük tartışma gruplarından (discussion section’lardan), “amaç uğruna her şey mübahtır”a takılıp kalmıştım. The end justifies the means. Bir kere, biliyor musunuz, Machiavelli hiç de böyle ucuz ve basit bir şey söylemiyor aslında. Buna biraz benzer bir pasajı var ama ancak hayli zorlamayla böyle özetlenebilir, çünkü çok daha karmaşık ve sübtil. Kaldı ki, benimsiyor mu, yoksa satır aralarında inceden inceye yeriyor mu, o da çok kesin değil. Il Principe’nin (The Prince, Hükümdar) XVIII. Bölümünün İngilizcesinden kendim aktarıyorum:

“… bütün insanların ve özellikle hükümdarların, karşı çıkılması ihtiyatla bağdaşmayan eylemleri, sonuçlarıyla yargılanır. Onun için bırakın, devletini ele geçirmiş ve sürdürmüş olmak şu veya bu hükümdarın hanesine yazılsın; kullandığı araçlar daima iyi ve dürüst sayılacak ve şahsı herkesçe övülecektir, çünkü vülger [adi, bayağı, ya da sıradan] kişiler sadece herhangi bir şeyin nasıl [neymiş gibi] göründüğüne ve neye yol açtığına bakarlar; ve yeryüzünde sadece böyle vülgerler vardır…”

Doğrusu tekrar okuduğumda, bana da burada pozitif ile normatif arasında bir ayırım varmış; Machiavelli, Rönesansın İtalyan hükümdarlarının reel politikada “amaç uğruna her şey mübahtır” ilkesine göre davranıyor olmasını objektif olarak betimlemiş, ama sadece “vülgerler” buna kanar ve onaylar gibi ek açıklamalarıyla aynı zamanda altını oymuş ve ahlâken reddetmiş gibi geliyor. Fakat her neyse; Machiavelli’nin tam ne dediği değil, benim babama sorduğum ve onun verdiği cevap, anlatmak istediğim. Bahar tatili olmalı; iki haftalığına İzmir’e dönmüşüm; hasret gideriyoruz. Ne dersin, diyorum, sence de böyle midir, does the end justify the means; amaç, uğrunda kullanılan bütün araçları haklı ve meşru kılar mı? Yanıtı hızlı ve net: “Evet, amaç barış olduğunda, kullanılan bütün araçlar haklı ve meşrudur.”

Kritik sözcüklerin altını çizdim. İlginç olan şu: amaç sosyalizm veya komünizm olduğunda, ya da devrim olduğunda, ya da insanların eşitliği olduğunda, ya da kapitalizmin ve emperyalizmin yenilgisi olduğunda… demediydi babam. Ki hepsini diyebilirdi; böyle bir paradigmatik vokabülerle söyleşirdik zaten. Hayır, bütün araçları meşru kılacak en yüksek, en yüce amacı sadece “barış” diye tarif ettiydi. Neden acaba? Sözünü ettiği barış hangi barıştı? En önemlisi -- bu barış uğruna başvurulabilecek, belki tek tek alındığında karanlık ve ahlâksız, ama son tahlilde meşru yöntem ve araçlar diye ne geçiyordu kafasından?

Bunu hiç açıkça konuşmadık ama, başka küçük ipuçlarından da hareketle bir tahminim var. Yıl 62-63, belki 63-64 olabilir. Soğuk Savaş. Marksistler için, sosyalizmin anavatanı Sovyetler Birliği, nükleer silâhlanma açısından daha ileride olan ABD’nin atom ve hidrojen bombalarının tehdidi altında. Nitekim dönemin solcu barış hareketi, hemen tamamen buna odaklı. 1949’dan itibaren Uluslararası Barış Kongreleri toplanıyor; Barış Madalyası (1959’dan itibaren, Joliot-Curie Barış madalyası) ihdas ediliyor (en prestijli 1950 yılında, zamanın en ünlü komünist aydın ve sanatçıları Pablo Picasso, Pablo Neruda, Paul Robeson ve Nâzım Hikmet’e verilecek); eski Stalin Ödülünün dahi adı önce Stalin Barış Ödülü ve sonra Lenin Barış Ödülü oluyor; zamanla bunlara Ho Şi Minh Ödülü ve Amilcar Cabral ödülü de ekleniyor.

Bu çerçevede, Sovyetleri Amerikan emperyalizmine karşı savunmaya yarayacak her şey haklı ve meşru. Ve buna, nükleer silâh dengesini sağlayacak, ya da NATO’ya karşı SSCB’yi ve Varşova Paktı’nın en yalın ve çıplak askeri anlamıyla güçlendirecek şeyler de dahil. Çok çirkin ama, daha bile spesifik olursak işin içine casusluk da giriyor; ABD’ye karşı Sovyetlerin kendi nükleer silâh yapım ve konuşlandırma girişimleri de giriyor. 1949 Çin Devrimi; 1950-53 Kore Savaşı; ABD’de McCarthycilik rüzgarı.  İngiliz istihbarat servislerinden Donald Maclean ve Guy Burgess, 1951’de kaçıp Sovyetlere sığınmış. Gene Amerika’da, 1950’de tutuklanan Julius ve Ethel Rosenberg, uzun bir yargılama sonucu suçlu bulunup 1953’te idam edilmiş (bkz aşağıda). 1962’de Kruşçev’in Küba’da ABD’nin her köşesini hem de önlem alınamayacak kadar kısa sürede vurabilecek orta menzilli balistik füze (IRBM) üsleri kurmaya kalkışması, ABD hava fotoğraflarıyla saptanmış; Kennedy Küba’yı abluka altına almış, henüz Atlantik ortasındaki Sovyet konvoylarını gerekirse zorla durduracağını açıklamış ve Ekim 1963’te 13 gün boyunca dünyayı gerçekten nükleer savaş olasılığıyla yüz yüze getiren “Küba füze bunalımı” Kruşçev’in geri adım atmasıyla noktalanmış. Hemen ardından, “Cambridge Beşlisi” diye bilinen grubun üçüncü ve en ünlü mensubu Kim Philby de, Sovyet casusu olarak deşifre edilmesi an meselesiyken kaçıp Sovyetlere sığınmayı başarmış (hepsi 1930’ların solcu, antifaşist ortamında genç Cambridge öğrencileriyken Sovyet istihbaratına angaje olan bu Beşliden son ikisi, sanat tarihçisi Sir Anthony Blunt ve iktisatçı John Cairncross, ancak 1970’lerin sonlarında, Sovyetler çökerken açığa çıkacak).

