Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Görünmez insanlar


28.02.2013 - Bu Yazı 2120 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Akşam karanlığı yeni bastırmışken, kocaman kâğıt toplama araçlarının arkasında kaybolmuş insanlara rastlarım. Çok az kadın gördüm şimdiye kadar, genellikle genç erkeklerdir bu işi yapanlar. Gözleri yerdedir, bakışlarınızla karşılaşmaz. Ne onların bir görünme arzusu vardır, ne de bizim gibi insanların görme hevesi. Öylece iki insan olarak karşılaşırız ancak birbirimizden kaçırdığımız bakışlarla, birbirimize “yok” muamelesi yaparız. Böyle her karşılaşma beni düşündürür, bu ilişkisizlik yüreğimi acıtır, onu gördüğümü, yaptığı işe saygı duyduğumu, kolaylıklar dilediğimi söylemek, hissettirmek isterim ancak cesaret edemem.

Gün boyunca karşılaştığımız, kendilerinden hizmet satın aldığımız pek çok insanla da, anlık karşılaşmalar/ilişkiler yaşarız. Genellikle alışılmış birkaç cümle kurarız ama bunlar o kadar otomatik ve ezber cümlelerdir ki, birbirimize değmeden geçip gider.

Daha uzun karşılaşmalarda da benzer görünmezlikler yaşanabilir. Mesela bir kabul gününde misafirlere hizmet etmek ve ev sahibesine yardımcı olmak üzere tutulmuş gündelikçi kadınların da, o kadar ortada oldukları hâlde aslında görünmez olduklarına şahit olmuştum. Misafir kadınlar neşeli ve gürültülü seslerle muhabbet ederken, onlar hiç konuşmadan ve gözümüze bakmadan hizmet ediyorlardı. Bu görünmezliği herkes kabullenmiş gibiydi, kimse yadırgamıyordu; ya da herkes rahatsızdı ama ne yapabileceklerini bilmiyorlardı.

Benim bu duruma empatim bir marifet değil aslında, bu işin kendi başıma da sık sık gelmesinden kaynaklanıyor. Bugün misal, kızımla bir kafede oturuyorduk, bir ara ben onu kucağıma yaslayıp sarıldım. Biz ana-kız öyle sarmaşmışken, yan masadan gelen genç bir adam, hiçbir şey sormak ve söylemek zahmetine katlanmadan, kızımın oturduğu sandalyeyi kaldırdı, götürmeye yeltendi. Böyle zamanlarda kanımın beynime sıçradığını hissediyorum, kendime hâkim olmaya çalışarak “Ne yapıyorsunuz, oraya kızım oturuyor!” dedim. Genç adam, “A öyle mi, ben boş zannetmiştim!” dedi. “Boş bile olsa izin istemeniz gerekmez mi” sorumu duymadı bile, biraz öteden başka bir boş sandalyeyi kaptı, hevesle yan masaya geri döndü.

Bu, çok basit sıradan bir “ihmal” bir “boş bulunma” olarak görülebilir ancak, genç adamın bir“kusura bakmayın” lafını bile muhatabına çok görmüş olması, aslında orada hiç muhatap görmediğini ima etmektedir.


Takva körlüğü

Ya da dindar bir karı-koca ile karşılaştığınızda bazen aynı duruma düşersiniz. Kadınla canciğer muhabbet edersiniz ama adam ne selam verir, ne muhatap olur, sanki ağızsız, dilsiz bir duvar gibi öylece bekler yanınızda. Bu da takva körlüğüdür ne yazık ki. Bizim gibi kadınlar bu türden körlüklere en az öbürleri kadar sık muhatap olurlar.

Hatta bir keresinde şöyle bir olay bile yaşanmıştı. Devlet memurlarına yönelik dil kursları veren Devlet Lisan Okulu’nun bir Arapça kursunda, kadın öğrenciler en önde oturmaktadır. Derse gelen hocalardan biri, dersi hep kadınların arkasında durarak, sadece erkeklerle muhatap olarak anlatmaktadır. Bu tarz bir süre böyle devam eder ancak bir müddet sonra hoca en önde ders anlatmaya başlar. Benim iyi niyetli kadir kıymet bilir arkadaşlarım da, hocaya bu yeni durum için teşekkür ederler. Hoca“Teşekküre gerek yok!” der ve devam eder: “Ben sizleri takvalı hanımlar zannetmiştim, onun için saygıdan arkanızda ders anlatıyordum ama gördüm ki öyle takvalı makvalı değilsiniz, onun için burada anlatmaya başladım!” İşte “buyur buradan yak!”netameliliğinde bir cevap devletin takva takometreli hocasından. Bu olayın 21 yıl önce yaşanmış olması, bugün durumun daha iyi olduğu anlamına gelmiyor. Birileri birilerini görmemeye, saymamaya, aşağılamaya devam ediyor...


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8