Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

O kadar sevinmeyin…


30.11.2013 - Bu Yazı 2097 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Cemaatle AK Parti arasında yaşanan gerginliğin adı kimi çevreler tarafından “hesaplaşma” olarak lanse ediliyor. Bakıyoruz, cemaat tarafı bu “hesaplaşma” tezini kabul etmiş durumda ve bu zeminde yürütüyor politikalarını. 2004 yılında imzalanan ve muhtemelen daha o aşamadan itibaren de haberdar oldukları bir MGK kararını bugün afişe ettirmeleri de, bu tezi destekliyor. Peki, AK Parti bu sürprizlere hazır mı? Bence hazır, çünkü 28 Şubat sürecinde Refah Partisi’ne yönelik baskılar karşısında televizyona çıkıp Erbakan’dan hoşlanmadığını deklare eden Fethullah Gülen Hoca’nın bu tavrını unuttuklarını hiç sanmıyorum. Rahmetli Erbakan’dan hiç hazzetmeyen ben bile bu tavrı etik açısından oldukça sorunlu bulmuş ve tanıdığım cemaat üyelerine bu tavrın anlamını sormuştum. Onlar da “Hocaefendi ne yapsın, civcivlerini korumaya çalışıyor!” demişlerdi. Tabii onların bu kişisel yorumları Hocaefendi’yi bağlamaz ama en azından böyle bir tutumun cemaat içinde nasıl anlaşıldığını göstermek bakımından bir veri sunabilir.

Yazılıp çizilenlere, yapılan açıklamalara bakıldığında AK Parti tarafının böyle bir hesaplaşmanın varlığını kabul etmediğini, söyleminde böyle bir imadan özenle kaçındığını görüyoruz. Nitekim MGK belgesiyle ilgili olarak da, atılan imzalara rağmen cemaate karşı hiçbir şeyin yapılmadığını açıkladılar ki ben bunun doğru olduğuna inanıyorum. Ancak bu yazıda iki tarafın birbirine ne yaptığı, nasıl yaptığından ziyade, bu zıtlaşmadan ve yarılma görüntüsünden müthiş bir haz duyan kimi kesimlere “O kadar sevinmeyin, işler hiç de sizin umduğunuz şekilde sonuçlanmayabilir!” demek istiyorum. Hatta “Siz bu cemaatleri hiç tanımıyorsunuz, komplo teorilerine o kadar bel bağlamayın, sonra mahcup olursunuz!” diye de uyarmak istiyorum.

Dini cemaatler meselesi uzun yıllar Türkiye’de bir kara kıta olarak kalmış, dinin bireysel kimlikler ya da toplumsal süreçler üzerindeki etkisi bile, “irtica” söyleminden bağımsız bir şekilde, salt sosyal bir olgu olarak sosyal bilimlerin konusu haline gelememiştir. Tabii ki Şerif Mardin Hoca’yı bu alanda bir istisna olarak zikretmek lazım, ancak onun da bu özgürlüğü başlangıçta ABD’de kullandığını hatırlamamız gerekiyor.

Şerif Mardin “Modern Türk Sosyal Bilimleri Üzerine Bazı Düşünceler” başlıklı makalesinde* bir grup önde gelen Türk bilim adamının -ki onları Kemalist, laik ve Marksizan eğilimler taşıyan kişiler olarak niteler- Türk toplumunu analiz ederken kullandıkları bir kavrayış çerçevesine bağlı olarak, tahakküm, iktidar ve zorlamanın getirdiği kısıtlamaları başlangıç döneminin zorunlu bir özelliği saydıkları ve bu yüzden de tahakküm altındakilerin dayanaklarını ya da “söylemini” anlatmadıkları, böylece mikro sosyoloji alanının güdük bırakıldığını ileri sürer. Mardin, bu yaklaşımın yarattığı sorunu şöyle açıklar: “Mikro düzeydeki analiz üzerinde odaklanamamaktan doğan yetersizlik hem belli başlı toplumsal süreçlerin karmaşıklığına duyarsız davranmaya yol açar, daha da önemlisi, hem de tabandaki dinamiklere dayandırılan açıklamaların daha uygun düşeceği yerlerde komplo teorilerine başvurma alışkanlığını geliştirir.

Ben bu analizin, şimdi karşı karşıya olduğumuz durum için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Cemaat şu anda tepkisel bir tavır ortaya koysa da, tabandaki insanların bu yarılmadan hiç de hoşnut kalmayacaklarını ve bu yüzden AK Parti’yle yaşanacak bir kopmanın tabanda da kopmalar meydana getirebileceğini bence çok iyi biliyor. Ancak yine de elinde önemli bir potansiyel var ve bu yüzden gerilimin düzeyini belli bir seviyeye kadar yükseltmekten çekinmiyor. Fakat bunun belli bir sınırda kalacağını ve orada bir uzlaşmanın oluşacağını öngörebiliriz. Bundan fazlası olursa şayet, işte o zaman daha büyük bir projeyi konuşmaya başlayabiliriz…

*(Türkiye’de Modernleşme ve Ulusal Kimlik, Ed. Sibel Bozdoğan, Reşat Kasaba, çev. Nurettin El-Huseynî, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Dördüncü Baskı, 2010, İst., s.66-83)

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
1 0
faruk tuncay 01.12.2013 - 20:55:20
Sevincimizin sizin birbirinizi yemenizle ilgisi yok. Size yıllardır 'takıyyeci, sahtekar, para canlısı' derken 'fitneci' yanıtı alıyorduk. Birbirinizin maskesini öylesine güzel indiriyorsunuz ki! Yarın can ciğer kuzu sarması olsanız ne yazar.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%54,46
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8