Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Narsist, azgın ve çıkarcı herif


16.11.2012 - Bu Yazı 3752 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hep gözünüzün önünde olan insanlarla ilişkinizde kendini belli etmeyen bir yüzeysellik vardır... O insanın sizin hayatınızdaki rolü öylesine baskındır ki bu durum sizin O’nu anlamanızı güçleşir ve geciktirir. Bu nedenle anne babasını bile anlama konusunda geç kalan evlatların sayısı bir haylidir.... Bu denklemin çözümünü kolaylaştıran olgu ise özdeşleşmedir. Bir gün gelir, kendinizi o insanın yerinde bulursunuz... Belli noktalarda benzerliklerinizi keşfeder, aranızda bir aynılık hisseder ve ister istemez anlarsınız.


Mobil yaşam tarzı:
 Anlamada gecikme sadece gerçek dünyayla değil, kurgu dünyasıyla ilişkide de kendini gösterir. Örneğin bu yıl 50. yılını kutlayan ünlü film karakteri 007 James Bond ile kişisel ilişkimde böyle bir geç anlama sözkonusu. Sinemanın bu en uzun ömürlü serisinin son filmi Skyfall’ı izleyene kadar bu karakterin bütün maceralarını sadece izleyip geçmişim meğer. Filme kaynaklık eden kitabın yazarı Ian Fleming’di ve Fleming evliliği kötüye giderken, düştüğü bunalımı aşmak ve kafasını dağıtmak için oturup James Bond’u yazmıştı. Ben de açıkçası aynı gerekçeyle James Bond’u izleyip kafamı dağıtıyordum: beni egzotik diyarlarda seyahate çıkaran, lüks içinde bir yaşam sunan, martiniler içiren, Bentley’e bindirip hız yapan, enfes yatlarla mavi denizlere açan bir adamdı Bond... Ta ki kendi gerçek hayatımdan bir şeyler bulduğumSkyfall’daki o sahneye kadar... O sahnede öldü bilinen Bond, Londra’ya geri döner, ancak kalacak bir yeri yoktur çünkü yaşadığı ev, hiçbir yakını olmadığı için satılmıştır. Burada 40’ını aşmış bekâr bir erkeğin yalnızlığıydı beni etkileyen. Bu yalnızlığın ona verdiği bağımsızlık, hafiflik, mobil bir yaşam tarzı gibi pek çok avantajın yanı sıra küçük ama çok etkileyici bir dezavantajı da vardı...


Bütün ilişkilerden bekâr bir erkek olarak çıkmak:
 Aramızda oluşan bu basit bağ nedeniyle James Bond karakterini biraz daha eşelemek isterim. Bond’un azgın erkek imajından başlayalım... Bu imaj, Bond’un kadınlara diğer erkeklerden daha fazla düşkün olmasıyla ilgili değil, kadınlarla girdiği bütün ilişkilerden bekâr çıkmasıyla ilgili. Bu bir tercih de olabilir ancak Bond’un kadınlara karşı ciddi bir güvensizliği var. Bir kadınla yatağa uzandığında neme lazım diye yastığın altına 7.65’lik bir Walter PPK tabanca saklayabilir ya da Skyfall’da Severine’in bacağında bağlı Beretta gözünden kaçmayacak kadar şüpheci yaklaşır kadınlara. Ajanlığı gereği kendisinin de karşısındakinin de hep gizli bir ajandası vardır. İlişkiye girdiği kadınlara, geleceğini ipotek altına sokabilecek sözler vermez, ilişki nerde inceyse orda kopar. Güvendiği, bağlı olduğu, kendini adadığı, söz verip tutabildiği tek bir isim vardır, MI6, yani Britanya gizli servisi.


O bir süper kahraman: 
James Bond’un izleyici tarafından bu kadar sevilmesi ve uzun ömürlü olmasının bazı formülleri var: Örümcek Adam, Süperman, Yarasa Adam gibi kahramanlara benzer bir süper kahramandır O. Tabii onlarla kıyaslandığında daha sahici duruyor... Süper kahramanların özel giysileri vardır, James Bond smokin, bilemedin takım elbise giyer. Süper kahramanların kimliği gizlidir, Bond, İngiliz gizli servisinin 007 olarak kayıtlı elemanıdır. Süper kahramanların özel güçleri vardır, Bond karşı konulmaz bir baştan çıkarıcıdır, cesurca blöfler yapar, bazen ağır yaralanır ve buna katlanabilir, iyi bir nişancıdır, hiç sektirmez... Süper kahramanların hikâyeleri bilimkurgu ögeleri taşır, Bond’un Skyfall’da sadece kendi elinde çalışan bir tabancası vardır. Süper kahramanlar gibi O’nun da Spectre, Smersh, Quantum, KGB/SVR gibi klasik düşmanları vardır.


Mağdur ama zamanın ilerisinde kadınlar:
 Bond, sportmen, centilmen, biraz küstah, kendini beğenmiş ve yakışıklı bir erkek. Goldfinger’in lezbiyen karakteri Pussy Galore’u baştan çıkaracak kadar seksi... Sert, acımasız, romantik, işini yaparken hayatı yaşamayı asla ertelemeyen, tadını çıkaran bir hedonist. Bond’un “benim adım Bond, James Bond” diye yaklaştığı kadınlar da zamanın oldukça ilerisinde... Evet, çoğunun geçmişinde cinsel tacizler, erkeklerle arızalı ilişkiler varDiamonds Are Forever’daki Tiffany, tecavüze uğramıştır ve bu durum onda erkek nefretine yol açmıştır. Skyfall’daki Serene bir genelevden gelmiştir ve kurtulmak istediği ruh hastası, güçlü bir erkeğin esiridir. Ancak Bond kadınları diğer filmlerdeki kadınlar gibi sadece mağdur değildir; hırslı, mücadeleci, kariyerist, gözüpek, erkeklerle yarışan ve en az Bond kadar çıkarı için her şeyi yapabilen kadınlardır.


Soğuk Savaş’dan hackerlar’a, zamanın trendleri: 
Bond’u Bond yapan 2. sihirli formül ise hemsosyolojik olarak hem de siyasi olarak zamanın trendlerini birebir yansıtıyor olmasında. Batı dünyasının popülerlik kazanmış ortak dış politika değerleri, argümanları oradadır: Soğuk Savaş döneminde KGB ajanları ve Doğu Bloku şeytanlaşır... Yeni dönemde ise teröristler ve hackerlar...

Ve öyle görünüyor ki bu uyumsuz, fedakâr ve cins beyefendinin ömrü hepimizinkinden daha uzun olacak...



hidirgevis@yahoo.com

twitter.com/ hidirgevis

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.