Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Hükümetin sorumluluğu


03.03.2014 - Bu Yazı 2900 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir önceki yazımı bir gece yarısı, dinlediğim konuşmaların “gerçek konuşmalar” olduğu kanaatiyle, adeta yüreğimden taşan bir adalet isyanı olarak kaleme almıştım. Ancak yayınlandığında böyle bir gürültüye malzeme olacağını aklıma bile getirmedim, ziraSerbestiyet’te çıkan hiçbir yazım böyle bir muamele görmedi. İki günden beri kopan gürültü, çalan telefonlar, atılan mailler beni hem şaşırttı, hem de gündemim alt üst oldu. Gelen maillerin bazılarını okudum, sonra bütün bu hengâmeye kendimi kapatmaya karar verdim. Bu yazıyı da, ne görsel ne de yazılı medyada, yazımla ilgili hiçbir haberi okumamış ve seyretmemiş bir haldeyken yazıyorum, çünkü bu tür sansasyonel atraksiyonlara hiç, ama hiç tahammülüm yok.

Ayrıca, yazımın kendi bağımsız mecrasından çıkartılarak, hükümet – Cemaat kavgasında bir yere oturtulması; Cemaat mensupları ve onlarla elbirliği eden diğer yayın kuruluşları tarafından bu şekilde gündemleştirilmesi, twitterın sallanması, benim son derece rahatsız olduğum, kendimi kullanılmış hissettiğim bir durum oldu, bunu da belirtmek istiyorum.

Yazım sebebiyle gelen tebrik mesajlarının bir kısmı Cemaat’ten tanıdığım insanlardandı, arkadaşlarım ya da akrabalarım olan insanlar… Bir tür kahramanlık yaptığımı düşünenler vardı. Gözyaşları içinde başbakan için vaktiyle ne kadar dua ettiklerini, esas onu kaybettikleri için üzüldüklerini söyleyenler vardı. Hükümetin kendilerini bu şekilde hedef almasını haksız ve hukuksuz buldukları için, benim böyle bir yazıyla kendileriyle empatik bir uyuma ulaştığımı düşünenler vardı. Onlara bir kahramanlık yapmadığımı, bu kez farklı bir dozda olsa da, böyle eleştirel yazıları pek çok kez yazdığımı anlatmaya çalıştım. Yine bazı mesajlar benim gibi, dinlediklerini “gerçek” kabul eden insanların destek ve paylaşım içerikli mesajlarıydı. Onlar da yaşadıkları hayal kırıklığını ve kandırılmışlık hissini dile getiriyorlardı.

Bazı dostlarım, kardeşlerim ve Serbestiyet’teki bazı yazar arkadaşlarım ise, konuşmaların montaj olma ihtimalini hiç dikkate almadan, acele ve fevrî bir çıkış yaptığımı ifade ettiler. En azından bir not düşerek, “gerçek olması halinde” gibi bir kayıtla görüşlerimi dile getirmem gerektiğini, bu şekilde çok keskin ve hüküm verici bir yazı yazarak vebale girdiğimi düşünenler vardı. Bu arada “fasığın getirdiği habere itimat edilmemesi gereği” üzerine pek çok mail aldığımı da not edeyim.

Tabi ki bu eleştiriler üzerine düşündüm. Belki de, “nereden, nasıl elde edildiği belli olmayan bu ifşaatı hiç dinlememek gerekir” diyen Tuncer Köseoğlu gibi bir tavır göstermem ve temkinli davranmam gerekirdi. Bu eleştirilerde bulunanların haklı olabileceklerini kabul ediyorum. Ancak bu mesele, sadece montaj olup olmadığı belli olmayan bir kaset meselesinden ibaret değil. Hükümetin yolsuzluk iddialarına karşı ikna edici cevaplar sunamaması yüzünden, oldukça sıkıntılı ve sancılı bir sürecin içindeyiz.

İşlerin kötüleşmesinde perde arkasında iş çeviren bir takım güç odaklarının müdahaleleri ve komplolarının etkisi var, eyvallah!  Ancak hükümetin demokratikleşme, şeffaflaşma, çoğulcu politikalar üretme konusundaki gayretlerinin yetersizliğinin de bu kötüleşmede rolü var. Özellikle Gezi olayları sonrasında, ülkeyi gerilim siyasetine mahkûm eden bir politik akla itibar etmesinin de payı var. Balkon konuşmaları yerine Kazlıçeşme mitinglerinin dilini siyasetin baskın dili haline getirmesinin de etkisi var.

Önümüzdeki seçimlerde vatandaşın eğilimi “…ama çalışıyorlar” şeklinde tecelli edebilir ancak bu ülkede hukuk diye bir müessese var olacaksa, böyle bir sistemin sürdürülebilir olamayacağı âşikârdır. Hem hukukun, hem de zedelenen güvenimizin tesisi hükümetin sorumluluğundadır.

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8