Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri


20.02.2014 - Bu Yazı 2842 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Gezi olayları sırasında Kabataş’ta Zehra Develioğlu’nun uğradığı taciz meselesi, ortaya çıkan kamera kayıtları nedeniyle yeniden gündemimizde. Kayıtlar çok uzaktan çekilmiş, pek bir şey belli olmuyor, bu sebeple de Zehra Hanım’ın kamuoyunu yanılttığı ileri sürülüyor. Zehra Hanım ise iddialarında ısrarlı. Bu durumda insanların kafası karışıyor. Ancak kafası net olanlar da var. Arkadaşım Pınar Demir Er, (Aksiyon dergisindeki derinlikli röportajlarından hatırlayacaksınız) bunlardan biri. İkimizin de üye olduğu bir mail grubuna yaptığı değerlendirmeyi istifadenize sunmak üzere, kendisinin izniyle burada yayınlamak istedim:

“Anladığım kadarıyla Zehra D. vak’asının hükümetin o dönemde elini güçlendirmek için kullandığı, ya “hiç olmamış”, olduysa bile “abartıldığı gibi olmamış” bir olay olduğuna hükmediliyor. Olmamış bir olay olduğu tezinde bana göre bir dizi mantık hatası var. Hadi hükümet var olan İslâmofobik atmosferi, somut bir olayla milletin zihnine yerleştirmek istedi diyelim. Bunun için de bir mizansen düşünüldü; başörtülü bir kadın başına böyle korkunç bir olayın geldiğini kamuoyuna açıklayacak ve gezicilerin ne kadar vandal, İslam karşıtları olduğu ayan edilecekti. Peki, siz olsaydınız böyle bir mizansen için muhafazakâr camiada itibarlı, bu itibarı ve onu korumayı çok önemsediğini tahmin ettiğimiz bir ailenin gelinini mi seçerdiniz?

Hadi diyelim seçtiniz, bu kadın konu mankeni olmayı kabul etti, aile de buna rıza göstermek zorunda kaldı. Bu mizansenin kamuoyuna duyurulması için acele edilmez miydi? Kadın bu konuda saklanmak yerine gönüllü bir şekilde ortaya çıkıp,  kanal kanal dolaşmaz mıydı? Öyle ya, eğer amaç infial yaratacak bir mizansen uydurmaksa, sürecin böyle işlemesi gerekiyordu ama öyle olmadı; kadının adı günlerce saklandı, kimseyle konuşmak istemedi. Bunun dışında yine bu mizansen için sadece “Etrafımı sardılar, başörtümü çıkarmaya çalıştılar, bana küfür ettiler, tartakladılar” demesi yeterliyken; polis tutanaklarında gördüğümüz o korkunç ifadeleri vermesi akıl dışı bir şey değil midir? Bırakın başörtülü bir kadını, bu toplumun ortalama ahlak kodlarını önemseyen hiç bir kadının -birilerinin hatırı için- “kafama şöyle şöyle yaptılar” diyeceği düşünülemez. Bu benim açımdan asla atlanmaması gereken çok hayati bir noktadır ve bu tacizin gerçekten olduğuna hükmetmemi kolaylaştıran çok önemli bir detaydır.

Gelelim ikinci teze

Bu tez, olayın “abartıldığı gibi bir hadise” olmadığı ve kasten köpürtülerek kutuplaştırma siyasetinin bir aracı haline getirildiğiydi. Burada Fehmi Koru’nun dillendirdiği, kadının doğum sonrası depresyonu yaşadığı yönündeki ihtimale dikkat çekmek istiyorum. Bu varsayıma göre, diyelim ki kadın bu depresif ruh hali içinde – Gezi günlerinin İslamofobik atmosferinde sokağa çıktığı için- etrafındaki kalabalığı görünce, panik atak geçirdi ve polis tutanaklarında ifade ettiği şeyleri yaşadığını sandı. Pek tabii bu varsayımı, yayınlanan görüntülerin kadına ait olduğunu, görüntülerin tamamının ondan ibaret olduğunu varsayarak söylüyorum ki, bununla ilgili de henüz kesinlik arz eden bir noktaya gelmedik. Ayrıca şu atmosferde bu görüntülere kayıtsız şartsız inanmak için hiçbir sebebimiz yok ancak yine de ben “varmış” gibi devam ediyorum:

Kadın halüsinasyon gördü ve polisteki ifadeleri verdi diyelim. Bu durumda siyasi iktidarın bu vakayı ciddiye almaması için hiç bir sebep yoktur. Söz konusu profildeki bir kadının o ortamda anlattığı böyle bir hikâyeye hepimiz gibi hükümetin de inanması gayet normaldir. Bu kadar vahim bir vaka elbette önemli bir veridir. Hepimizin teslim edeceği üzere, Gezi’nin ortaya çıkmasına vesile olduğu islamofobik bilinçaltı ve öfkenin böyle bir vakaya sebebiyet vermesi mümkündür. Gösterilerin- kalabalıkların yoğun olmadığı yerlerde bile küfre, tacize, fiili sataşmalara, arabalarının yumruklanmasına, üzerlerine araba sürülerek korkutulma teşebbüslerine maruz kalan başörtülü kadınlar için böyle bir vakanın olması zaten an meselesiydi. Taraftar kalabalıklarının cirit attığı Kabataş’ta böyle bir şeyin yaşanmış olması ise kuvvetle muhtemeldir. Twitter’daki kollektif küfür seanslarına, ağzı köpürmüş, öfkeden gözü dönmüş yüzlerce kişinin varlığına şahitlik ettikten sonra, herkes gibi hükümetin de inanmamak için bir sebebi kalmazdı. Zaten ortada adlı tıp raporları ve kadının polisteki ağır ifadeleri varken ihtimal vermemek mümkün de değildi.

Olduysa bile bu vaka kullanılmamalıydı” diyenler var. Daha ötesi kutuplaştırma siyasetine acımasızca alet edildiğini iddia edenler var. Kutuplaştırma siyasetini bizzat hükümetin izlediğini, aslında toplumda kutuplaşma olmadığı halde yaratılmaya çalışıldığını, bunun içinde bunu ısrarla kullanmak istediğini iddia edenler var, ben hiçbirine katılmıyorum.

Bu olay keşke duyulmamış olsaydı!” diyenleri anlayışla karşılıyorum, ama kamuoyuna yansıdıktan sonra hiç yokmuş gibi yapmanın imkânı yoktu. Ben olsam bu vahameti kadının izni olmak kaydıyla mutlaka ortaya koyardım, çünkü “kutuplaşma” zaten vardı. Bu kutuplaşmaya Gezi’nin “kalabalık olsun da nasıl olursa olsun” hissiyatındaki esas kadrosu rıza gösterdi. Evet, görünürde bundan rahatsızdılar, Kabataş’tan Taksim’e yürüyen kadın örgütleri de vardı. Ama bu damar çok cılız kaldı. Gezi’nin toplumsallaşmasına, kalabalıkların artmasına esas vesile olan unsurlar tamamen İslamofobik unsurlardı ve bu esas kadro, bunlarla araya ciddi bir mesafe koymayı beceremedi. Mesafeyi bırakın, Gezi’yi gasp etmelerine, çevre duyarlılığını siyasete alet etmelerine karşı da bir şey yapamadılar. Ben buna hiç istekli olmadıklarını yakînen teşhis de ettim.

Hâl böyleyken, ortalığı kalpaklı Atatürklü Türk bayrakları sarmışken, becerebilenin küfür ve taciz ettiği, beceremeyenin bakışlarıyla üzerlerine öfkesini kustuğu dindarların, sanki böyle bir atmosfer hiç yokmuş gibi davranmalarını beklemek doğru değildi. “Siyasete alet etme” lafı niçin ‘üç beş ağaç’ ve ‘çevre duyarlılığı’ için de telaffuz edilmiyor? ‘Gezi’de birkaç başörtülü kadın olsa iyi olur, daha homojen bir kalabalık manzarası sağlanmış olur” diyerek Gezi’ye eleman devşirmek isteyenlerin başörtüsünü kullanmak istediğinin de telaffuz edildiğini duymadım ben. Ve şimdi bu olay, malum kavgada önemli bir yıpratma aracı haline gelmişken, Zehra kardeşimizin yaşadığı travma sırf fonksiyonel bulunduğu için tekrar kanırtılırken, dahası bu olay vesile edilerek önceden göze kestirilen bazı dindar kadın yazarlar itibarsızlaştırılırken, “ben niye kandırıldığıma inanmak, bunun için utanmak, ondan bundan özür dilemek zorunda bırakılıyorum?

Şu durumda Kabataş’ı ve Zehra kardeşimizi daha çok kim kullanmış oluyor Allah aşkına? Utanması gereken hakikaten kimdir?”

http://serbestiyet.com/zehra-develioglu-vakasinin-dusundurdukleri/

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
1 0
Ro$ev sîtav 20.02.2014 - 11:26:15
Dêsim ve Kabata$.! Peki, oldu.! Evet Kabata$ ta o haksizliga "ugrayan" ki$i, deprasyon geçiriyormu$, depresiv olmu$, kabuslar görüyormu$, toplum içerise çikmak istemiyormu$..vs vs. Pekî1938 den bu yana, yani "Dêsim Tertelesi"nden sonra kendi insanlarini katleden devletin simgelerini (cami ve Atatürk ün heykelleri..) hergün gören Dêsmliler, nasil ya$iyor acaba.! Zehra bu saldirilardan dolayi bu Kadar gündemi me$kul ediyorsa, niye Dêsim katliamnindan sonra yapilan camilerin ve Atatürk heykellerin kaldirilmasi gündem konusu yapilmiyor.. Hele bir dü$ünün, bugün Israil de Yahuileri katleden Hitlerin heykeli yapilsin.! Ben bir$ey diyeyim; degil cami ve heykelleri Dêsime, Hitlerin heykelini de Israile yapmak, böyle bir$eyi insanin rüyasinda görmesi bile ayiptir ayip.. Ya biraz insan gibi dü$ünün, biraz empati kurun lütlen.!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,00
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8