Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Tanrı, vatan, aile


20.09.2012 - Bu Yazı 4143 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 Kutsallıkla ilişkilendirilmiş üç güzel sözcük... Ancak, harflerinden kan damlayan üç güzel sözcük bunlar... Bundan tam 30 yıl önce 16-18 Eylül 1982’de, İsrail’in teşviki ve yardımı ile Lübnanlı Falanjistlerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında gerçekleştirdikleri vahşetten sonra, sağlam kalan birkaç duvar üzerine yazdıkları sloganlardan biri aynı zamanda “Tanrı, vatan, aile”... Sabra ve Şatilla vahşeti, planlanırken, işlenirken ve sonrasında soruşturulurken, uluslararası siyasetin insanlık vicdanının çok gerisinden geldiği, hukuk oyunlarıyla o vicdanın sesinin kısılmaya çalışıldığı bir süreci anlatır bize, başka pek çok vahşette olduğu gibi... İnsan olmaktan utandığımız, yüreklerimizden Yaratıcıya sitemler gönderdiğimiz, var olmamızın hikmetini ve bedelini bir kez daha sorguladığımız acı hatıralar bunlar, başka pek çok acı hatıra gibi... Çünkü sadece Sabra ve Şatilla değil ki, ne cinayetler işlendi bu üç sözcük bayraklaştırılarak, ne acılar çekildi... Ne kırımlar, kıyımlar, sürgünler yaşandı şu yaşlı gezegende... Hiçbir ırk, hiçbir din mensubu, benim ellerim temiz diyemez, benim tarihim pirüpak diye böbürlenemez... Bir kısmımız, acıyla körleşmeyi ve nefretle acılaşmayı, katılaşmayı ve vahşileşmeyi seçeriz kendimize bu hatıralarla başa çıkma yolu olarak... Bu yolun kaçınılmaz sonucu ise, düşmana, kötüye, katile benzemektir. Kanı kanla, düşmanlığı düşmanlıkla, acıyı acıyla çoğaltmak ve dünyayı cehenneme çevirmektir aynı zamanda... Biz, insanlık ailesi, birbirimizi yakar, boğazlar, parçalarız... Kimi zaman ellerimizle, kimi zaman bombalarımızla...


“Hani, Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. Onlar, ‘Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz’ demişler; Allah da, ‘Ben sizin bilmediğinizi bilirim’ demişti.” (Bakara Suresi, 30)

Evet, insan türü olarak sonumuzu getirene değin, yeryüzünün dengesini, düzenini bozmaya; kanlar akıtmaya devam edeceğiz anlaşılan. Allah meleklerin bilmediğini bilse de insan hakkında, biz onun bu sözle neyi kast ettiğini tam olarak bilemiyoruz. Akıl terazisinin tartmakta aciz kaldığı bir serüveni yaşıyoruz yeryüzünde. Vaktin bir ânında bedenlenip göründüğümüz ve yine vaktin bir ânında bedenimizi bırakıp sahneden indiğimiz bir serüven... Film gibi, rüya gibi bir şey işte... Kısacık, üç nefeslik bir ömür... Habil ya da Kabil olma seçenekleriyle karşı karşıya kalıyoruz ister istemez... Öfke, kin, kıskançlık ve nefret, Kabil’e dönüşmenin mazeretleri oluyor çoğu zaman... Oysa Kabil bile yaptığından pişman olmuştu, bunu unutuyoruz. Allah’ı unutuyoruz, kendimizi unutuyoruz, sahneyi, oyunu unutuyoruz... Bize daima kötülüğü fısıldayan, “ben”imizi ilahlaştırmamızı öğütleyen şeytana açık tarafımızı unutuyoruz... Cimriliğimize, korkaklığımıza, tutkularımıza, hırs ve tamahımıza kilitleniyoruz... Rahmani sezgilere açık kapılarımızı birer birer kapatıyoruz... Hâlden hâle geçerken, içimizdeki vicdan pusulasını etkisiz hâle getirebilmek için türlü mazeretler, söylemler, kurgular ve inkârlar üretiyoruz... Yetmiyor, etrafımızı kendimiz gibilerden oluşturuyoruz ki, vicdanımıza erişebilecek tek bir sinyal gelmesin çevremizden! Günahlarımızla, duyarsızlığımızla zırhlanıyor; insanlığın en kötü formlarını layık görüyoruz kendimize... Esfel-i sâfiline yuvarlanıyor, orada debeleniyoruz...

Çok kötümser bir yazı oldu, farkındayım. Ama bu topraklarda da tanrı, vatan ve aile adına her gün onlarca insan ölüyor. Evlat acısını henüz tatmış bir babanın, “durdurun bu ölümleri!” feryadına Başbakan, “Ben elimden geleni yaptım ama karşılık bulmadı!” sözleriyle cevap veriyor. Ancak Başbakan da biliyor ki, bu yol yol değil. Bu topraklardaki bütün ölümler öyle veya böyle PKK’nın elini güçlendirirken, her Kürt gencinin ölümü PKK’yı Kürtler nezdinde biraz daha haklılaştırırken, her ölüm iki halkı biraz daha bölüp ayırırken, öldürmekten medet ummanın bir rasyonalitesi yok. Bu çatışmada iki taraf da, etik olmaktan ziyade pragmatik tutumlar almakta, hem barış yanlısı görünüp hem savaşçı mesajlar vermekte bir beis görmüyorlar. Şiddet kartını masada bir koz olarak tutmak işlerine geliyor. Ancak iki gücün horoz dövüşünde, olan “gençlerimize” ve “birlikte yaşama idealimize” oluyor. Bu yüzden ben siyasetçilerden çok, sivil toplum örgütleri ve bizzat Kürt ve Türk halkına iş düştüğünü düşünüyorum. Barış için, şiddetsizlik için hem hükümeti hem Kürt siyasetini yeniden cesaretlendirmek gerekiyor.

Sırrı Sakık oğlunu kaybetti, gerçekten büyük bir acı, başı sağ olsun! Böyle bir büyük acı vesilesiyle de olsa, Başbakan’ın onu araması ve şiddetin bitmesi üzerine konuşmuş olmaları, siyaset açısından bir şans. Hiç olmazsa Sedar yattığı yerde huzurla tebessüm edebilsin diye, bu imkânı heba etmemek lazım.


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
2 0
Ahmet Çelebi/Düzce 20.09.2012 - 13:31:52
Harika bir yazı Hidayet Hanım ellerinize sağlık.Ben sizin gibi vicdan sahibi insanlar bu topraklarda yaşadığı sürece bu kavganın birgün mutlaka son bulacağına inanıyorum.İyiki varsınız. İyiki Taraf var.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,28
Hakki Sayin 20.09.2012 - 10:20:27
hidayet hanim bir kez daha muhtesem yazmissiniz. sizin gibi insanlarin fikirlerini bizlere aktardigi icin taraf'a da cok tesekkurler (gazeteyi her gun aliyorum, yanlis anlasilmasin, yorum yapmaya burasi imkan verdigi icin buradan da okuyorum :)
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,54
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8