Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Kör nokta


29.11.2012 - Bu Yazı 3036 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçen hafta, MAZLUMDER’in düzenlediği 2. Kürt Forumu’ndan öğrendiklerim üzerine yazmıştım bu köşede. Beklediğim gibi çeşitli yorumlar, değerlendirmeler ve tepkilerle karşılaştım. Bu hafta biraz bu yorum ve değerlendirmelere değineceğim. Tepkilere ise, tamamen Türk milliyetçiliğini doğal bir hak olarak gören cenahtan geldiği ve cevap olarak ne yazsam işe yarayacağına dair bir umudum olmadığı için, değinmeyeceğim.

Yazımın çıktığı gün yurtdışında yaşayan bir Zaza’dan, Türklerin Kürtlere karşı uyguladığı, yok sayma, inkâr asimilasyon politikasını, Kürtlerin de Zazalara karşı uyguladığını belirten bir mail aldım. Başka bir yorum da, hâlihazırda PKK’nın Süryaniler üzerine büyük bir baskı uyguladığına dairdi. Bu iki bilgiyi, bu mesele üzerine kafa yoranlara, dikkate almaları dileğiyle havale ediyorum. Kendi adıma yapabileceğim ise, bu iki grubu da yakından takip ederek, sorunlarına daha fazla vâkıf olmaya çalışarak, onların da adaletten ve eşitlikten bütün yurttaşlar kadar pay alabilmeleri için destek olmaya çalışmak olacaktır.

Hatırlarsanız yazımın başlığı “Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız” şeklindeydi. Artık bölünmeyi ve ayrı bir devlete sahip olmayı isteyen Kürtler için de bu fikrin pek cazip olmadığını anladım gelen yorumlardan. Onlar “inceldiği yerden kopsun” fikrindeler. Sağolsun hükümet de, yeni kriz politikalarıyla aradaki pamuk ipliğini incelttikçe inceltmeye devam ediyor. “Kürtleşme fikri” ilginç bir şekilde hem Türk, hem de Kürt milliyetçilerini rahatsız etmiş görünüyor. Onlar birbirlerine karşı hızla yol alan iki araba gibi davranmakta bir beis görmüyorlar. O arabaların içinde bizzat kendi şahısları olsa, inanın ben de artık “bana ne, ne hâliniz varsa görün!” diyeceğim ama öyle değil işte. Onlar ellerinde joysticklerle ekran başındalar, arabaların içinde ise bizim çocuklarımız var. O yüzden onlar bu kadar rahatlar, biz bu kadar rahatsızız.

Forumda ortaya çıkan durumu, “aşırı milliyetçi (Kürt) dozu” olarak algılayan “ümmetçi”arkadaşlar da Kürtleşmeye gerek olmadığı görüşündeler. Üstelik mazlumiyetten de kaynaklansa, milliyetçilik olarak tanımlanabilecek bir anlayışı ve tutumu, bizzat kendilerine karşı işlenen bir haksızlık olarak görüyorlar. “Bugüne kadar milliyetçilikle hiçbir işim olmamışken ve devletin çeşitli şekillerde zulümlerine maruz kalmışken ben ümmetçi olarak kalabilmişsem, Kürtlerin de bu tutumu göstermeleri ve milliyetçiliğe savrulmamaları gerekir” diye düşünüyorlar. Bu beklentilerinde haklılık payı var, ancak bence farkında olmadıkları birkör noktaları da var. Kadın konuları üzerine feminist analizler yardımıyla düşünme alışkanlığım olmasaydı, ben de bu kör noktayı fark edemeyebilirdim, ancak fark ettiğimi düşünüyorum ve sizlere de izah etmeye çalışacağım: Malum neredeyse bütün dünyada hâkim olan erkek egemen sistemler içinde yaşıyoruz. Erkek olduğunuz zaman, bu sistemin doğal olarak avantajlı bir bireyi konumunda oluyorsunuz. Alışkanlıklarınız, düşünme tarzınız, yaşama biçiminiz de bu sisteme uyumlu olduğunda, bu sistem size “normal/doğal ve hatta fıtrî” geliyor, avantajlarınızın farkında bile olmuyorsunuz. Kendinizi ataerkil bir erkek olarak tanımlamasanız bile bu durum böyle tecelli ediyor. Ama kadın bir bireyseniz, işlerin başka bir türlü yürüdüğünü bizzat yaşayarak öğreniyorsunuz. İşte bu açıklamada“erkek” kelimesinin yerine “Türk”“kadın” kelimesinin yerine de “Kürt” yazarsanız, anlatmaya çalıştığım o “kör noktayı” siz de fark edersiniz diye umuyorum.


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8