Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Kadınlar ve fitne söylemi


08.12.2013 - Bu Yazı 1766 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir önceki yazımda, cemaat-hükümet gerginliği üzerine görüş beyan edenlerin bir kısmının kullandığı “fitne” kavramını ortaya çıkaran olaylar üzerine tarihsel bir projeksiyon yapmaya çalışmıştım. Yazımda da görülebileceği gibi başlangıçta “siyaset” alanında ortaya çıkan bir kavram olan “fitne”nin daha sonraları siyasi istikrarın bir şekilde sağlanmasından sonra ortadan kalkmak yerine özelleştiğini ve “kadın”la ilgili mevzulara hasredildiğini görüyoruz. Bu yazımda fitne söyleminin bu boyutuna değineceğim.

Hicret denen kutlu miladın üzerinden 30 yıl geçmeden başlayan siyasi kargaşalıklar, h.40 yılında Hz. Ali’nin öldürülmesiyle başka bir boyuta evrildi. Bu çatışmaların doğurduğu korku ve endişe, yarattığı hayal kırıklığı ve güvensizlik, insanlardaki “âhir zaman” anlayışını güçlendirdi ve İslâm’ın devrimci ruhu yerine içe kapanmacı, pasifist ve bir tür “olağanüstü hal” dönemi geçerli hale geldi. Artık bir “fitne dönemi”nde yaşanıyordu, bu yüzden daha önceki dönemin “normal/olağan” uygulamaları böyle bir dönemde geçerli olamazdı. Bunun kadınlar planındaki tezahürleri, kadınları toplumsal hayattan tamamen dışlamak şeklinde gerçekleşti.

Hz. Peygamber döneminde kurulan yeni tevhîdî toplumun bağımsız birer bireyi olan, iman edip etmemeye kendileri karar veren, gerekirse kocasını-ailesini bırakıp tek başına o günün şartlarında Medîne’ye hicret eden, erkeklere sunulan biat teklifi kendilerine de sunulan, o dönemin en önemli toplumsal eylemi olan cemaat ve bayram namazlarına erkekler gibi iştirak eden, soru soran, itiraz eden, hakkını arayan, emân veren ve hatta savaşan kadınları gitti, yerine bütün bunları yapmaktan men edilen bir “kadınlık” modeli geldi.

Yeni modelde, kadınların bırakın camiye gidip cemaatle namaz kılmasını, evlerinin en kuytu yerinde kılacağı namazın en makbul namaz olacağı söylendi. Bazı fakihler, ancak yaşlı ve çirkin kadınların camiye gelebileceklerine fetva verdiler. Soru soran, itiraz eden, hatta peygamberle tartışan ve bu tartışmasıyla “Mücadele” suresine adını veren Havle gibi kadınlar ortadan kayboldu; kocasına sorgusuz sualsiz itaat eden, kocasının istek ve arzularını emir telakki eden ve yüzünü, sesini dahi başka erkeklerden gizleyen böylece toplumda siyah bir gölgeye dönüşen bir kadınlık modeli teşvik edildi. Bu da yetmedi, uydurma hadislerle Hz. Peygamber konuşturuldu: “Benden sonra size kadınlardan daha büyük bir fitne bırakmadım!” dedirtildi kendisine ve literatür bu benzeri rivayetlerle doldu. (Perşembe günü bir öğrenci kulübünün davetlisi olarak, AÜ İlahiyat Fakültesinde yaptığım sunumda, hadis literatüründe kadın söylemini ortaya koyan örnekler sunduğumda, öğrencilerin yaşadığı şok hala gözümün önünden gitmiyor. Ben de doktora tezimi çalışırken böyle şokları çok yaşamıştım.)

Geleneksel İslami literatürde, hatta ondan mülhem olarak modern İslami literatürde, hala kadınlar sahip oldukları doğal hakları sınırlı bir biçimde kullanması beklenen insanlardır. Erkeklerin fitneye düşmemesi için gereken bütün sorumluluğun ve fedakârlığın, son derece normal bir talepmiş gibi sadece kadınlardan beklenmesi alışılmış bir durumdur. Yıllardır Medîne’de yaşayan, bu yüzden yüzünü peçeyle örten ve refakatinde aileden bir erkek bulunmadan dışarı asla çıkmayan arkadaşımla İstanbul’da buluştuğumuzda, kadınlar için açılan ve çok beğendiği bir kafeden bahsederek, şöyle demişti: “Keşke Medîne’de sadece kadınların kullanabileceği yer altına inşa edilmiş yollar olsa da, yanımıza bir erkek almaya mecbur olmadan istediğimiz yerlere gidebilsek!” Bu sözün içime düşürdüğü acı hala tazeliğini ve sıcaklığını koruyor. Yer üstünde özgürce seyahat hakkı bulunmayan kadınların yer altında özgürlük araması… Ve bunun bile ancak bir fantezi olabilmesi… Yazık, gerçekten yazık…

Bu günlük burada bitiriyorum ancak bu konuya tekrar döneceğim.

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı