Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri


15.02.2014 - Bu Yazı 1885 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

cemaat02_jpg

 Uzun zamandır yazamıyorum, bağışlayın. İki aydır yaşadığımız travmatik siyaset ortamı, karşılıklı şiddet dili ve iddialarıyla beni hasta ediyor. İyileşebilmek için, uzak durmam, ilgilenmemem gerekiyor. Zaten televizyonun kumandasıyla barışık bir insan değilim ama internetten izlemeyi de bırakıyorum böyle zamanlarda. Ancak hepimizi birinci dereceden ilgilendiren bu sorun ortadayken, başka şeyler yazmak da tuhafıma gidiyor ve sonuç olarak yazmayan/yazamayan bir insana dönüşüyorum.

Süregiden bu kavgada, şu geçen 10 yılda yaşadığımız farkın heba edilmemesi adına hükümetin yanında durduğumu belirtmiştim. Evet, hâlâ orada duruyorum ama bu kavganın seyrinden hiç de hoşnut değilim. Cemaat tarafı, pek çok açıdan “sureti hak”tarafında durmanın avantajları ile insan hakları, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü gibi kriterler üzerinden hükümetin açıklarını, eksiklerini fâş etmekle meşgul. Belki pek çok konuda da haklılar. Ancak ben Cemaat sözcülerinin öyle insan hakları, demokratikleşme vs. gibi kavramları gerçek içeriğine uygun olarak algıladıklarını ve kullandıklarını düşünmüyorum. Geçmişteki takiyye suçlamalarına hak verdirecek şekilde stratejik bir taktik olarak bunlara başvurduklarına inanıyorum. Diğer dini cemaatler ise insan hakları ve demokratikleşme gibi kavramları ağızlarına bile almıyorlar zaten, onlar kendi kapalı alanlarında kendi gündemleri üzerine konuşuyorlar, Türkiye geneline ya da dünya medyasına konuşma gibi bir ihtiyaç ya da pozisyon içinde değiller.

Hizmet Cemaati hem genişliği ve yaygınlığı, hem de girdikleri her ülkede etkin bir güç olma stratejileri sebebiyle, diğer cemaatlerin ihtiyaç duymadığı “demokratikleşme, insan hakları, hukukun üstünlüğü” gibi kavramlara sahip çıkan bir görüntü vermeye ihtiyaç hissediyorlar. Bu sebeple çeşitli adlarda pek çok sivil toplum örgütü kuruyorlar, sonra bunları platformlar halinde birleştiriyorlar ancak Türkiye’de “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı” dışında, şu son siyasi krize kadar cemaate ait hiçbir STK’nın adını duymuş değildim. Bu süreçte platformlar halinde yapılan açıklamalar sebebiyle, bu STK’ların isimlerinden haberdar olabildim (ve unuttum). Bir sivil toplum kuruluşu, hele de öyle insan hakları, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü gibi iddialara sahipse, şu geçen 10 yılda bize sesini duyuracak vesilelerden bir kaçını kullanabilirdi, ama yapmadılar; sadece kendi işlerine lazım olunca ortaya çıktılar, açıklama yaptılar, bildiri yayınladılar… E bu da inandırıcı ve etik olamadı tabii ki.

Şimdi gelelim hükümete… Başbakanın kullandığı şiddet dili, onun şiddetini sevenler nazarında makbul olabilir ancak benim için katlanılamaz derecede ölçüsüz ve provakatif bir dil. Bu dil üzerinden yarattığı karşı saldırının gündemi işgal etmesi sayesinde yolsuzluk iddialarının konuşulmasını geciktirmeye çalıştığı şeklindeki görüşlerin doğru olduğuna inanıyorum. Ayrıca “paralel devlet” diyerek şeytanlaştırdığı Hizmet Cemaati’ne vaktiyle bu imkânları belki gönülsüzce de olsa, kendisinin sağladığı ortada; çünkü AK Parti iktidarı neticede bir cemaatler koalisyonu. Ancak Hizmet Cemaati’nin liderleri, daha büyük bir koalisyondaki ortaklarının menfaatlerini de gözeterek, iktidar koalisyonundaki mevcut konumunu ve imkânlarını hükümet ve başbakan aleyhine kullanmayı tercih ettiği bir yol ayrımına geldi. Bunun ülkeye faturası, siyasi ve ekonomik istikrarın yara alması oldu ve bu yüzden, Gülen Cemaati iddialarında haklı bile olsa, beklediği ölçüde yaygın bir destek bulamadı. Üstelik cemaat olarak neredeyse dokunulmaz/tartışılmaz bir statüye sahiplerken, en seviyesiz tartışmaların muhatabı haline geldiler.

Dışarıdan bakarak, bu cemaatler koalisyonunu ve başbakanı eleştirmek kolay, fakat bir ülkenin toplumsallaşması böyle oluyorsa, bir siyasetçi olarak başbakanın bu yapıları dışlaması, görmezden gelmesi ne kadar mümkün olabilirdi acaba? Ya da soruyu şöyle soralım: Bir tek oyun bile hesabını yapan siyasi partilerin hangisi cemaatlerden uzak durabilir, durabiliyor?

Tabii cemaat deyince sadece dini cemaatleri düşünmemek lazım, çok seküler olduklarını iddia etseler bile Türkiye’deki pek çok grubun “cemaat” tarzı bir zihniyetle hareket ettiklerini biliyoruz. Karizmatik bir takım kişilikler üzerinden taraftar topladıklarını ve sosyal, siyasi, ekonomik bir baskı grubu olma amaçlarına uygun yapılanmalar gerçekleştirdiklerini de biliyoruz. İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi kavramların bu gruplar için de çoğu zaman göstermelik işlevler üstlendiğini yaşadık, gördük. Belki bu dönemin geçmişten farkı şu: Geçmiş dönemlerde sadece seküler cemaatler kamusal temsil meşruiyetine sahiptiler, dini cemaatler bu meşruiyetten yoksunmuş gibi bir muamele görüyorlardı; bu dönemde meşruiyet bakımından eşitlendiler. Bunun en iyi tarafı, artık herkesin görünür olması ve dolayısıyla da böyle çok aktörlü cemaatsel yapılardan oluşan bir sosyolojik vasatta nasıl bir iktidar, ne tür bir yönetişim ve paylaşma modeli inşa edeceğimizi oturup konuşmak zorunda kalmamız olacak.

http://serbestiyet.com/cemaatsel-sosyolojik-vasatimizin-dusundurdukleri/

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı