Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...


20.01.2013 - Bu Yazı 4278 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 

Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...

Manhattan’da dapdaracık bir stüdyoda oturan arkadaşım Edward’ın, geniş bir arka bahçesi vardı. Orada verdiği partilerden biriydi. Su gibi içilen şarapların etkisiyle ruhlar grileşti. Aaa... bi baktım herkes 11 Eylül anılarını anlatmaya başlamış. Konuşulanlar içindeki şu veri ilginçti: New Yorklular İkiz Kuleler’e yapılan saldırının ardından, ketumluklarını bir kenara bırakmış, birbirlerine karşı daha sıcak, samimi, yardımsever ve merhametli davranmaya başlamışlar; sanki aynı evde oturan bir ailenin fertleri gibi... Aa dedim, İstanbul depreminin ardından da aynı şey oldu. Aa dediler; bir süre sonra, New Yorklular eski NewYokluluğuna geri döndüler. Aa dedim; İstanbullular da öyle.

Böyle işte, herkesin hayatını etkileyecek ortak tehditler, toplumun birbiriyle daha fazla kenetlenmesini sağlar.Aralarında soğuk bir Berlin Duvarı gibi uzanan egolarından, komplekslerinden, kaprislerinden ve güvensizliklerinden eser kalmaz. Ta ki o tehdidin etkisi geçene ya da unutulana kadar. Sonra herkes yine eski hâline döner. Bu psikoloji geniş kalabalıklar tarafından benimsenmiş, ikonlaşmış insanların ölümü sonrasında da yaşanırGidenin geride bıraktığı ruh, insanları biraraya getirir, ketumluklarını bir süreliğine üzerlerinden atarlar.Nitekim Mehmet Ali Birand’ın ölümünden sonra da öyle oldu. O birbiriyle didişmek, birbirine bağırmak, alay etmek, birbirine geçirmek,birbirinde kusur aramak ve o kusurları kullanarak karşı tarafı incitmek için 10 takla atabilecek gazeteciler, bir anda biraraya gelip, gidenle ilgili ciğer paralayan laflar ettiler. Herkes normale döndü çünkü. Negatif hırslarının tekeri altında ezdikleri insaniyetleri canlandı. Şimdi Birand’ı keşfediyorlar; muhabirmiş, iyi insanmış yardımsevermiş, insanların önünü açmış, adam yetiştirmiş, hepsi doğru ama...


Keşke yaşarken de bu iyi özelliklerini Birand’ın yüzüne vurabilseydiniz. O’nun için ne hoş olurdu
, kendisine biraz mutluluk vermiş olurdunuz. Ama gazetecilik sadece kötülüğün yüze vurulması olarak algılandığı için, övgüde cimri (övgü derken samimi ve gerekçesi sağlam övgü),sövgüde ise cömert bir meslek grubuyuz biz. Övmekten neden bu kadar korkulur bilmiyorum, küçülürüz, karşı taraf yüzümüzü kara çıkarır diye mi... Hâlbuki çıkarsın yani ne olacak... Ama olmuyor,bizim gazetecilerin 140 karakterlik tweetleri bile o kadar kıymetli ki... Sanki her biri NASDAQ’da işlem görüyor mübarek. Tweetlerinin içinde bir başkasının ismini, reklamını yapmayayım diye geçirmekten imtina edecek kadar övgü ve destek cimrisiler...


Cemil Barlas
 hoş bir tweet yazmıştı: Birisi öldüğünde rekabet bittiği için sevgi çıkıyor.. Keşke yaşarken kıymet billinse...” Aynen de öyle.

Son sözüm, Birand’ı kişisel olarak tanıyan siz ayrıcalıklı gazetecilere! Ölümünün hemen ardından televizyonlara çıkıp derin acılarınızı toplumla paylaşmak, anılarınızı tek tek anlatmak zorunda mısınız. Biraz geri çekilemez ve üzüntünüzün şiddeti dağıldıktan sonra ortaya çıkamaz mıydınız. Hem böylece, biz onu gerçekten seven okur ve izleyicileri, Birand’ın hâlâ ısısını koruyan ruhuyla başbaşa kalmış oluruz.


Nazlı Ilıcak’a açık mektup


Gazetecilerin tuhaf gelenekleri çok.
 Bunlardan biri de tepelerini attıran siyasetçiye oturup mektup döşenmek. Okur aradan çekilip bir kenara fırlatılıyor ve doğrudan sevgiliye yazar gibi o siyasetçiye yazılıyor mektup. Bunun adı da açık mektup oluyor. Hep özenmişimdir. İzninizle bu köşedeki hakkımı tepe tepe kullanmak ve bir açık mektup da ben yazmak istiyorum. Allah’ım, bana bu günleri de gösterdin ya, çok mutluyum. Bu arada sizi aradan çekip bir kenara fırlatırken, umarım bir yeriniz incinmez.

Açık mektubumu gazeteci bir meslektaşıma yazmak istiyorum. Fikirsel olarak yüzde şu kadar uyuştuğumuz yüzde bu kadar uyuşmadığımız için değil, sözkonusu gazetecinin kendi özgün ruhu nedeniyle...

Kendisi bir kadın olarak, erkek köşe yazarları arasında dimdik var olabilmiş... İdeolojik kalıplara bağımlılığını en aza indirdiği için de özgürce fikir yürütebiliyor... Tartışma kabiliyetiyle, en güçlü rakibini dahi kolaylıkla sırtüstü yere serebilir... Hem zeki, hem birikimli, hem başarılı, hem ünlü, hem zengin ve hem de kadın olduğu için kaderi biraz Yoko Ono’ya benziyor; erkekler onu pek sevmiyor, biraz yalnız... Kendine özen gösteriyor, estetikten yardım almakta hiçbir sakınca görmüyor, ilerleyen yaşına rağmen alımlı, her zaman podyumda yürüyormuş gibi serin ve şık, sesi tok ve romantik bir titreşime sahip.

Aslında bu mektubun yeraldığı şu sayfada kenar süsleri de olsa ne iyi olurdu. Satır aralarına da güzel kokulu mum resimleri isterdim, sayfanın rengi de bu kadar beyaz olmamalı, biraz loş olmalı. Evet, sanırım şimdi açık mektubumu yazmaya hazırım, başlıyorum. Sevgili Nazlı Hanım... Yok, hayır, yapamıycam. Galiba henüz hazır değilim. Başka bir sefere belki...


Murat Boz mu Kim Junsu mu

Geçenlerde Murat Boz’un Geri Dönüş Olsa şarkısının remix’ine çektiği klipini izledim... Güzel şarkı ancak ben yine hayal kırıklığına uğradım. Murat habire kolunu, başını, vücudunu rastgele sallayıp duruyor. Hani düğün salonlarında içkinin tesiriyle piste çıkıp dans ediyorum derken kendini sallayan çekingen insanlar vardır ya, öyle...

Türkiyeli popçular dans etmeyi bir türlü öğrenemedi, dans dersine para harcamak mı istemiyorlar, bilemiyorum artık. Son zamanlarda Koreli popçulara sardım. Popçu diyorsam müzikleri Hip Hop’tan R&B’a kadar her şeyi içeren bir salata tabağı. Ancak çok başarılılar. Kim Junsu var mesela.Tarantallegra şarkısına çektiği klipi izleyin. Dans, koreografi, mizansen ve dekorlardaki estetik seviye ile çekimlerdeki ustalık insanı hayran bırakıyor. Kore pop müzik sektöründe, Junsu gibi pek çok isim ve grup var. Video kalitesi, modanın sınırlarını zorlayan inanılmaz yaratıcı kıyafet ve kostümler dikkate alındığında, Amerikan müzik endüstrisinden çok çok ileride ve daha yaratıcılar. Gençlerden oluşan girls generation, sistar, B:A:P ve SHINee, EXO, bingbang’i özellikle fantastic babykliplerini izleyin ne demek istediğimi anlayacaksınız.



hidirgevis@yahoo.com

twitter.com/hidirgevis

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
2 0
Fatma Öztürk 20.01.2013 - 22:18:41
İnsanlar neden kimliklerını saklıyorlar yorum yazarken yazık,kendılerıne guvenleri yok galıba. Bir arkadaşimin eşi öldurulmuştu seksen sonrasi bana dediki bırakmıyorlarki sesız sedasız acımızı yaşıyalım yasımızı tutalım siz çok ınsanın duygularına tercuman oluyorsunuz çok güzel. Nazlı ılıcakı hiç sevmem nedeni özgurluğun her turlusunu kendisine hak görup halka çok gören olduğundan. Sürekli televızyon tartışmalarında eskiden özgurlukler söz konusu olduğunda halkın buna hazır olmadığını söylerdi.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,19
Ad Soyad Giriniz... 20.01.2013 - 13:53:31
Bu yazar cok tuhaf! Eger yazacagi gun AKPnin psikolojik bir hamlesi olmussa, Kurt meselesinde tabiki, hemen yazar bir cosumcu, ajitatif bir yazi. Yok eger boyle bir hamle yoksa, ya da ortam AKPci cosumculuga o kadar da musait degilse, gelsin New York anilari, popcular, topcular!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,26
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive