Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar


19.03.2014 - Bu Yazı 2335 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Akşam geç vakit oğlum aşağı kattan seslendi: “Anne seninle ilgili yeni bi şey çıkmış!”

Allah Allah dedim, ne olabilir ki? Yanına inip izlediğimde, başbakan kusura bakmasın ama gülmekten kendimi alamadım çünkü bizim camianın erkekleri böyle hoşlarına gitmeyen tavırlarımla karşılaştıklarında hep aynı tür tepkiler veriyorlar: “Bu kendini ne zannediyor yaaa?” Uzatmadan cevap vereyim: Aslında hiçbir şey zannetmiyorum; fakat onları da bir şey zannetmiyorum, belki onları şaşırtan şey de bu! Aldığım dînî eğitim, hayattan elde ettiğim tecrübelerim bana, dünyadaki hiçbir kişiye, kuruma, sisteme gereğinden fazla değer yüklememeyi; onları sorgulanamaz ve eleştirilemez kılmamayı öğretti. İşte hepsi bu!

Gelelim benim Star’dan ayrılış hikâyeme…

Star’da yaklaşık iki yıl yazdım. Bu süre içinde, başbakan duymasın ama hiçbir yazım konusunda gazete yönetiminden herhangi bir itiraz, eleştiri ya da buna benzer üzerimde baskı oluşturabilecek bir tavır görmedim. Zaten böyle bir tavır vaki olsaydı, bunu hem ifşâ ederdim, hem de o gazetede bir saniye bile durmazdım. Üstelik ayrılış yazımda, neden ayrıldığımı da gayet ayrıntılı bir biçimde açıklarken, bana tanınan bu özgürlük konusunda Mustafa Karaalioğlu başta olmak üzere, gazete yönetimine teşekkür bile ettim. Ayrılış sebebim ise gayet basitti ve “Üç bin beş yüz vuruşa veda!” başlıklı son yazımda karar anımı şu cümlelerle ifade etmiştim:

“Köşe yazarlığı serüvenine başlarken iki yıl önce, bunun ne kadar süreceğini bilmiyordum gerçekten. Hatta dün bile, bugün sabah kalkıp, bu işi bitireceğimi bilmiyordum. Ama sabah kalktım ve rüyamı anımsadım. Rüyamda bir arkadaşıma şöyle diyordum: ‘İnsanlara yapıştırılan etiketler bir kara delik gibi, söylediğimiz her şey o kara delik tarafından yenip, yutuluyor.’ Aslında rüyama kendim de şaştım. Çünkü genelde bu kadar net cümleler hatırlanmaz rüyalardan. Ama ben sanki cümlem biter bitmez uyandım ve bu söz üzerine düşünmeye başladım.

… İki yıldır bu köşede yazıyor olmanın sorumluluğu ile bu hızlı akış içinde daha bir gündemin peşinde, daha çok içindeyim. Ama bunun tüketici bir tarafı var ne yazık ki. Bencillik etmeme adına ertelediğim ve hem kendim hem de benim gibi kıvrananlar için önemli olduğuna inandığım sorularım var kafamda. Bu soruların peşinden gitmek istiyorum artık. Rüyamla ne ilgisi var bilemiyorum ama ben sabah kalktıktan bir iki saat sonra, kendimi bu kararı almış buldum.”

Evet, bu kararı aldım, Mustafa Karaalioğlu’nu aradım, kesin bir dille yazmayı bırakacağımı söyledim ve bir veda yazısı yazarak köşe yazarlığını bıraktım. Bunun üzerine kimi medya sitelerinde bir vâveylâ koptu ve “Hak sillesiyle uyarıyorum!” başlıklı yazıma atıflarda bulunularak, başbakanın talebi üzerine gazeteden uzaklaştırıldığım yazılıp çizildi. Ulaşabildiğim bir ikisine itiraz ettim, işin doğrusunu bir kere daha söyledim- çünkü yazımda zaten anlatmıştım- ama fayda etmedi, gerçeği köşe yazımda dururken yalanlar üretildi, yayıldı. Bu yalanlar yayılırken, “Hak sillesi” başlıklı yazım hep “Halk sillesi” yapıldı ve kopyala yapıştır habercilik sitemiyle, aynı yanlışlar ve yalanlarla çoğaltıldı. Bu sabah baktım T24 sitesi bile bu konuyu aynı özensizlik içinde haber yapmış, etik metik diye bir şey var, ayıp yahu!

Yalan habercileri üzmek pahasına belirteyim ki, Star gazetesinden ayrılma hikâyem bundan ibaret! Ancak daha sonra bir ara, hakkımdaki bazı karalamalara cevap yazabilmek amacıyla gazeteye yeniden dönmek istediğimde talebim kabul edilmedi; bunu da gerçeğin tamamını ortaya koymak adına belirteyim. Bir başka gerçek de, Star yazarı Elif Çakır’la aramızda, onun tweetlerinde iddia ettiği gibi bir konuşmanın geçmemiş olduğudur; çünkü gazeteden ayrıldıktan sonra beni hiçbir şekilde aramamıştır.

Yakın tarihte, daha önemli bir gerekçeyle Taraf gazetesinden ayrıldık; Hasan Cemal’e yakılan ağıtların hâlâ devam ettiği bir dönemdi, ancak ne hikmetse bizim ayrılışımıza ağıt yakan kimsecikler olmadı. Demek ki neymiş: Başbakan isteğiyle köşenizden olursanız ağıt yakılacak, patron isteğiyle işinizden olursanız es geçilecek!

Timsah gözyaşları içindeki etik duyarlılık (!) medyamıza çok yakışıyor doğrusu…

http://serbestiyet.com/stardan-nasil-ayrildim-gercekler-ve-yalanlar/

.

Facebook Yorumları

Kod8
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8