Benim babamla sohbetim işte böyle bir ortamda cereyan ediyor; “amaç uğruna her şey mübah mıdır?” soruma, bu çerçevede barış uğrunaysa evet diye cevap veriyor. Sanırım kafası, belki bilinçaltı, Sovyetler Birliği uğruna casus da olunabilir mi sorusuyla meşgul. Kesin değil ama mümkün; uzun suskunluklarında bununla boğuşuyor. Olanca kişiliğine son derece ters; ne ki, “Sovyetler uğruna”yı “barış uğruna”ya dönüştürüyor ve bu sayede evet diyebiliyor. İroni şu ki, kendisi ve yoldaşları, 1951-52 TKP tevkifatında yargılanırken, haklarında “Sovyetlere radyo ve telsizle haber veriyorlardı” tezviratı yayılmış (ilk ve ortaokulda bizzat muhatap oldum). Nefretle reddederdi; hattâ bir keresinde “olur mu, casusluk ahlâksızlıktır, kabul edilemez” dediydi. Öte yandan Rosenbergler için “onlar kahramandır” ifadesini de kullanmıştı -- suçsuz kurbanlar oldukları değil; atom bombasının sırrını gerçekten Sovyetlere verdilerse, ABD’nin nükleer tekeli ve şantajının kırılmasını sağlamış olabilecekleri anlamında!

Son olarak, Rosenbergler hakkında bir not. Haklarındaki iddialar ve yargılanmaları dünya çapında tepki yarattı; özellikle Fransız aydınlarınca “Amerika’nın Dreyfus vakası” diye anılır oldu. Jean-Paul Sartre “hukukî kılıf giydirilmiş bir linç”ten, ortaçağ tarzı cadı avcılığından ve bütün Amerikan toplumunun “korkudan hasta”lanmışlığından söz etti. Dâvâ ve Eisenhower yönetiminin tavrı, Bertolt Brecht, Dashiell Hammett, Frida Kahlo ve Diego Rivera gibi komünistlerin yanı sıra, Albert Einstein, Jean Cocteau ve 1934 Nobel Kimya Ödülü sahibi  Harold Urey gibi ünlülerce de protesto edildi. Picasso, üye olduğu ve kültür-sanat vitrininde yer aldığı Fransız Komünist Partisi’nin organı günlük L’Humanité gazetesine yazdığı bir yazıda “insanlığa karşı işlenmekte olan bir suç” deyimini kullandı. Papa XII. Pius idam edilmemeleri için şahsen Eisenhower’a başvurdu.

Melih Cevdet, Türk edebiyatının en güzel, en duygulu şiirlerinden birini, 19 Haziran 1953’te elektrikli iskemlede can veren Rosenbergler için kaleme aldı: Bir çift güvercin havalansa / Yanık yanık koksa karanfil / Değil bu anılacak şey değil / Apansız geliyor aklıma // Nerdeyse gün doğacaktı / Herkes gibi kalkacaktınız / Belki daha uykunuz da vardı / Geceniz geliyor aklıma // Sevdiğim çiçek adları gibi / Sevdiğim sokak adları gibi / Bütün sevdiklerimin adları gibi / Adınız geliyor aklıma // Rahat döşeklerin utanması bundan / Öpüşürken o dalgınlık bundan / Tel örgünün deliğinde buluşan / Parmaklarınız geliyor aklıma // Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm / Kahramanlıklar okudum tarihte / Çağımıza yakışan vakur, sade / Davranışınız geliyor aklıma // Bir çift güvercin havalansa / Yanık yanık koksa karanfil / Değil, unutulur şey değil // Çaresiz geliyor aklıma.

Evet, iğrenç bir McCarthycilik dönemiydi. Evet, daha sonra McCarthy’nin baş danışmanlığını yapacak olan üst savcı Roy Cohn, iddia makamına özel olarak Irving Saypol’u getirmiş, yargıç olarak da Irving Kaufman’ı tayin ettirmiş; ayrıca illâ idam cezası çıkması için her ikisine sürekli baskı ve telkinde bulunmaktan geri durmamıştı. Evet, hükümet de işin içindeydi ve yargı bağımsızlığı diye bir şey kalmamıştı. Evet, en çok da nihaî hüküm ve infaz siyasiydi; yaratılmak istenen psikolojik terörün bir parçasıydı.

Öte yandan, maalesef gerçek şu ki, her ikisi de ABD Komünist Partisi’ne üye olan karı-koca Rosenberglerden Ethel değil ama Julius Rosenberg, gerçekten Sovyetlere casusluk yapmıştı. Olay Nazizmden kaçarak ABD’ye sığınmış bulunan ve Manhattan Projesi’ndeki İngiliz misyonunda yer alan Alman teorik fizikçi Klaus Fuchs’tan başlayarak çözüldü. Fuchs kuryesi olarak Harry Gold’u; Gold bir dönem Los Alamos’ta çalışan Çavuş David Greenglass’i; David ve karısı Ruth Greenglass ise, şebekenin başı olarak (David’in kızkardeşi Ethel’in kocası) Julius Rosenberg’i ele verdi. Tâ 2000’lere gelindiğinde, asıl Ruth’un casusluk şebekesine dahil olduğu ve Julius’a gelen bilgileri onun tape ettiği, Ethel’in ise işin dışında olduğu, ama David Greenglass’in karısı Ruth’u kurtarmak için kızkardeşi Ethel’i yaktığı, ABD yetkililerinin de Ethel’i mahkûm ettirip infaza yollarken, son ana kadar çöküp kendisini kurtarmak uğruna kocası Julius aleyhine tanıklık yapacağını umdukları, ne ki -- o sıradaki Adalet Bakan yardımcısı William Rogers’ın deyimiyle -- Ethel’in “blöflerini gördüğü” ortaya çıktı.

Bütün bunlar, ABD’nin ancak 1995’te kamuoyuna açıklanan VENONA deşifreleriyle; bir dönem Julius Rosenberg’in 1944’ten sonraki NKVD kontrolörü olan Alexander Feklisov’un (önceki Semyon Semyonov) 2001’de yayınlanan The Man behind the Rosenbergs kitabıyla; 1953-1964 arasının Sovyet lideri Nikita Kruşçev’in, ölümünden sonra yayınlanan hatıratında, “Rosenberglerin bize tam olarak nasıl bir yardımda bulunduğunu şahsen söyleyemeyecğini” ama “kendi atom bombamızı imal etmemizi hızlandıran çok büyük yardımları olduğunu” Stalin’den ve Molotov’dan öğrendiğini yazmasıyla, aşağı yukarı sabit. Ancak Julius Rosenberg’in asıl casusluğunun atom bombası değil başka teknik-elektronik konularda olduğunu ileri sürenler de mevcut. Casus değildi diyen yok; tartışma, idam kararının haksızlığı ve aşırılığı etrafında dönüyor.

