Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Roboski yükü


03.01.2013 - Bu Yazı 2621 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçen haftaki yazımda 28 aralık tarihinde Uludere/ Roboski’ye gideceğimi belirtmiştim, nasip oldu gittim ve bu hafta sizlerle Roboski izlenimlerimi paylaşmak istiyorum:

Cuma sabahı uçakla Mardin’e gittik. Ekibimiz Zeynep Tanbay’ın “Roboski’ye gidelim ve bu katliamı unutmayalım, unutturmayalım” çağrısına olumlu cevap veren kadınlar ve erkeklerden oluşuyordu. Bir gün öncesinde bile Roboski’ye kadar gidip gidemeyeceğimiz belirsizdi, çünkü ortalıkta engelleneceğine dair kimi söylentiler dolaşıyordu. Gidebileceğimiz noktaya kadar gideriz kararlılığıyla yola çıktık ama yol güzergâhındaki aramalar dışında önemli bir engelle karşılaşmadan menzilimize vardık. Biz kadın olduğumuz için muhtemelen, üst baş aramasına maruz kalmadık ama erkeklerin sıkı bir aramadan geçtiğine tanık olduk. Polisler ve askerler gayet saygılı davransa da, bu tür “aşırı” güvenlik önlemleri aynı zamanda “aşırı bir aczi” ima ediyor. Orada “arama” yapma pozisyonunda olanların yabancılığını, ayrıksılığını ele veriyor, muktedir olanların gücünden ziyade korkusunu deşifre ediyor. Böylece, hiç arzu etmedikleri bir “zavallılığı” muktedirliğin yapışık ikizi hâline getiriyor bu aşırı durumlar...

Yolda giderken, daha çok terörle özdeş bir şekilde isimlerini duyduğum yerlerden geçiyorum ilk kez. Özellikle “Şırnak” kelimesi nedense bana sadece çatışmayı çağrıştırıyor. Ancak o güzelim coğrafyayı metre metre kat ettikçe, buranın böyle bir imaja mahkûm edilmesine gittikçe daha fazla hayıflanıyorum. Büyük şehirlerin kalabalığından, gürültüsünden, binalarından bunalan insanların koşa koşa gelebileceği farklı bir doğa kucağı olabilecekken, Şırnak’ın, Roboski’nin kanla yazılan şöhretine yazıklanıyorum. Kendi hâlinde otlayan katırlar görüyorum aralarda, ama Uludere’den sonra, katır bile artık sadece katır değil benim için, çok acılı bir hikâyenin kahramanları onlar da...

Nihayet Roboski’ye varıp, ailelerin “ziyaret” dediği mezarlığa geçiyoruz. Aynı tipte, biraz heybetlice yapılıp, rengârenk yapma çiçeklerle süslenmiş o mezarların her birinin etrafında ellerinde fotoğraflarla aileler oturuyor. Fotoğrafların çoğu belli ki keyif anlarında çekilmiş; Roboskili gençler ileride bir gün, meşum bir gün, başlarına geleceklerden habersiz poz vermişler objektiflere, bayağı içten gülümsemişler. Gençliğin o bildik umutlu, neşeli, dingin ve muzip hâlleri var üzerlerinde. İşte her mezarın başına gittiğinizde, bu fotoğrafları görüyor ve sonra bu çocukların oracıkta, o kahverengi toprağın altında yatmakta olduğu gerçeğiyle yüz yüze kalıyorsunuz. Ellerinde fotoğraflarla anneler, büyükanneler, ablalar, teyzeler, kardeşler... Ne diyebilirsiniz ki o insanlara, gerçekten “ne” diyebilirsiniz? Ben ancak “bir şey” demiş olmak için “Başınız sağ olsun, Allah sabır versin!” diyebildim ama bu cümleler benim için bile çok anlamsızdı o sırada... Anlamsızdı çünkü daha o cenazeler gömülmemişti, onlar için helallik alınmamıştı, yas bile başlamamıştı bana göre; çünkü o çocuklar gittiler, öldüler ama mezarları açık kaldı, hepimizin gözlerinin içine bakıyorlar hâlâ...

Mezarlıkta bütün varlığımı kaplayan duygu buydu ve bir de şu düşünce: “Bir anne nasıl yavrusunu burada bırakıp da evine gidip hayatına devam edebilir?”

Ben orada bir kadın olarak, bir anne olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak iliklerime kadar utandım. Duramadım çok fazla zaten Mardin’e kaçtım. Hikâyeleri dinleyemedim, diz dize oturamadım kadınlarla, dayanamadım. Bu ağır yükü kaldıramadım. Ya sizler, siz muktedirler, siz bu Roboski yükü ile nasıl yaşayabiliyorsunuz, pes doğrusu!


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
1 0
Ad Soyad Giriniz... 03.01.2013 - 07:02:58
Karamsar olmamak lazim! Roboskinin yarattigi perdeleme etkisiyle adamlari beser onar dagalarda indiriyoruz, Afyondan sagdan soldan kovuyoruz, onar yirmiser oceri tikiyoruz ama kimsenin haberi olmuyor. Olan da zaten Roboskiyle mesgul. Dahasi Roboski roboski dedikce millet cidden uzuldugumuzu falan zannediyor, yumusuyor. Bu millet bu zekayla daha cok milleti tarihe gomer! Yuruyun hakkinizdir!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,71
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı