Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Yeniden umutlanalım diye


01.11.2012 - Bu Yazı 2708 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şu sıralar açlık grevleri ve buna hükümet kanadından verilen cevaplarla, yeniden sıkışmış, sıkıştırılmış bir çözümsüzlüğü yaşıyoruz. Biraz umuda ihtiyacımız var. Ben bu umudu, size geçen yazımda bahsettiğim Ekopolitik’in 2009 yılında Prof. Dr. Vamık Volkan’ın moderatörlüğünde düzenlediği“Türkiye’nin Büyük Çatısı: Mezkûr Meçhul Mesele” başlıklı çalıştay notlarından oluşan belgede buldum. Yeniden umutlanalım diye buraya bazı cümleleri aktarmak istiyorum:


Murat Belge:
 Yani bir tabanda sıradan, basit insanlar olarak yaşadığımız düzeyde yeniden Türkler ve Kürtler birbirimizle el sıkışmayı, birbirimizle konuşmayı, birbirimizin derdini paylaşmayı öğrenmemiz, en önemlisi beraber iş yapmayı yeniden öğrenmemiz gerekiyor. İkincisi de, Osmanlı’dan da devraldığımız bir yapıyla Alevi olabilir, Sünni olabilir, halklar açısından Türk olabilir, Kürt olabilir, CHP’li olabilir vs. bunların hepsi hâlâ bir cemaat yapısı gösteriyor... Yani bu çözüm için alacağımız tedbirler yasal, eğitimsel, vs., vs. yani bu topluluk, küçük topluluk mantığını aşıp, bu toplulukları bir toplum olarak biraraya getirmeye yönelik tedbirler olmalı.


İbrahim Kalın:
 ...Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki temel ideolojik sapma yüzünden buradayız zaten. Yani seküler bir din üretiyorsunuz, aslında farklı bir yönetim modeli üreteceğim derken. Siz geleneksel dünya görüşünün yerine yenisini ikame ediyorsunuz ama adına sekülarizm diyorsunuz. Veya başka bir şey diyorsunuz ve bir zaman sonra bu, artık o ihtiyacı karşılamıyor. İşte orada dinle demokrasi çatışıyor. Tarihle etnisite çatışıyor. Kültürle başka unsurlar çatışmaya başlıyor. Acaba bu ortak paydalar diye genişletebileceğimiz bir alandan bahsedebilir miyiz? ...İşte bir İdris Bitlisi ile Yavuz Selim arasındaki mutabakat dediğinizde bir tarihî referans var orada. Nasıl yorumlarsanız yorumlayın. Objektif olarak orada bizim bugünkü söylemimizi kaç yüz sene sonra, neredeyse beş yüz yıl sonra belirleyen bir tarihî referans var. Herhâlde bunu da yok sayamayız. Şimdi burada bu ortak paydaları oluştururken ben üç şeyin belki önemli olduğunu, yani düşünmemiz açısından ifade etmek istiyorum. Bir tanesi, bu ortak yaşama iradesini şekillendirecek objektif şartların biraz Markscıl bir ifadeyle söylemek gerekirse objektif şartların oluşması meselesi. Yani bu, şu an Kürt meselesini konuşuyoruz. Ama yarın belki Alevi meselesini bu bağlamda konuşacağız. Veya gayrı Müslim azınlıkları konuşacağız. Çünkü açılım süreci muhtemelen bizi o tartışmalara da götürecek, daha farklı şekillerde. Objektif şartların oluşması gerekiyor. Ama bu tek başına yeterli değil. Bir iradenin de olması lazım.


Şerafettin Elçi
: Şimdi Kürtlerin... Bir kere iki kavramı birbirine karıştırmamak lazım; birlik ve beraberliği, birbirine karıştırmamak lazım. Birlik, egemen olanın diğerlerini kendi potasında eriterek kendisine benzetmesidir. Ama beraberlikte herkesin kendi yapısını, kendi öz varlığını koruyarak beraber yaşayabilme iradesi gösterir. Eğer bir toplumda farklılıklar ne olursa olsun beraber yaşama iradesi varsa, o toplumda bütünlük var demektir. Bütünlüğü bu anlayışla aramamız lazım.


Sırrı Süreyya Önder:
 Ben de çözüme dair bir şey söyleyeceğim. Yönetmenim. Ve insanla uğraşan, öykülerle uğraşan birisiyim. Bu topraklarda, bütün bu Anadolu coğrafyasında folklorik olarak, en kalabalık ritüele sahip olan şey, yastır. Düğünler, doğumlar, askere göndermeler falan, atıyorum beş on başlıktan ibaretse; yas, yüzlerce ritüele tabidir. Tıraş olunmaz, eşiyle yatmaz, işte, on gün hamama gitmez, üç ay düğüne gitmez. Bölgeden bölgeye farklılık gösteren binlerce şey vardır. ...Biz, insanlar yasını tutamadı bu coğrafyadaBu, çözüme giden kanalların açılmasının önündeki en büyük içsel engellerden birisidir. Latin Amerika ülkeleri, bunu sivil inisiyatifle kurumsallaştırdılar. Gidiyorlar, insanları sadece dinliyorlar. Ve bu muazzam bir sağaltım yerine geçiyor. ...Henüz, günceldeki acıların, her iki yöndeki acıların da yasını tutamadık. Öndeki en büyük engel bu empati noksanlığıdır


Bayram Bozyel:
 Buradaki katılımcıların bazıları savaştan, savaşın devamından söz ediyorlar. Fakat sırtında yumurta küfesi olmayanlar bakımından savaştan söz etmek kolay. Oysa bu ülkede askerî yetkililer, Genelkurmay Başkanı Kürt sorununun savaşla çözülemeyeceğini söylüyor. Efendim, 1907’li yılların mantığıyla Türkiye’nin yönetilemeyeceğini çok şükür artık ordu anladı, hükümet anladı, Milli İstihbarat Teşkilatı anladı, bu olaya en çok vâkıf olan kurumlardan birisi. Demek ki Türkiye bir süreci, inkâr sürecini, yok sayma sürecini geride bırakmıştır. Yeni bir süreç başlamıştır. Bu konuda şimdiden umutlu olduğumu, umutlu olmak gerektiğini söyleyebilirim. Ben de şahsen bu sorunun bir zaman sorunu olduğunu, aşamalar, süreç olduğunu biliyorum. Bu günden yarına seksen altı yıllık bir sorunu bir andaçözülemeyeceğini biliyorum. Bu gerçeklik içindeyiz. Sanırım bundan sonra yapılacak şey gerçekten konuşmaya başlamak ve özgürce tartışabilmektir.


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8