Felsefe profesörüne kulak verin


19.2.2016 - Bu Yazı 704 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dün iki sevgili dostumu yeni açmış oldukları mekânda ziyarete gittim; biri liseden arkadaşım Alev işler, diğeri de yüksekokuldan Haluk Velioğlu. Benim gibi onlar da hayatlarının son çeyreğinde daha keyif alacakları, kendilerini besleyen ve çevrelerindeki genç kuşaklara ışık tutacakları bir uğraşın içine girmişler. Anlaşılan o ki, tüm çabaları aslında şu gelip geçici dünyada muhabbet için.

İnsan hayatta bir şekilde yaşayıp gidiyor da değerler sıralamasında neyi nereye koyacağını iyi bilenler yaşadıkları hayatı daha kaliteli yaşıyorlar ve “keşke”leri az oluyor.

Bunun bir formülü var mıdır ve varsa nedir sorusuna güzel bir cevap teşkil edecek deneyi bir felsefe profesörü sınıfta öğrencileri önünde yapmış. 

Bir gün elinde birkaç kutu olduğu halde derse girmiş. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu almış ve ağzına kadar tenis topları ile doldurmuş. Öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sormuş, öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu söylemişler.

Bu sefer profesör, önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını çalkalayarak kavanoza dökmüş. Böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmuş ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sormuş. Öğrenciler yine, ''evet,doldu” demişler.

Profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline almış ve içindeki kumu yavaşça kavanoza dökmüş. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurmuş. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sormuş. Öğrenciler de koro halinde ''evet'' demişler.
 
Bu defa profesör, masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi almış ve kavanoza boşaltmış. Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurmuş.

Öğrenciler gülmüşler!
Profesör, öğrencilerin gülüşünü destekleyerek ''eveet'' demiş;  “ben bu kavanozun, hayatımızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım. Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeyler.
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.
Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
''Eğe kavanoza önce kum doldurursanız, çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.
Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle, dostunuzla yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur.“
 
Bu ara bir öğrenci sormuş;

 ''- Peki, O iki fincan kahve nedir?''
Profesör tebessümle:

''- Hayatımız ne kadar dolu olursa olsun” demiş, “her zaman dostlarımız ve sevdiklerimizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır! ''

.

Facebook Yorumları

reklam
11.7.2016
Şerefenin ışıkları
27.6.2016
Hele biraz dertleşelim
21.6.2016
Minik mültecinin kul hakkı
14.6.2016
Abdüssamed’in hikâyesi
7.6.2016
Şapkamı önüme koydum, düşünüyorum
30.5.2016
Gönül istiyor da, ayak gitmiyor
23.5.2016
Ne yapmak istiyorsunuz?
18.5.2016
Sanatla Onurlanmak
13.5.2016
Eğitim çarkında öğütülenler
22.4.2016
Kutlu Doğum üzerine
16.4.2016
Belediye Sergi Salonu ne kadar işlevsel?
13.4.2016
Milli servet ziyan oluyor!
4.4.2016
Düzce konservatuarına doğru
28.3.2016
Terör düşünceleri
20.3.2016
‘Vatan’ etrafında bir diyalog
10.3.2016
Bir ölünün mektubu
7.3.2016
Ölüm çukurları
27.2.2016
Sessiz çığlık
19.2.2016
Felsefe profesörüne kulak verin
16.2.2016
Sigara hikâyeleri
06.02.2014
Vitrindekiler
20.12.2013
Ayna, ayna; söyle bana!
06.12.2013
Bu ne yaman çelişki?
04.12.2013
Bir İsmail Bayram yazısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.