Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur


30.08.2012 - Bu Yazı 17323 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 İslami camiayla 30 yılı aşkın bir süredir ilişkiliyim. Pek çok farklı tipte insan tanıdım bu 30 küsur yıl boyunca. Dürüst, güvenilir, fedakâr, dost canlısı, çalışkan insanların yanı sıra, dürüstlükten uzak, güvenilmez insanlar da tanıdım. “Bu insanların burada işi ne?” diye düşündüğümde, bu tip insanların sahte ve abartılı sadakat gösterileriyle bu çevrelerde kolayca tutunabildiklerini, hastalıklı kişiliklerinin marazi özelliklerini böyle bir ortamın dost-düşman ilişkileri içerisinde meşrulaştırabildiklerini, kendilerine destek bulabildiklerini gördüm, hâlâ görüyorum. Bu konularda çok yazıldı, çizildi ama ben de kendi analizimi yapayım: Dindar grupların, cemaatlerin maruz kaldığı baskılar ve bunun yarattığı “mağduriyet” ile birlikte, bunun müsebbibi olan bir “zalim/düşman”figürünün varlığı, özellikle bazı grupları ve çevreleri birarada tutan en önemli iki unsurdur. Bilginin, fikrin, tefekkürün, uzlaşmanın, anlayışın, itidalin makbul görülmediği bu gibi çevrelerde, duygusal reaksiyonlar yaratacak ajitasyonlar, sivri ve aşağılayıcı bir dil, bel altı vuruşlar, keskinlik ve kıyıcılık egemen davranış kodlarını oluşturur. Bir yandan Kur’an’a ve Hz. Peygamber’e gönülden bağlılık, tam itaat iddiası sürdürülür, bir yandan sanki kendileri bu iddianın mümtaz örnekleriymiş gibi hayalî bir pozisyon üzerinden sağa sola ahkâm kesilir, çamur atılır. Bu tür davranışlar İslami camia içinde, kendisini “ezik” hisseden, “öfke ve hınç” duyguları içinde olan birileri için, bir tür sanal öç alma imkânı yarattığı için, bu davranış kodlarına sahip çevreler kısmi bir itibar görür ve taraftar toplar. Düşman olarak tanımladığı kesime benzeyen davranışların ve yöntemlerin icazeti ise “düşmanın silahıyla silahlanma” taktiği ile verilir. Böylece aslında düşman gördüğü kesimi taklit edip, onun yöntemlerini kullanırken daha fazla onunla özdeşleşip bütünleşen ve kendi hastalıklarına diğerlerininkini de ekleyerek ağırlaşan bir vaka, bir tip çıkar ortaya.

Aslında böyle anormal tiplerin varlığı o kadar anormal değildir, nitekim bu da bir şeylerin sonucudur, belki tedaviyle geçebilir ama burada sorun, bazı İslami çevrelerde böyle anormal tiplerin normaliteyi baskılaması ve kendi sözünü hâkim kılacak kadar teşvik görmesi, şımartılmasıdır. Ancak bazen bu anormal kişilikler, cahil cesaretleriyle kaldıramayacakları yüklerin altına girerler, büyük ifşaat yapayım derken kendileri ifşa olurlar, rezil edeyim derken kendileri rezil olurlar. Tabii sadece kendileri değil, onları ağırlayıp, şımartanlar da rezil olur bu durumda ama “pişkinlik” nicedir en yüce erdemimiz olduğu için çıt çıkmaz, kol kırılır yen içinde kalır.

Yen içindeki kollara karşı hâkim tavır pişkinlik olsa da, İslami camiada herkes için adaletin tesisi için uğraşan, insan haklarına riayet konusunda duyarlı, nitelikli ve saygın isimlerden oluşan bir grup da var. Pek çok imza kampanyasında biraraya gelen bu isimler, dindar insanların gücü ve iktidarı temsil ettiği bir dönemde, bu gücün ve iktidarın falsolarına karşı hemen harekete geçip, tepkilerini ve muhalefetlerini ortaya koyuyorlar. En son, Yeni Akit gazetesi tarafından Ali BayramoğluHasan CemalCengiz Çandar hakkında yapılan haberlere yönelik muhalefetlerini de “sessiz kalmamak gerek” çağrılı bir imza kampanyasıyla dile getirdiler. Ancak gazetenin ismi bile verilmeden yapılan, bu seviyeli ve düşmanlık içermeyen çağrı Yeni Akit gazetesinin türlü atraksiyonlarına maruz kaldı. Listedeki isimlerin tek tek aranması, konuşmalardan sadece kendi işlerine yarayacak cümlelerin cımbızlanarak seçilmesi ve sanki “bilmeden” hatır gönül uğruna imza verilmiş gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılmasından tutun da, PKK ve Kaos GL gibi etiketlerle imza girip, sonra da bunu haber yapıp gruba mal etmeye varana kadar, pek çok tuhaf ve etik dışı atraksiyon gündeme geldi. Aslın bakılırsa kimse bunlara şaşırmıyor, hatta bu gazeteden bunları bekliyor, çünkü bunlar gazetenin ilk marifeti değil. Buna rağmen, yeni bir atraksiyona malzeme toplamak amacıyla Akit muhabiri aradığında, onun bir “çalışan” olduğunu düşünerek konuşmayı kabul ettim. Konuşmamda, Yeni Akit’in bu yazarlara yaptığı şeyin 28 Şubat’ın andıçlarından bir farkı olmadığını ve bu tavırlardan bir Müslüman olarak utanç duyduğumu söyledim. Cengiz Çandar’ın görüşlerinden haberim olup olmadığı sorusuna da, Cengiz Çandar’ın bu konudaki görüşlerini benimsemediğimi, hatta aynı dünya görüşünü de paylaşmadığımı ama böyle diye Yeni Akit gazetesinin Cengiz Çandar’a karşı tavrını desteklemeyeceğimi belirttim. Ertesi gün yapılan haberde, eleştirdiğim cümlelerin hiç birisi yoktu, sadece Cengiz Çandar’ın görüşlerine katılmadığımı ifade ettiğim son cümlem vardı. Buradan diğer arkadaşların ifadelerine yönelik manipülasyonları ölçebilirsiniz. Ama Ali Karahasanoğlukampanyanın başlatıcısı Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu, görüşmelerin bant kayıtlarını Tarafgazetesinde yayınlamaya davet edebildiğine göre, bazı imzacıların “nasihat” babında bir “kardeşlik” terminolojisi üzerinden gazeteye hak etmediği bir teveccüh gösterdiğini de düşünüyorum. Milatgazetesinin de bugün itibarıyla, Yeni Akit konusunda Taraf gazetesinde yapılan yayınlardan duyduğu rahatsızlık üzerine Gergerlioğlu’yla yollarını ayırması ilginç bir soruyu akla getiriyor: Acaba Milatgazetesi Y. Akit gazetesinin neyi olur? Bilen varsa, görüşlerini bekliyorum.

htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
2 0
Ad Soyad Giriniz... 30.08.2012 - 14:13:27
Ahmet Yüksel aynı matbaada basılmaz.Künyeye bakarsanız Milat'ın Star'ın matbaasını kullandığını görürsünüz.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,43
Ahmet Yüksel 30.08.2012 - 01:01:46
Milat Gazetesi ile Yeni Akit Gazetesi aynı mutfakta, aynı matbaada basılır Hidayet hanım.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%53,41
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı