Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Fitne kelimesi ve hatırlattıkları


05.12.2013 - Bu Yazı 1725 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Fitne” kavramı Kur’an’da geçen çok anlamlı kavramlardan biridir. Bu anlamların ortak noktası, insanın aklının karışacağı; doğru ile yanlış arasındaki net ve keskin hattın kaybolacağı bir kargaşa ortamının bulunması durumudur. Böyle kargaşa/ fitne zamanları, herkesin aklının karışabileceği ve bu karışıklıktan istifade ile bir takım şer güçlerin kontrolü ele geçirebileceği; ayrıca müminler ile mümin görünen ama aslında mümin olmayanların farklı tavırlar takındığı/takınacağı dönemler olarak tasvir edilir. İlgili ayetlerde müminlere dosdoğru olmaya devam etme ve fitneyi boşa çıkarma, etkisiz hale getirme tavsiyesinde bulunulur. Ancak İslami literatürde fitne meselesi, daha sonra daha özel bir içerik kazanmıştır.

Hz. Osman döneminde başlayan, Hz. Ali döneminde devam eden ve Kerbelâ faciası ile etkileri günümüze kadar süren iç çatışma/ayrışma dönemi İslam tarihinde “ilk fitne” olarak isimlendirilmiştir. Bu dönemin yakıcı tecrübeleri İslam ilahiyatını en çok etkileyen konular arasındadır. Hz. Osman’ın yönetiminden şikâyetçi olan bir takım kişilerin, arkalarına tanınmış ve etkili bazı sahabileri de alarak giriştikleri “hak ve adalet arama” mücadelesi, içlerinde Hz. Ebubekir’in oğullarından birinin de olduğu isyancılar tarafından Hz. Osman’ın evinin kuşatılması ve nihayet bir baskınla onun öldürülmesi ile sonuçlanmıştır ki, bu olay İslam’ın “altın çağı” için sonun başlangıcı mesabesindedir.

Aslına bakılırsa, Hz. Peygamberin sağlığında da bir takım iç çekişmeler, eski düşman kabileler olan Evs ve Hazrec’i çatışmanın eşiğine getiren bir takım olaylar yaşanmış, ancak vahyin etkin müdahalesi ve Hz. Peygamberin hikmetli liderliğiyle fitne büyümeden söndürülmüştür. Bu yaşanmışlıklara rağmen, Hz. Peygamberin vefatından sonra hem kabileler arası çekişmelerin, hem liderlik heveslerinin hem de İslam coğrafyasının birden büyümesiyle ortaya çıkan yeni durumların yeni kargaşalara yol açması kaçınılmaz olmuştur.

Hz. Osman’ın ölümünden sonra kontrolü tam sağlayamasa da halife olan Hz. Ali’ye karşı, bu sefer Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılması talebi üzerinden yine bir “hak ve adalet arama” mücadelesi başlatılmış, Hz. Ayşe’nin ve Muaviye’nin de etkin olarak destek verdiği bu mücadele, neticede Cemel ve Sıffin savaşları ile “kardeş kanı” dökülerek sonuçlanmıştır. Ancak kargaşa burada durulmamış, Hz. Ali ile Muaviye arasında yapılan Sıffîn savaşında ortaya çıkan “hakem olayı”nı bir “dinden çıkma” olarak kabul eden Hâricî Müslümanlarla savaş durumları devam etmiş, neticede pek çok Müslümanın kanı dökülmüş, Hz. Ali’nin kendisi de bir Hâricî tarafından öldürülmüştür.

Hz. Ali’nin ölümünden sonra oğlu Hasan’ın bir anlaşma ile halifeliği Muaviye’ye bırakması ile bir dönem sular durulmuşsa da, oğlu Yezid döneminde yaşanan Kerbelâ faciası ümmetteki ilk büyük yarılmanın başlangıcı olarak tarihe çok acı bir hatıra ve kara bir leke olarak geçmiştir. İsyanlar, savaşlar ve Müslümanların birbirinin kanını heder etmesi daha sonraki süreçlerde de devam etmiştir. Bu yüzden, iki Müslüman topluluğun bir şekilde karşı karşıya gelmesi durumu, İslami camiada hemen bir “alarm” durumunun ortaya çıkmasına ve “fitne” kelimesinin hatırlanmasına sebep olmaktadır.

Bu kadar acı tecrübenin sonucunda ortaya çıkan “fitne” literatürü, insanları böyle bir durumda herhangi bir tarafa “taraftar” olmamaya, mümkün olduğunca “pasif” kalarak fitne ateşine odun taşımamaya, fitneye sebep olabilecek karmaşık düşünce ve yorumlardan uzak durmaya, zalim bile olsa zamanın iktidarına itaat etmeye çağıran bir işlev üstlenmiştir.

Cumhuriyet sonrasında dini cemaat olarak şekillenen Süleymancılık, Nurculuk ve tasavvufi gruplar da, devrin yöneticilerinden ne kadar şikâyetçi olsalar da asla bir şiddet hareketine cevaz vermemişler, şiddetli kalkışma dışındaki imkânları kullanarak, ya da böyle imkânları bizzat oluşturarak var olma ve büyüme stratejileri geliştirmişlerdir. Bu tavır geleneksel İslami yorumların kemikleşmesine sebep olmak bakımından her daim eleştiri alanımda olsa bile, “şiddet”ten kaçınma düsturuna olan sadakatleri sebebiyle benim açımdan takdire şayandır.

Son yaşadığımız “dershane” tartışması, her iki tarafın da birçok açıdan, yeniden üzerinde düşünmesi gereken bir tartışmadır. Bizim için üzücü olmuştur ama inşallah hayra vesile olur diyelim…

http://serbestiyet.com/fitne-kelimesi-ve-hatirlattiklari/

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı