Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

‘Malan Barkirin’


14.02.2013 - Bu Yazı 2914 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ne zamandır bahsetmek için vesile aradığım ancak bugüne kısmet olan bir kitap var önümde. Araştırma sürecinden beri haberdardım kitaptan ve merakla bekliyordum bir bebeğin doğumunu bekler gibi. 2012 ekim ayında bebek dünyaya geldi ve adı Malan Barkirin oldu Şivan Perwer’in bir şarkısına atıfla... “Evlerini yüklenip bilinmeyen diyarlara gittiler” diyordu Şivan şarkısında,“çıyanlar ve yılanlar yedi etlerimizi “ diyordu sonra... Evet, tahmin ettiğiniz gibi “zorunlu göç” mağdurlarının hikâyeleri var bu kitapta, “keşke olmasaydı, keşke bu kadar kötülük yapılmasaydı” diye diye okuduğunuz... İkisi Kürt dört kadın (Özlem YağızD. Yıldız Amca,Emine Uçak Erdoğan ve Necla Saydam) tarafından gerçekleştirilen mülakatlarla, zorunlu göç mağdurlarının tanıklıkları dile getirilmiş. Kitabın önsözünde Özlem Yağız’ın belirttiği gibi, bu tanıklıklarda dile getirilen “can yakıcı olayların gerçeğe ne kadar tekabül ettiği” sorusu,“Eksiği var, fazlası olduğunu sanmıyoruz!” şeklinde cevaplandırılıyor Yağız tarafından. Çünkü mülakatlarda konuşulanların bir kısmı, yayımlanmamak şartıyla anlatılıyor yazarlarımıza. İnsanlar kendilerini hâlâ güvende hissetmiyorlar, o eski günlere geri dönme korkusunu hâlâ içlerinde taşıyorlar ve tedbirli davranmak istiyorlar. Kamuya açık bir yüzleşme ve helalleşme aşaması gerçekleşmedikçe de, bu korkuyu ve güvensizliği hep içlerinde taşıyacaklarını anlıyoruz tanıklıklardan.


“Bakmak” gönülsüz bir ilişkidir

Yazarlar, AK Parti iktidarının ilk dönemlerinden itibaren, AB sürecinin de zorlamasıyla bazı adımların atıldığını belirtiyorlar ancak, bu zorunlu göç meselesiyle gerçekten yüzleşmek isteyen bir iradenin ortaya çıkmadığını düşünüyorlar: “Yüzleşme eylemi açıktır ki toplumun içinden gelen bir dinamiği ve gönüllü bir özeleştiriyi gerektirir. Ve her şeyden önce ‘görmektir. Dıştan gelen dinamiklerle veya konjonktür gereği bir sorunun varlığını kabul etmek ise sadece ‘bakmak’ demektir. Bakmak gönülsüz bir ilişkidir. Bütün gönülsüz ilişkiler gibi biraz kerhen, biraz yamuk... Zorunlu göçe tabi tutulan Kürt vatandaşlarla, pazarlık usulü, asgari limitlerle işi tatlıya bağlama çabası, bu insanların yaşadıkları telafisi mümkün olmayan kayıplar karşısında, devlet denen iradenin/ mekanizmanın sefilliği olarak beliriyor tanıklıklarda. Ermeni, Süryani ve Ezidilerin yaşadıkları ise, vahşi can pazarının bir başka versiyonu...


İyi niyetli yanlış bir iş

Dört başörtülü kadın arkadaşın, bu muamelelere maruz kalan insanlarla konuşma ve anlama çabası epeyce yadırganır çevrelerinde, iyi niyetli ama yanlış bir iş yaptıkları söylenir. Bu mağduriyet ve vahşet hikâyelerini bunca yıl sonra tekrar deşmenin topluma bir faydasının olmadığı ileri sürülür. Ancak, “sessizliği talep etme”nin iyi niyetle dahi olsa bilinçli ya da bilinçsiz bir unutturma eylemi olduğuna inanan yazarlarımız çıktıkları yoldan geri dönmezler. Yaşadıkları günleri kimi zaman ağlayarak, dehşetle, korkuyla anlatan insanları dinlemeye devam ederler. Çünkü yaralarını açıp göstermenin; üstelik bunu sizi yaralayan bir topluma seslenerek yapmanın dayanılmaz ağırlığının farkındadırlar. Yazarlarımızın inandıkları şudur: “Bütün bu yaşananları anlatmanın, hazmetmenin yükü yalnızca mağdurlara bırakılıyor ve üstelik ‘geçen geçmiştir’ mantığı ile toplum sessizliğe mahkûm edilirse, asıl felaket orada başlar.”

Arkadaşları olmaktan gurur duyduğum bu dört kadına, pek çok zorlukla baş ederek gerçekleştirdikleri bu kitap için sizin huzurunuzda bir kez daha teşekkür ediyorum. Malan Barkirin’i okursanız, siz de bu duygularımı paylaşacaksınız, eminim.


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8