  İşte bu da geçmişte böyle zehir gibi acı bir gezinti oluverdi.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.06.2019
Ruhumuzdaki şeytan (4) “cadı avı” kavramının güncellenmesi
10.06.2019
Ruhumuzdaki şeytan (3) hangi Avrupa-merkezcilik?
8.06.2019
Ruhumuzdaki şeytan (2) Yeniçağda Kilisenin “beka” sorunu
5.06.2019
Ruhumuzdaki şeytan (1) Prehistoryadan Ortaçağa
4.06.2019
Yargı Reformu (2) 1128’lerin hali
3.06.2019
Yargı Reformu (1) beş ay önceki bir görüşmeden aklımda kalanlar
27.05.2019
Özgür iradesiyle
17.05.2019
Tarih ve siyaset
13.05.2019
Kötülük kol gezerken
12.05.2019
Bu nasıl bir kin?
10.05.2019
Uqbar, Tlön, Türkiye
30.04.2019
Bir “ekonomik terör” açıklaması
23.4.2019
Soğutmak ve soğutturmamak
21.4.2019
Küçük düşmek
17.4.2019
Hah işte, nihayet taze bir yaklaşım; iki dürüst ve akıllı adam!
8.4.2019
Tarihe bir not: 1973 seçimleri
6.4.2019
Fenerbahçe esprilerinde, AYM’den YSK’ya
3.4.2019
16 Nisan 2017 “Pirus zaferi”nden, iki yıl içinde ağır bir yenilgiye
27.3.2019
Yanıtlasam, nasıl yanıtlardım?
25.3.2019
Yeni Zelandalılar aslen Türk mü acaba?
4.3.2019
Kemal Karpat’tan Abdülhamit’e, uzunca bir tarih sohbeti
26.2.2019
Kendimi bir an...
11.2.2019
Venezuela (1) Emperyalizm
6.2.2019
Venezuela (güncel) Kim seçim istiyor, kim istemiyor?
5.2.2019
Venezuela (giriş) Melih Altınok
29.1.2019
Birlikte bir şey yapmak
22.1.2019
Ara fikir: proto-faşizm ve proto-komünizm
21.1.2019
Dubara atmak da mümkünken
13.1.2019
Bir hukukçu: Otto Thierack
25.12.2018
Bir sergide başıma gelenler
21.12.2018
İskender niçin ve nasıl kazanabildi?
18.12.2018
“Bir milyonluk ordu” neye yarar? Nasıl savaşabilir?
17.12.2018
“Bir milyon” İlkçağ ve Ortaçağda ne anlama gelir?
11.12.2018
Savaş ve devlet fetişizmi: kendi sözleriyle Treitschke
3.12.2018
Parantez ve bir yol haritası: önümdeki sekiz on yazı
1.12.2018
(12) ve son: Fraksiyon ahlâkı, ahlâkın fraksiyonlaşması
29.11.2018
Marksizm ve ahlâk (11) Tepede taht kavgaları, aşağıda sıradan halk yığınları
27.11.2018
Marksizm ve ahlâk (11) Tepede taht kavgaları, aşağıda sıradan halk yığınları
24.11.2018
Marksizm ve ahlâk (10) Tarihin emrediciliği ve partinin rehberliğinde, cehennem yollarında
22.11.2018
Marksizm ve ahlâk (9) Gregor Samsa, ya da mazlumlardan zalimlere
20.11.2018
Marksizm ve ahlâk (8) Kimlik inşası (yarı-otobiyografik notlar)
13.11.2018
Marksizm ve ahlâk (7) Formalistler ve araçsalcılar
7.11.2018
Marksizm ve ahlâk (6) Başka hiçbir alternatif bağlayıcılığın kalmaması
5.11.2018
Marksizm ve ahlâk (5) Bir özet ve hatırlatma
31.10.2018
Pinokyo ödülleri (1) Doğu Perinçek
28.10.2018
Bu yılın Pinokyo ödülleri (2) Suudi yönetimi ve Prens Muhammed bin Salman
26.10.2018
Bu yılın Pinokyo ödüllerini şimdiden açıklıyoruz: (3) Putin, GRU, “Petrov” ve “Bushirov”
17.9.2018
Günün düşüncesi: Myanmar (nereden nereye)
14.9.2018
Günün düşüncesi: Macaristan (nereden nereye)
3.9.2018
Uzun bir geçiş süreci -- ne ile ne arasında?
1.9.2018
Recep Peker’den Süleyman Soylu’ya
26.7.2018
Marksizm ve ahlâk (4) Göreliliğe karşı, örtüşme ve devamlılık
25.7.2018
Marksizm ve ahlâk (3) Görelilik, devrim(cilik), sınıf(sallık)
24.7.2018
Marksizm ve ahlâk (2) Ne gitti, ne kaldı?
19.7.2018
Marksizm ve ahlâk sorunu (1) Apollon, Dionysos ve Nâzım Hikmet
16.7.2018
15 Temmuz’da halk niçin ve nasıl direnebildi?
13.7.2018
(4) 15 Temmuz sonrasının “ihtilâl hukuku”ndan nasıl çıkılacak?
12.7.2018
(3) “Geçiş sarsıntıları” bittiyse...
11.7.2018
(2) 15 Temmuz sonrasının “ihtilâl hukuku” nasıl oluştu?
10.7.2018
(1) “İhtilâl hukuku” üzerine düşünceler
9.7.2018
Kim Avrupalı?
5.7.2018
“Post-truth” toplumda huzura eriyorum
1.7.2018
Dün gece gördüğüm gerçek rüyadır
19.6.2018
Cohn-Bendit anlatıyor (2) Kitle hareketinin kazanımlarını, seçimler ve yasalar tahkim eder
17.6.2018
Sorular (2) Amerika ne yapmalı?
12.6.2018
Sorular (1a) Türkiye nereye (2002’den 2016 darbe girişimine kadar)
10.6.2018
Tartışmalar
14.5.2018
Amerikan siyaseti üzerinden, cephe ve ittifak sorunları
23.4.2018
Tuhaf ifadeler
3.4.2018
Karamsar yazı (1) “Batıralım ve bitirelim” mi?
27.3.2018
Karamsar yazı (1) “Batıralım ve bitirelim” mi?
16.3.2018
Yörünge dergisiyle sohbetler (4) Batı çökebilir mi? İslâmiyetin alternatifi var mı?
12.3.2018
Olabilirliğin sınırları
10.3.2018
“Üstün medeniyet” kavgalarında, geçmişin ve bugünün sahte bilimi
5.3.2018
“İnsancıl koridor”
1.3.2018
Guernica 1937, Guta 2018
27.2.2018
Recep Peker de mi rol modeli?
25.2.2018
Siyaset karşısında tarih (ve tarihçinin asıl sorumluluğu)
23.2.2018
Rusya’da demokrasi ve demokratlık (3)
19.2.2018
Rusya’da demokrasi ve demokratlık (2)
17.2.2018
Rusya’da demokrasi ve demokratlık (1)
6.2.2018
Katı gözüken her şey, artık iyice buharlaşırken
30.1.2018
Putin ve Stalin
14.1.2018
Post-truth (gerçek sonrası) 2: bağımsız yargı ve Osman Kavala
9.1.2018
Dış mihraklar, kökü dışardalar
3.1.2018
Burhan Kuzu’dan bir taksi şoförüne
8.12.2017
Tüy dikti
4.12.2017
Hangi BBC?
13.11.2017
Hayır, “özlemle” anmadım ve anmıyorum
7.11.2017
Post-truth (gerçek sonrası) 1
31.10.2017
Komplo teorileri (mi)
27.10.2017
Brutus’un şerefi
24.10.2017
Elma dersem çık, armut dersem çıkma
16.10.2017
İşsiz öğretim üyeleri, geçersiz diplomalar
8.10.2017
Neyi anlatamadım
27.9.2017
Sözde
26.9.2017
Şimdi İran ve İbadi, Barzani’den daha mı yakın?
6.9.2017
Geri dönerken
7.8.2017
Büyükada ve Yıldıray Oğur
27.7.2017
Kederlerimin krallığında
25.7.2017
Devrim, darbe, demokrasi
23.7.2017
15 Temmuz’a ilişkin bazı temel soru ve sorunlar
21.7.2017
“İki Türkiye”yi aşma çabasında, 15 Temmuz’a ilişkin entelektüel bir konsensüs arayışı
18.7.2017
Hem 9, hem 15 Temmuz (ya da, “her iki Türkiye”yi kucaklamak)
10.7.2017
Sıra Türkiye’de; kendi ahlâkını şiddet yetkisine dönüştürenlerde
9.7.2017
Yer kavgası mı, din kavgası mı?
27.6.2017
Bir yanda J. S. Mill, diğer yanda Suudiler
26.6.2017
Bağnazlık ve özgürlük
22.6.2017
Berberoğlu’nun mahkûmiyeti ve tutuklanmasına karşı çıkmak, MİT tırları komplosuna destek anlamına mı geliyor?
19.6.2017
Tarihe bir not: Erdoğan, Demirel’i yanlış biliyor
16.6.2017
Trump’ı Erdoğan’ın yerine koymamak
13.6.2017
Trump’a yakın durmamak
5.6.2017
Ahmet Arif’ten, başkasının “dava”sına mektuplar
13.5.2017
Üç ay önce bir panelde söylediklerim
1.5.2017
Batırdı mı, kurtardı mı?
25.4.2017
Napolyon
18.4.2017
Buyurun size katıksız bir “Pirus zaferi”
16.4.2017
Nazi dehşeti (2) nasıl motive oldu ve örgütlendi; neler yaptı-yaşattı
15.4.2017
Nazi dehşeti (1) Avrupa’nın çektikleri, Türkiye’nin (ve ABD’nin) çekmedikleri
7.4.2017
İyi ki hatırlattı
4.4.2017
Tek Parti ve Faşizm/Nazizm sorunu
2.4.2017
Hukuk devleti varsa, Faşizm ve Nazizmden söz edilemez
29.3.2017
Faşizm ve Nazizmin esası, gerçek çehresi
25.3.2017
19. yüzyıl sonu proto-faşizminden, 1930’ların Faşizmi ve Nazizmine
23.3.2017
“Katı olan herşey buharlaşıp havaya karışırken...”
21.3.2017
Türkiye, Faşizmi ve Nazizmi tanıyor mu? Erdoğan, Faşizmi ve Nazizmi tanıyor mu?
17.3.2017
Kriz ve kavga yönetimi
16.3.2017
Almanya ve Hollanda’nın bariz haksızlığı
14.3.2017
Unutulan darbe: 12 Mart; unutulan tarih: 1965-71
11.3.2017
Teneke Trump’et (2)
18.8.2015
Aman ne hoş, ne güzelmiş BBC gibi yalan söyleyebilmek
16.8.2015
Kyrgios ve Demirtaş
6.8.2015
En basit soru: PKK’nın istediği tam nedir?
2.8.2015
Bitirme tezi (olgun, yaratıcı, ahlâklı tarihçi)
27.7.2015
Suruç’un ardından (3) HDP ile kısa ve beyhude bir tartışma
25.7.2015
Suruç’un ardından (2) PKK’nın yeni karşı-devrimci iç savaşı
22.7.2015
Suruç’un ardından (1) Ortadoğu’nun 'Cenevre'si nerede?
5.7.2015
AKP Kürt oylarını sırf 'mahalle baskısı'yla mı kaybetti?
19.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali
11.6.2015
Zaman geçer, fırsat kaçar; Kobani’ye dönemezsin
8.6.2015
Erdoğan’ın sorumluluğu; AKP’nin eleştiri ihtiyacı
6.6.2015
Diyarbakır önlenebilmeliydi
5.6.2015
Sorular (II) Aydınlar Bildirisi’nde bombalar ve güvensiz seçim
3.6.2015
Sorular (I) Fetih Şöleni ve Ermeni soykırımı
31.5.2015
Geçmişten bugüne, düello mantığı ve düşman kültürü
26.5.2015
19 yaşımdaydım
24.5.2015
Obama’nın ilk tweet’ine ırkçı nefret tepkileri
21.5.2015
Ölüm, idam, Gezi zekâsı, mağlupların nefreti
19.5.2015
Küçük bir düzeltme
17.5.2015
Sol, Markar ve Etyen’de neyi hazmedemiyor?
14.5.2015
Evren, Gülen ve Degülenizasyon sorun
11.5.2015
Türkiye’nin meczup 'Altın Şafak' faşisti
9.5.2015
Gandi kim, Kılıçdaroğlu kim?
29.4.2015
Akıncı’nın değil, Erdoğan’ın hatâsı
25.4.2015
Arınç’a yanıt: Talât Paşa bilerek yaptık diyor
23.4.2015
Soykırımı kabul ettirme-etmeme çatışmasında son durum
22.4.2015
Davutoğlu’nun 1915 mesajı ve ‘âdil hafıza’ arayışı
17.4.2015
Taziye’nin özgürlüğü Papa’yı kapsamıyor mu?
14.4.2015
Eski yanlışlar sökün etti
12.4.2015
'Amaç barışsa, evet, her şey mübah' mıdır?
11.4.2015
Bebek, katil, karanlık
7.4.2015
Fenerbahçe saldırısının ardından DHKP-C çıksa?
02.04.2015
Affedersiniz, sizin IŞİD’den nedir farkınız?
31.03.2015
‘Medenî beşeriyet’ ve ‘büyük insanlık’
28.03.2015
‘Bizim’ değil, asıl ‘onların’ iktidarında
24.03.2015
Batı ve Müslümanlık; Gürbüz Özaltınlı ve Murat Belge
20.03.2015
Pornografik neo-oryantalizm ve Müslüman kadınlar
15.03.2015
Padova’da üç gün
10.03.2015
Şimdi serinkanlılıkla, şu türbe meselesi
08.03.2015
Lut’un karısı (8 Mart için)
05.03.2015
Yaşar Kemal de evrene karışırken
23.02.2015
Büyük teoriler, küçük hayatlar
16.02.2015
‘9 Mart’larla iktidara gelmek?
13.02.2015
Babam öleli beri
20.01.2015
Mallarmé’den Hrant’a
18.01.2015
Amerikan futbolunun ‘ruhsuz beyaz’ oyun kurucuları
15.01.2015
Demokratik hak; siyasal sorumsuzluk ve ahmaklık
12.01.2015
İslâmi terör
05.01.2015
Eğitim Şurası (4) Osmanlı Türkçesinin serüveni
29.12.2014
Eğitim Şurası (3) Hangi Osmanlı?
26.12.2014
Eğitim Şurası (2) Osmanlıca sembolizmi
17.12.2014
Neymiş, zorunlu din dersinin, ibadete zorlamaktan farkı?
15.12.2014
Eğitim Şurası (1) Zorunlu din dersleri
11.12.2014
Öylesine bir makale çevirisi (Isaiah Berlin)
1.12.2014
Öylesine bir şiir çevirisi (Tennessee Williams)
04.11.2014
Birleşip parti kursunlar
04.10.2014
Türkiye bu savaşa girmek ve Kobane’yi kurtarmak zorunda
30.09.2014
Kuşbakışı
01.09.2014
Etyen ‘anti azınlık’ mı? (Hrant da öyle miydi?)
31.08.2014
Üçünün de altına imzamı atarım
17.08.2014
Geleceğe bakış (1) Devrim planları olmayan bir dünya
09.08.2014
Kediler, öfkeler, hayaller
07.08.2014
Siyaset ve kültür; Arınç ve Erdoğan
04.08.2014
İlkçağa sığınmak; güncelliğe uyanmak
23.07.2014
İsrail’in Madam Nhu’ları, Kemalist Aysun’ları, Yeni Akit muadilleri
19.07.2014
İşte Şekil 1 önünüzde
17.07.2014
Bir mektup vesilesiyle, Türkiyeli Yahudilerin endişeleri
10.07.2014
İktidar İsrail’leşse, PKK Hamas’laşsa çok mu sevineceksiniz?
07.07.2014
Zeki, çevik, ahlâksız (Suarez ve Zuniga)
06.07.2014
Üç İsrailli genç, sonra bir Filistinli genç…
29.06.2014
Geçtiğimiz günler, haftalar…
13.06.2014
Neo-con’ların lâneti
04.06.2014
‘Anti-anti-AKP’
26.05.2014
27 Mayıs, 1960 – 2014
23.05.2014
15 yaşında bir kız çocuğunun ‘Menemen’i yakacak lider’ özlemi
22.05.2014
Kemalist Aysun’un ‘mütevazı öneri’si: Madenlerde yalnız türbanlıları çalıştırmak
20.05.2014
Genç bir avukat kadının Soma bedduası üzerine düşünceler
18.05.2014
‘Dağdaki çobanın değersiz oyu’ndan, ‘ölüme müstahak’ kömür madencisine
11.05.2014
Bu özgürlük beratının peşinatını Hrant hayatıyla ödedi
06.05.2014
Soykırım panelinde (4) bir soru: AKP’yi inkârcılıktan Gezi mi vazgeçirecekti?!
03.05.2014
Soykırım panelinde (3) son engel — nasıl aşılır(mış)
29.04.2014
Meaningful World soykırım panelinde(2) söylediklerim: İnkâr inadı nereden kaynaklanıyor?
25.04.2014
Büyük bir adım, tarihî bir dönüm noktası
23.04.2014
‘Meaningful World’ soykırım panelinde (1) söyleyemediklerim: 1915’te ne oldu?
20.04.2014
Chicago havaalanında, Serbestiyet, ekmek ve şarap
17.04.2014
Yazamıyorum, çünkü…
08.04.2014
Hayal ve gerçek hakkında 11 paragraf
30.03.2014
‘AKP’nin gizli anketi’ (nelere inanıyorlar)
25.03.2014
İzmir mitingi, Cemil Koçak ve ‘kara kalabalıklar’
25.03.2014
Karanlığın yüreği, karanlık kıta
24.03.2014
Ruhunuzun aynası
23.03.2014
İçimden geldiği gibi
18.03.2014
Berkin ve başbakan
03.03.2014
Kasetler, kutular, torbalar
24.02.2014
Soruyu ‘yanlış’ sorarsan…
21.02.2014
Koşullar değişince (3) Savaşta Collins (ve aynasında Öcalan)
16.02.2014
Koşullar değişince (2) ‘Savaş bitti’ (mi)
15.02.2014
Koşullar değişince (1) ‘Ölümüne direnme’nin en aşırı halleri
10.02.2014
‘1920 ruhu’ neydi
29.01.2014
Hırçınlıklarımıza dair
26.01.2014
Serbestiyet’teki farklar ve tartışmanın tanımı
20.01.2014
Bir ölümün gölgesinde başlamak
15.01.2014
Meğer 4 – yeni HSYK bu olacakmış
13.01.2014
Meğer 3 – Yolsuzluk ve kapitalizm taşlamak
11.01.2014
Meğer 2 – Gezi, ütopya, ayaklanma
08.01.2014
Meğer 1 (‘Bir elitin ölümü’nden devam)
06.01.2014
“Çok sağlam bir tahlil”
02.01.2014
Atatürk’ün izinde, jingle bells all the way
23.12.2013
“Bir elitin ölümü”
20.12.2013
Cemaat + İsrail + Amerikan neo-con’ları
17.12.2013
Atatürkçülüğün sanal âlemi: “Zalim AKP diktatörlüğü”
13.12.2013
Hayatın anlamı (3) Steve Biko ve “dünyanın en mutlu polis devleti”
10.12.2013
Hayatın anlamı (2) Ghetto, Bantustan, Kürdistan
08.12.2013
Hayatın anlamı (1) Mandela ve Atatürk Ödülü
06.12.2013
Madiba 1918-2013
1.12.2013
Ya Kızıl Ordu (1946-47’de) Fransa’ya kadar gitseydi
30.11.2013
İstiklâl Mahkemeleri ve Moskova Duruşmaları; Kemalist terör ve Stalin terörü
25.11.2013
Oldu mu sayın Arınç, yaptığınızı beğendiniz mi
22.11.2013
Haklı ve haksız muhalefet
20.11.2013
Gönüllü emeği unutanlar
18.11.2013
“Sizden Atatürkçü çocuklar bekliyoruz”
11.11.2013
Altı buçuk ay olmuş
18.06.2013
16 HAZİRAN 2013, PAZAR: SAAT 17-20 ARASI NİŞANTAŞI, VALİKONAĞI
17.06.2013
Bir soru: AKP kendi kitlesini sokağa ve Taksim'e dökerse ne olur?
01.05.2013
632. Buraya kadarmış
27.04.2013
İknacı bir yol haritası
25.04.2013
Tarihsel gerçek, neden hukuktan daha önemli
24.04.2013
1915’in abc’si: soykırım sorunu
20.04.2013
Seyir defteri (3)
18.04.2013
Seyir defteri (2)
17.04.2013
Seyir defteri (1)
13.04.2013
Çatalhöyük
11.04.2013
Faşizan bir spor kültürü ve Fatih Terim
10.04.2013
‘Bir zamanlar kardeştiler’
08.04.2013
Yeniden birleşirken
08.04.2013
Başbakan kürk giyenlere tepki gösterdi
03.04.2013
’Ankara’nın ihtiyarları’
30.03.2013
Tarihsel Marx
28.03.2013
Evvel zaman içinde
27.03.2013
Noktayı Newroz koydu
23.03.2013
Gelinen noktaya ilişkin, bir özet daha
21.03.2013
Hakan Erdem’den bir açıklama (ve yorumum)
20.03.2013
Engin Ardıç yüzünden, kerhen, tekrar Torosyan
16.03.2013
Devrimin yeni formülü
14.03.2013
Kim birleştirir, kim böler
13.03.2013
Bernstein’ın günahı
09.03.2013
Hayat, tarih ve revizyonizm korkusu
07.03.2013
‘Hareket’ ve ‘nihaî amaç’
06.03.2013
Sadece Öcalan
02.03.2013
‘Ezilen’in irredantizmi de mi haklı olur
28.02.2013
Tekelci bir milliyetçilik, nerede durabilir
27.02.2013
Arabayı atın önüne koşmamak
23.02.2013
Barış, Türkiye’den başka nerede aranabilir
21.02.2013
Değinmeler (2) Aydın Engin’e birkaç itiraz
20.02.2013
Edebiyattan kopya çeken hayat
16.02.2013
Boris’ler, Suphi’ler, Musa Anter’ler
14.02.2013
Organize suç olarak savaş, devletin doğuşu ve PKK
13.02.2013
Değinmeler (1)
09.02.2013
Tatilden (son) ABD’nin ve TC’nin Cumhuriyetçileri
07.02.2013
Hâlâ tatilden (5) Münih’te bir müze sohbeti
06.02.2013
Hâlâ tatilden (4) Charles Rosen
02.02.2013
Tatilden (3) Kahramanlar ve olağanüstülükler
31.01.2013
Tatil notları (2) Atatürk, Lincoln ve demokrasi
30.01.2013
Tatil notları (1) Lincoln’ın ve Atatürk’ün tiz sesi
26.01.2013
Detoks
24.01.2013
Erdoğan’ın kafasındaki Türk-Kürt nüfus sorunu
19.01.2013
Empedokles’in ve Hrant’ın pabuçları
17.01.2013
10) Muzaffer Albayrak: Paşa Kudüs’te; mühürde yanlış, sahtecilik kanıtı
16.01.2013
(9) Tasdiknâme; Osmaniye nişanı; yarı ümmî kâtip; rütbe ve imza ‘mosmor’
12.01.2013
8) Edhem Eldem: her iki belgeyi aynı acemi yazmış
10.01.2013
7) Sahte belgeler: ikisinin de içeriği uydurma
09.01.2013
(6) Dedenin hayatının tanığı, torunu olabilir mi
05.01.2013
Cevaplar (5) Temel bir algı ve idrak sorunu
03.01.2013
Cevaplar (4) En gülünç apoloji: Torosyan ‘tarihçi değil’miş
02.01.2013
Cevaplar (3) Gerçeğe ‘partizan’ yaklaşım
29.12.2012
Cevaplar (2) Velev, şey oğlu şey olsam...
27.12.2012
Taner Akçam’a cevaplar (1) Konu neydi ve (ah o mahut soru) ‘neden/şimdi’
26.12.2012
Taner Akçam’ın keşfettiği muhteşem komplo
22.12.2012
Harley-Davidson’cılar
20.12.2012
Hani nerede bilim ahlâkı
19.12.2012
Öksüz-yetim kalmışlık
15.12.2012
Hakan Erdem’in görüp sordukları (2)
13.12.2012
Bunlar da Hakan Erdem’in görüp sordukları (1)
12.12.2012
Torosyan’ın kimliği açığa çıkınca, sorun halloldu mu
08.12.2012
Bir metnin ‘iç kritiği’ ne demektir
06.12.2012
Tartışmanın geniş çerçevesi
05.12.2012
Tartışmanın dar çerçevesi
01.12.2012
Bu da Fazıl Say’ın ‘kültürel diktatörlük’ özlemi
29.11.2012
TTK’ya yeni işlev: dizi komiserliği
28.11.2012
Bir yanda Fazıl Say, bir yanda Tayyip Erdoğan
24.11.2012
Gazze ve Kürdistan
22.11.2012
Aşiret ve devlet
21.11.2012
Walter Mitty’nin Gizli Hayatı
17.11.2012
Hem yutmuş, hem tahrif etmiş, hem telâşa kapılmış
15.11.2012
Paradigmatik körlük, olursa bu kadar olur
14.11.2012
Çevir kazı, yanmasın
10.11.2012
Biraz fazla hasar, bir ‘batık zırhlı’ eder mi
08.11.2012
Strateji dehası Torosyan, kara harekâtını bilmiyor
07.11.2012
Aktar’ın hiç değinmediği bazı aşikâr palavralar
03.11.2012
Ne yapsın, inanmış bir kere
01.11.2012
Bu ‘tasdiknâme’nin içeriği gerçek dışı
31.10.2012
‘Masa başı’ tarihçileri ve tarihçiliği hiç bilmeyenler
27.10.2012
Çanakkale’de ne oldu, ne olmadı
25.10.2012
Bilvesile, Halil Namık Bey
24.10.2012
İki buçuk yıl sonra tekrar, Torosyan’ın masalları
20.10.2012
‘Bak, kimlerle berabersin’
18.10.2012
Taraf, Bolşevik Partisi mi
17.10.2012
Kavgaymış; girsem mi acaba
14.10.2012
Eric Hobsbawm ve Komünizm Romansı
13.10.2012
En temel bazı noktalar
11.10.2012
İki büyük tarihçiyi birlikte anmak
06.10.2012
Uçurumun kıyısında
04.10.2012
İletişim özürlü bir yargı, demokrasiyi diri tutamaz
03.10.2012
Mahkeme politik değil, apolitik ve bürokratikti
02.10.2012
Eric Hobsbawm [1917-2012] yazdı geçti bu dünyadan
29.09.2012
Lidersiz, cuntasız, kararsız, bir de geveze darbeciler
27.09.2012
‘Kin ve intikam’mış
26.09.2012
Ben ‘ama’sız memnunum; bu çok gerekliydi
22.09.2012
Her ‘ideolojik çatı’nın kendi ‘birlik andı’ var
20.09.2012
Demokrasiye karşı, Liberalizme vurmak
19.09.2012
‘Liberal avı’na Marksizmin katkısı
15.09.2012
Breivik ve Azerbaycan
13.09.2012
Bela Biszku
12.09.2012
Bir çapsızlık öyküsü
08.09.2012
Nasıl hem vatan haini, hem milliyetçi olunur
06.09.2012
Nelerle uğraşıyoruz, uğraştırıyorlar
05.09.2012
Yalanlarınızı gördüm, ikiyüzlülüğünüzü gördüm
01.09.2012
Aslan amcam
30.08.2012
‘Normal’ savaşın türevi vahşet; ‘anormal’ vahşetin kökeni savaş
29.08.2012
Bu çığlık hakiki,bu çığlık çoğalacak
25.08.2012
Şiddet, yalan ve ‘Kürt özgürlük hareketi’
23.08.2012
Akşam-sabah iki CHP vak’ası
22.08.2012
Olimpiyatlardan, Hüseyin Aygün’le uyanmak
28.07.2012
İki taşra estetiği : Texas neo-con’ları ve AKP
26.07.2012
İki tarz-ı hükümet
25.07.2012
Sosyalistlere siyaset neden çok zor geliyor
21.07.2012
Bolu-Ankara hattı
19.07.2012
Birleşik cepheler
18.07.2012
Gene berbat bir ülke
14.07.2012
Hükümet ve Diyanet
12.07.2012
Anti-telesiyej
11.07.2012
Kosova korkusu; lânet olası parçacık
30.06.2012
Ve ecnebi mürebbiyeler
28.06.2012
Beynelmilel orospular, millî anneler
27.06.2012
Uygar ve güvenilir kadın; Kemalizm ve AKP
23.06.2012
Nüfus, İttihatçılık ve Ermeni soykırımı
21.06.2012
Aile, kürtaj ve Stalinizm
20.06.2012
Aile ve annelik madalyaları
16.06.2012
Aile, kürtaj ve Nazizm
14.06.2012
Marksizm ve Kemalist sonderweg (özel patika)
13.06.2012
Nâzım ve Nihal Atsız : bir karşılaştırma
09.06.2012
Yan pistin yan pisti : Nâzım ve kadınlar
07.06.2012
‘Fuhşiyat’ın ardındaki özgür kadın korkusu
06.06.2012
Evinç ve Mekin Dinçer
02.06.2012
Büyük (ve saf) bir nüfus arayışı
31.05.2012
Erdoğan, proto-faşizm içinden konuşuyor
30.05.2012
Özet ve yol haritası
26.05.2012
İki tür tanıklık
24.05.2012
Kamyonetimi isterim ! Amerikalılarımı isterim !
23.05.2012
Celâlettin Can’dan, Mustafa Yalçıner’e
19.05.2012
İkrarın böylesi
17.05.2012
Tertip için iki olasılık : (2) dışarıdan saldırı
16.05.2012
Tertip için iki olasılık : (1) içerden provokasyon
12.05.2012
Acele işe şeytan karışır
10.05.2012
Ulusalcılar ve 19 Mayıs, solcular ve 1 Mayıs
09.05.2012
İyi ki konuşmuşum
05.05.2012
(4) Nâzım Hikmet
03.05.2012
2) Liebknecht’ten (3) Hasan Tahsin’e
02.05.2012
Liebknecht (ve Luxemburg) üzerine bazı düşünceler
28.04.2012
Liebknecht, Reichstag önünde
26.04.2012
Sosyalist tanıklıklar (2) : Karl Liebknecht
25.04.2012
Sosyalistler ‘büyük yalan’a karşı (1) : Jean Jaurès
21.04.2012
‘Akademi ayağı’ olursa böyle olur
19.04.2012
Bernard Lewis, Çevik Bir ve ASMEA
18.04.2012
Şah ve mat
14.04.2012
(Hangisi benim köklerim, asıl memleketim)
12.04.2012
‘Führer ilkesi’ ve Kızılelma
11.04.2012
Floransa’dan Kürdistan’a
05.04.2012
Milliyetçi mistisizm ve güçlü lider arayışı
04.04.2012
Nazizm, Führer’in yetkileri, Hitler selâmı
31.03.2012
Abdülhamit, Evren, Öcalan
29.03.2012
Komünist ‘kişi kültleri’ ve anayasaları
28.03.2012
Mutlakiyeti de, parti diktasını da aşıyor
24.03.2012
(Dönüş: Greko’ya Rapor)
22.03.2012
(Çeşme, değirmen, yaşlı çınar ağacı)
21.03.2012
(Girit’te dört gün)
17.03.2012
4. soruma, 11. madde (yani hamsi reçeli)
15.03.2012
Stalin aynasında Öcalan
14.03.2012
‘Haklı şiddet’, iç şiddet ve Stalin’in kedi-fare oyunu
10.03.2012
İlk iki soru, ilk iki cevap
08.03.2012
Antropologun tarihsiz, zaman dışı totemi
07.03.2012
‘24’ün ‘işkenceden başka çare yok’ totemi
03.03.2012
Öğretim sorunları
01.03.2012
Asıl epistemolojik kopuş, hangisi
29.02.2012
Yozlaşma (3) : Özentiler, ASALA, Winnie Mandela
25.02.2012
Nasıl yozlaştı (2) : silâhlı mücadele enflasyonu
23.02.2012
Nasıl yozlaştı (1) : ‘Haklı şiddet’ ve Üçüncü Dünya
22.02.2012
Dinden, Marksizme
18.02.2012
‘Haklı şiddet’ nasıl başladı
16.02.2012
Sol, devrim, şiddet (ek notlar)
15.02.2012
Yeni blok denemeleri
11.02.2012
İkinci iddia : 12 Eylül’de Solun sorumluluğu yok mu
09.02.2012
Evetler, hayırlar
08.02.2012
En samimiyetsiz iddia : ‘yersiz’ ve ‘zamansız’
04.02.2012
Bir Nabi Yağcı özeti
02.02.2012
Zigzaglarıyla siyaset (2)
01.02.2012
Zigzaglarıyla siyaset (1)
28.01.2012
Millî Güvenlik’ten, Vatandaşlık dersine
26.01.2012
Voldemort’un Horcrux’u
25.01.2012
Gerçek, arkadaşlıktan önemlidir
21.01.2012
Judt, Hrant, karmakarışık
19.01.2012
Açılmak, açılmamak; okumak, okumamak
18.01.2012
Sol Reform Partisi
14.01.2012
Mazower ve Hobsbawm
12.01.2012
Bir örnek : İngiliz Marksist tarihçileri
11.01.2012
Hayır, sorun ‘political correctness’ değil
07.01.2012
Her şey, ilelebet “Marksizm” olabilir mi ?
