Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Kadın örgütlerinin inkâr politikası


14.12.2013 - Bu Yazı 1733 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Son iki yazım kadınlarla ilgiliydi, siteye yazılan yorumlar dışında başka mailler de aldım. Kadınların “kadın olmaktan kaynaklanan sorunları” gibi bir niteleme fazlaca klişe bir cümle olsa da, bu klişe hâlâ geçerli maalesef, hem de her kesimde… Bana gelen mailler de, gözlemlerim de bunu doğruluyor.

Üye olduğum kadın gruplarında bu hafta başında olağanüstü bir hareketlenme yaşandı ve bir imza kampanyası düzenlendi. Anadolu Haber Ajansı’nda çıkan bir haberden huylanarak, KEFEK adıyla bilinen TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun kapatılacağı endişesine kapılan kadın örgütleri hemen bir bildiri yayımladılar.  Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın adı değiştirilip, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yapıldığı günden bu yana feminist çevreler son derece rahatsız; bu değişikliğe KSGM’nin de kurban edileceği yönünde bir endişe taşıyorlar. Haklı olup olmadıklarını bilmiyorum, “Aile” ve “Kadın” konularının bu kadar dikotomik bir zıtlık içinde algılanmasını ise hiç anlayamıyorum ancak her halükarda, KEFEK’in de KSGM’nin de işlevsel bir şekilde devam etmesi gerektiğini savunuyorum.Hükümetten gelen gayrı resmi açıklamalar bu kurumların kaldırılmasına yönelik herhangi bir niyetin bulunmadığını ifade etse de, endişeler devam ediyor, duyurulur…

Kadın örgütlerimizin şimdiye kadar çeşitli mücadelelerle elde edilmiş kazanımların kaybedilmemesi, ya da işlevsizleştirilmemesi yönünde gösterdiği hassasiyet takdire şayan.  Ancak bu hassasiyet başörtülü kadınların yaşadığı sorunları, maruz kaldıkları ayrımcılık ve dışlamaları kapsamıyor. 1995’ten beri şahit olduğum üzere, bazı istisnalar bulunmakla birlikte-ki onlardan da aşağıda bahsedeceğim- seküler kadın hareketi başörtülü kadınların sorunlarına karşı “yok hükmünde” davranmayı sürdürüyor. Kişisel olarak benim ve üyesi olduğum Başkent Kadın Platformu’nun, uzun yıllar kadın hareketi içinde kadın sorunlarına karşı ortak mücadele edebilmek için sürdürdüğümüz ısrarlı duruş bile böyle bir empati üretmeye yetmedi. AK Parti iktidar olmadan önce, bizleri aralarına kabul etmeyi “başörtüsü sorununa katkı” bağlamında bir fedakârlık olarak gören arkadaşlarımız, AK Parti iktidara geldiğinden beri bu soruna çözülmüş gözüyle baktı. Başörtülü bir kadın Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıkmıştı ya, artık bu ülkede kim bir ayrımcılık ya da dışlamadan söz edebilirdi?

Ben hep, neredeyse aptallık düzeyinde bir iyi niyetle bu karşıtlığı anlamaya çalıştım. Zihnimin beni götürdüğü bulgulara inanmak istemedim… Her şeyi sorgulayan, eleştiren kadınların kendi modernist/ İslamofobik ezberlerine bu kadar inatla sarılmalarını hiç, hem de hiç anlayamadım. Ama sonunda şu gerçeği idrak ettim doğrusu: “İlerici” bir “azınlık” durumunda olan bu kadınları, toplumun geri kalanından ayıran, onlara bir konum ve bu konuma bağlı olarak maddi manevi kazanımlar sağlayan unsur, işte tam da bu varoluş biçimleriydi. Yani, “dindar/muhafazakar eşittir gerici” toplumsal kesimlerle aralarında hiç de kapanmasını arzu etmedikleri bir mesafe vardı ve bu mesafe kendi aralarındaki ortaklığın olmazsa olmaz temeliydi.  Aralarında rekabet ve çekişme olan her kesim gibi kadın örgütleri de ancak “ortak düşman” a karşı “mesafe ve karşıtlık” üzerinden bir “birlik” hali üretebiliyorlardı. Bu yüzden başörtülü kadınlara karşı bir tür “inkâr politikası” üzerinden ortaklaşmak, siyasalarının vazgeçilmez bir unsuru oldu. İnanmıyorsanız, sitelerine, yayınlarına bir bakın; bu ülkede ne bir başörtüsü sorunu, ne bu yüzden eğitim hayatından dışlanmış, meslek sahibi olamamış ya da mesleğinden edilmiş kadınlara dair bir tek cümle bulamazsınız. Onların iktidar alanında başörtülü kadınlar “yok” hükmündedir, “inkâr” görünmezliğindedir.

Şimdi istisnalara geliyorum: Nebahat Akkoç’un önderliğinde KAMER vakfı,  “AMARGİ” grubu, AVRUPA KADIN LOBİSİ TÜRKİYE KOORDİNASYONU istisnaları oluşturuyor. Ayrıca “birbirimize sahip çıkıyoruz” kampanyasına bireysel olarak destek veren arkadaşları da kişisel istisnalar sayıyorum (Bunların dışında unuttuklarım varsa özür diliyorum, kendilerini hatırlatırlarsa bu listeye yazarım).

Bakalım bizim kadın örgütleri bu inkâr politikalarını bir gün masaya yatırmaya cesaret edecekler mi? Merakla bekliyorum.

http://serbestiyet.com/kadin-orgutlerinin-inkar-politikasi/

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8