Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi


06.12.2012 - Bu Yazı 3594 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Herhangi bir üniversitede görevli bir öğretim üyesi, haksızlığa uğradığını düşündüğü bir konuda üniversite yönetimi hakkında şikâyetçi olduğunda bildiğiniz gibi Savcılık YÖK’e başvurup, soruşturma için izin istiyor. Bu durumda usule göre yapılması gereken şey, YÖK üyelerinden teşkil edilecek üç kişilik bir komisyon kurulması ve şikâyetçi öğretim üyesinin iddialarının incelenmesidir. İlgili komisyon, kanunda yazılan iki seçeneğe göre karar vermek durumundadır ki, bu da ya iddiayı ciddi bulup “lüzum-u muhakeme” ya da iddiayı gayrı ciddi bulup “men-i muhakeme” kararı vermektir. Bu iki karardan hangisi verilirse verilsin, iddia sahibi iddiasını sürdürdüğü müddetçe, dosyanın Danıştay’a giderek dava konusu edilmesi sonucu çıkıyor. Fakat bizim YÖK, Doç. Dr. Ahmet İnan’ın yaptığı başvuruya karşı, bu iki seçenekten birini karar olarak vermek yerine, sanki bir mahkeme gibi GÖREVSİZLİK kararı veriyor. Buradan konunun uzmanı hukukçulara sormak istiyorum: YÖK, böyle bir GÖREVSİZLİK kararı verebilir mi? Eğer veremez ise, hâlihazırda verilmiş olan bu kararın, şikâyet konusu olan kişilerin yargılanmasını engellemek gibi kayırıcı bir niyete mebnî olduğunu düşünebilir miyiz?

Biraz sıkıcı bir başlangıç olmuş olabilir, ama bu ülkede bürokratik yapılanmanın bir noktasındaysanız ve başınız “âmir” denen insan sınıfıyla bir kere derde girmişse, ömrünüzün sonuna kadar bir şekilde mimlenirsiniz. Hele bir de Kürt’seniz, Kürt siyasetinin içinde yer aldıysanız, yazan çizen konuşan bir akademisyenseniz, kaldığınız lojmanda verdiğiniz oy yüzünden takibe uğrarsınız, okul müdürleriniz hakkınızda soru sormak için gelen polislerle bunaltılır ve siz haberiniz bile olmadan, amirleriniz tarafından geleneksel deyimle “fitne çıkarma potansiyeli bulunan” veya düpedüz “fitneci şerefsiz” olarak mimlenirsiniz. Doç. Dr. Ahmet İnan, Türk ve Kürt bir ebeveynden, Kürtçe konuşulan bir ailede dünyaya geldi. Kürtçeye dair ilk travmasını, bana telefonda anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadığı kadar acıtıcı bir şekilde, ilkokulun daha ilk günlerinde yaşadı. İlahiyat fakültesini bitirdi ve bir yandan akademik çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da öğretmenlik yaptı. 1993 yılındaNûbihâr dergisinde yazmaya başladığı zaman, polisler sürekli müdürlerini ziyaret edip hakkında bilgi istediler. Öğretmenler kurulunda, öğretmen Ahmet İnan’a “O fitneci sensin şerefsiz!” diye bağıran okul müdürü cüretini bu ziyaretlerden alıyordu tabi ki. Müdür hakkında kaymakama şikâyette bulunan İnan, imzaya açılan ve sanki her şey normal seyretmiş gibi sunulan kurul tutanağının fotokopisini çektirmek üzere alıp dışarı çıktığı için, tartıştığı müdür tarafından düzenlenen sicilinde “evrak hırsızlığı yapmıştır, iftira edebilir” notunu taşıdı yıllarca, üstelik bundan da ancak 2005 yılında haberi olabildi.

Daha sonra doktorasını bitirip akademisyen olarak üniversiteye geçen İnan, DTP’nin desteklediği bağımsız aday olarak milletvekili seçimlerine girdi. Kazanamadığı gibi, başı da dertten kurtulmadı. Bir yandan kendi uğradığı haksızlıklarla ilgili hukuk mücadelesini sürdürürken, bir yandan atılan iftiralar ve açılan davalarla uğraşmaya devam ediyor. Yazıyı, bir “Kürt kardeşimiz”in, bu güzel“Türkiye”mizde maruz kaldığı husumetin boyutunu gösteren bir alıntıyla bitiriyorum:


“Bunun tek çaresi, Ahmet İNAN’ın cezaevine, münferit bir hücreye konularak insanlardan irtibatının kesilmesidir.” 
(İlahiyat F. Dekanı A. ÜNALAN’ın açtığı tazminat davasının dilekçesinden alınmıştır.)


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8