05.01.2012
Neler gitti, neler kaldı
31.12.2011
O sosyalizm yok artık
29.12.2011
Temel tanımlar: Sol, Marksizm, sosyalizm
28.12.2011
Ne demiş olabilirim, ne demem gerekirdi
24.12.2011
Teorik apriorizm itirafı
22.12.2011
(Murat’a iki küçük itiraz)
17.12.2011
‘La Guerre est Finie’
15.12.2011
Bir bahtsız, bir akılsıza demiş ki...
10.12.2011
Tartışmanın özeti (2) : Roni Margulies
08.12.2011
Tartışmanın özeti (1) : Murat Belge
03.12.2011
Devrim, Dersim, normalite
01.12.2011
Dersim, özür, şaşkınlık
26.11.2011
Solun hayal perdesi ve reel Kürt hareketi
24.11.2011
Eski-yeni ayrışmalar
19.11.2011
4) Kürt sorunu ve Kürt hareketi sorunu
17.11.2011
Nerede duruyorum (3) : Yalan ve utanmazlık
14.11.2011
Nerede duruyorum (2) : Kürtler, PKK, KCK
10.11.2011
Nerede duruyorum (1) : ‘ideolojik çatı’ sorunu
07.11.2011
Soran olmadı ama, hayır, ben BDP’de ders vermek istemiyorum
05.11.2011
İğrenç şeyler
03.11.2011
Korkunç şeyler
29.10.2011
(IV) Solculuk ve kötülük
27.10.2011
(III) KKK : Küçük ve katıksız kötüler
22.10.2011
(II) Kültür ve kötülük
20.10.2011
Kötülük üzerine (I) : Salt kötülük
15.10.2011
Militanlık, bağımsızlığa karşı
13.10.2011
Aşırı angajmandan, eleştirel bağımsızlığa
08.10.2011
Rousset (1949): Taraf ve Karayılan (2011)
06.10.2011
Taraf, Tacitus, Cicero ve Lenin
01.10.2011
Aydın ve partisel yalan
29.09.2011
Parti, gelenek, enternasyonal
24.09.2011
Cesaret ve korkaklık, vefa ve vefasızlık
22.09.2011
Muhalif Marksizmden iktidar Marksizmine
17.09.2011
Parti ve aydın
15.09.2011
‘Benim aydınım’
10.09.2011
Fay hattı
08.09.2011
‘Millî süzgeç’ ve Murat Belge
03.09.2011
400. yazı: ‘millî süzgeç’ ve kendi hayatım
01.09.2011
Sansür ve oto-sansür
27.08.2011
Hikâye-i Emerik (2)
25.08.2011
Hikâye-i Emerik (1)
20.08.2011
Öyle ağırdı ki eli
18.08.2011
Bilim ve bağlılık yemini
13.08.2011
Anahtar, süzgeç, filtre
11.08.2011
‘Tartışma’nın sınırları
06.08.2011
Lider direktifiyle tarih
04.08.2011
Hep devletin gölgesinde
30.07.2011
Devlet eliyle tarih
28.07.2011
Madde madde, Atatürk’ün yanlışları (3)
23.07.2011
Madde madde, Atatürk’ün yanlışları (2)
21.07.2011
Madde madde, Atatürk’ün yanlışları (1)
16.07.2011
Madde madde, Atatürk’ün görüşleri
14.07.2011
Mektup ilginç de, kitap bir tuhaf
09.07.2011
Sansürün sansürü
07.07.2011
94. Sone
02.07.2011
Tepedeki’nin bildiği ve bilmediği
30.06.2011
‘Küçük Baba’ ideolojisi
25.06.2011
Şaka gibi
23.06.2011
Hünkâr mı büyük, ‘Muhammed Efendi’ mi
18.06.2011
Geçişler ve ‘uluç’lar dünyası
16.06.2011
Devletin sesi, toplumun gizli yaşamı
11.06.2011
Akıl ve Tarih yanlıları
09.06.2011
Tekrar Aydınlanma; felsefe ve tarih
04.06.2011
Kiminle birlik
02.06.2011
Ayrı dünyalar
28.05.2011
Arrow’un kararı
26.05.2011
Kenan ve Dragan
21.05.2011
Saraybosna Çellisti
19.05.2011
Kaybolduğum haftalar...
14.05.2011
Aydınlanma ve Ortaçağ
12.05.2011
Ortaçağ ve tarih
07.05.2011
Hangi Aydınlanma
05.05.2011
Üç altın çağ
30.04.2011
Nabi’ye notlar (4)
23.04.2011
Nabi’ye notlar (2)
21.04.2011
Nabi’ye notlar (1
16.04.2011
Ergenekon, yaşıyor hâlâ
14.04.2011
Buradan, nereye...
09.04.2011
Kimin Kürdü
07.04.2011
“Sivil itaatsizlik”
02.04.2011
Maksimalizm: nereye kadar
31.03.2011
PKK’nın AKP sorunu
26.03.2011
Hegemonya ve “psikolojik savaş”
24.03.2011
PKK’nın barış ve şeffaflık sorunları
19.03.2011
PKK ve Taraf
17.03.2011
“Sol”un haset ve nefreti
12.03.2011
İki faktör : ‘Taraf’ ve AKP
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net