Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Cezaevinde unuttuklarımız


11.04.2013 - Bu Yazı 2256 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bugünlerde cezaevi denince akla Silivri geldiği için, yazımın onunla ilişkili olduğunu düşünenleri önceden uyarayım, bu yazı başkalarıyla ilgili. Silivri’de de unutulanlar var mı bilmiyorum ama geçtiğimiz günlerde yapılan ve bir taktik olarak sürdürüleceği anlaşılan Silivri baskınlarına bakılırsa, burada bir unutma zaafının yaşanmadığını düşünebiliriz. Bu yüzden yazım, cezaevinde gerçekten unutulan ve kendi kaderine terk edilen İslami camiaya mensup mahkûmlarla ilgili.

Cezaevleri toplumumuzun önemli bir kesimi için çok canlı ve hayatın içinde bir olgudur. Rehabilitasyon hizmetlerinin yetersizliği sebebiyle gerçekten kader mahkûmu hâline gelen ve tekrar tekrar cezaevlerine düşenlerin yanı sıra, özellikle siyasi düşünce ve eylemlerden mahkûm edilme durumuyla sıkça karşılaşan sol kesim ve Kürtler için cezaevi yıllardır adeta bir ikinci adres gibidir. İşte bu yüzden cezaevlerinde yaşanan sorunlar, işkenceler, hak ihlâlleri ve cezaevinden çıkanlar için gereken destek için çeşitli dernekler vakıflar kurulmuştur. Bu dernek ve vakıflar aracılığıyla cezaevi sorunları ülke gündemine taşınır ve bizler de haberdar oluruz. Ancak yine siyasi suçlu olarak cezaevine giren İslami camianın radikal diyebileceğimiz kesiminden mahkûmlar, yakınları ve duyarlı birkaç dernek dışında tam bir ilgisizliğe mahkûm edilmişlerdir. Bu ilgisizliğin sebepleri hakkında çeşitli fikirler ileri sürülebilir ama aslında bu mevzu, dindar kesimlerle devlet ilişkisinin hassas veçhelerini de işaret etmesi bakımından bence önemli bir araştırma konusudur. İslami camianın bu açığını kapatmak üzere harekete geçen MAZLUMDER’in başlattığı bir çalışma bu konuda hepimizin kendimizi sorgulamamızı, hatta utanmamızı gerektiren bir eksikliğimizi ortaya koymuştur, kendilerine teşekkür ediyorum.


Cezaevi söyleşileri


MAZLUMDER “Cezaevleri Çalışma Grubu”
 tarafından düzenlenen “Cezaevi Söyleşileri” işte bu cezaevlerinde unutulan mahkûmları gündeme taşıyan, onların varlığından ve sorunlarından bizleri haberdar önemli bir girişim. Geçtiğimiz günlerde onuncusu düzenlenen söyleşide, İslami Hareket Davası kapsamında 1994’ten beri cezaevinde tutulan Ahmet Şat’ın durumu ele alındı. Konuklar bu süreçlere yakından vâkıf olan iki kadın ve anlattıkları da gerçekten yürek sızlatıcı... Türkiye’de “irtica”paranoyasının nice gencin hayatında pek çok şeye mal olduğunu bilsek de, çocuk yaşta tutuklanıp, işkencelerden geçerek, ağır cezalara mahkûm olmak, bu talihsizliklerin en beterlerinden biri kanımca. Bunların bilinmemesi, duyulmaması da bambaşka bir talihsizlik.


Ahmet Şat
’ın MAZLUMDER’e gönderdiği uzunca bir mektup var, MAZLUMDER’in sitesinde yayınlanan. O mektupta o kadar olgun ve haklı cümleler var ki, mutlaka okuyun ama ben yazımı çok önemli bulduğum bir bölümle bitiriyorum:


“ Müslüman vicdanı sadece kendisine yapılan zulme değil komşusuna/ötekine karşı yapılan zulme de isyan eder. Ve her türlü zulmü kendisine karşı yapılmış kabul eder. Özelikle 28 Şubat süresince zulüm olarak hep başörtüsü işlendi. Evet, Allah’ın bir emri olması yanında din ve vicdan özgürlüğünü temsil eden örtüye karşı irtica yaygarası üzerinden yapılanın apaçık bir zulüm olduğu açıktır. O dönem binlerce kız çocuğu eğitim hakkından mahrum edildi. Ama o günlerde bu ülkede ölen binlerce insana karşı ‘Bu insanlar neden ölüyor?’ ya da ‘Neden bunca insan tutuklanıp zindanlara atılıyor?’ diyen Müslüman sayısının ne kadar az olduğunu çok iyi hatırlıyoruz. Sizce en büyük zulüm veya sorun hangisi olmalıydı diye tekrardan vicdanlarımıza yönelmemizin zamanı hâlâ gelmedi mi? Aslında Müslümanlar olarak sistemin sadece bize dokunan dişlisine karşı çıkıyoruz. Dün de öyleydi bugün de bu tekrar ediliyor.”


htuksal@gmail.com

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı