Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Küfür, şal ve ötesi


17.12.2013 - Bu Yazı 1606 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu küfürlü konuşmalara sahne oldu, bizler de gazetelere düşen tutanaklar sayesinde bu küfürleri duymuş gibi olduk. Dün (pazartesi) TBMM’ye gelen bütün kadın vekiller kırmızı bir şal takarak, küfürlü konuşmaları protesto ettiler. Ayrıca TBMM Başkanı Cemil Çiçek’le görüşerek, küfür eden vekillere ceza verilmesini istediler.

Alışkın kulaklar için küfür pek bir şey ifade etmeyebilir, ancak bu, küfrün şiddet içeren karakterini ve telkin gücünü hiçbir şekilde önemsiz kılmaz. Evet, bence küfür cinsel şiddet içeren bir “telkin”dir. Sin kaflı küfürlerin tümü, cinsellik eylemini bir güç gösterisi ve cezalandırma aracı olarak doğallaştırma telkinini bünyesinde taşır. “Amcana bi küfret oğlum!” la başlayan hastalıklı süreç sokakta destek bulur; delikanlılık çağına gelen bir erkek çocuk artık envai çeşit cinsel cezalandırma edimlerinden oluşan bir küfür lügatına hakim hale gelmiştir. Bu içeriğinden ötürü küfür “erkekler arası” bir lügattır ve “aile” yani kadınların bulunduğu ortamlarda bu lügatın kullanılması hoş karşılanmaz. Erkekler arası muhabbetin genellikle kadınlar, futbol ve siyaset üzerinden bir güç gösterisi olarak performe edildiği düşünüldüğünde, küfrün bu gösterideki hayati önemi de anlaşılmış olur.

Meclis’te küfürbazlığı sayesinde herkesin ismini öğrendiği AK Parti Tokat Milletvekili Zeyit Aslan’ın marifetlerine bakıldığında, her ne kadar özür dilemiş ve öfke kontrolü konusunda tedavi gördüğünü söylemiş olsa da, kadın vekillerin protestolarını fazlasıyla hak ettiğini söyleyebiliriz. Ancak onun bu cürümleri nedense, başbakanı eleştirmek ya da parti politikasına karşı çıkmaktan daha kötü sayılmaz ve kendisine etkili bir ceza verilmez. Bu tutum da onun gibi adamlar için “bildiğin gibi devam edebilirsin!” izni anlamına gelir. “Testi içindekini sızdırır” boyutundan bakıldığında, sızdırdıklarını duymaya tahammül edemediğimiz böyle adamların, muhafazakâr demokrat bir partide ne işi olduğunu en azından partiye oy veren kadınların daha yüksek bir sesle sormaları gerekir.

Erkek egemen kültürde küfrün zararsız bir rahatlama aracı olarak görülmesi, yerli yerince küfredebilmenin adeta bir marifetmiş gibi kabul edilmesi, dindar gruplar arasında bile küfrün en fazla bir edep/sizlik sorunu sayılması sonucunu doğuruyor. Oysa küfrün, en çok bu çevrelerde, “Dervişin fikri neyse zikri odur” kaidesinden yola çıkarak sorunsallaştırılması gerekir. Küfür eden bir dilin arkasındaki zihin “kirli ve mütecaviz” bir zihindir çünkü. Mütecaviz bir zihnin ürettiği sözsel tecavüz bu kadar olağan karşılanırsa, fırsat doğduğunda bu mütecaviz zihni fiili tecavüzden alıkoyacak hangi bariyer etkili olabilir Allah aşkına?

Geçenlerde Hakan Aksay’ın T24’te yayımlanan “Tecavüz Cumhuriyeti” başlıklı yazısı, okuyanlar için gerçekten çok ağır bir travma sebebi olacak doneler içeriyordu. Durumu daha da ağırlaştıran, yaşı küçük kızlara uygulanan toplu tecavüzlere karışan devlet görevlilerinin bile bir şekilde yargının adaletinden kaçırılmasıydı. Bir kız çocuğunun babası-dedesi yaşındaki adamların tecavüzüne uğraması, diri diri toprağa gömülmesinden daha az kötü bir şey değilken, AK Parti gibi dindar muhafazakâr insanların iktidarında bu suçla yargıya düşmüş olanların bir şekilde paçayı sıyırması, en çok bu partinin kadın vekillerinin üzerinde düşünmesi gereken bir sorundur. Seçimlerde kimin bu konuda hesap soracağını bilemem, ama yarın kıyamette bu konuda hesap vereceklerinden en azından ben eminim.

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı