Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Gunjani Afrika


17.02.2013 - Bu Yazı 2659 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Gunjani Afrika

Hâlâ New York’tayım ve bu nedenle zihnimi organize edip Cuma günkü tek sütunluk yazımı yazamadım. Durum değişmedi. Bu nedenle bugün bu köşeyi çok sevdiğim bir isimle başlatıyorum: Sevgili Kemal Sayar... Kendisi beni kırmadı ve Güney Afrika’daki gezisi sırasında bu yazıyı yazıp gönderdi. Keyifle okuyacaksınız. Nermin Yıldırım’ın yazısını da öyle. Şimdi aradan çekileyim...


» Prof. Dr. Kemal Sayar- Psikiyatrist- (Güney Afrika)- 
Cape Town’dan Johannesburg’a uçan “dünyanın en matrak havayolu”Kulula Airlines’ın uçağının tekerlekleri piste değdiğinde pilot anonsa başlıyor, “Kıymetli yolcular, şey havaalanına hoşgeldiniz...” Neden sonra birden durup fısıldayarak yanındakilere soruyor, “Where are we? Where are we?” “Neredeyiz? Neredeyiz?” Uçaktan bir kahkaha tufanı boşalıyor. Yüzümüzde kocaman bir gülücükle uçaktan iniyoruz. Az önce kemerlerin kısalığından yakındığım hostes bana iyi bir diyetisyen önerebileceğini söylemişti. Afrika bütün acı ve dertlerinin yanında işte biraz da bu neşede saklı. O neşe, teneke mahallelerde bile şaşırtıcı bir şekilde yolunuza çıkabilir ve size hayat coşkusunun maddi dünyanın varlığından bağımsız olduğunu fısıldar.

Güney Afrika’nın sokaklarında yürüyen, dolaşan, gezinen beyazlara nadiren rastlıyorsunuz. Onları alışveriş merkezlerinde, beyaz gettolarında bulabilirsiniz. Caddelerin yanısıra yürüyen, üşenmeden onlarca kilometre yol teperek evlerine ve işlerine giden siyahlar bütün ülkede neredeyse uzun bir şerit hâlinde akıyorlar. Uzun süren istibdat rejiminden sonra ülkenin direksiyonuna onlar geçmiş durumda ama biraz komplocu bir bakış, yargının ve yeraltı zenginliklerinin hâlâ şanslı beyazların elinde olduğunu söyleyecektir. Güç ve para, her yerde insanları bozmaya devam eder ve Güney Afrika’da servet; dışı siyah içi beyaz “hindistancevizi” yeni kadroların eline geçerken yoksullar yoksulluk mesaisini sürdürür. Apartheid yıllarında bir siyahın kaldırımda karşıdan gelen beyaza yol vermek zorunda olduğunu, o geçene dek başı önüne eğik, efendim diyerek onu selamlamak mecburiyetinde bırakıldığını hatırlarsanız durum daha da karmaşıklaşır. Hatta Mandela’nın bile, “ben bunun için 27 yıl hapis yatmadım...” dediği rivayet edilir.

Çok az seyahat bana bu kadar esin vermiştir. Gerek vahşi hayatın hüküm sürdüğü milli parklarda yaptığımız safarilerin ruha usulca yaydığı adrenalin, gerekse de yoksul mahallelerinde tanık olduğumuz coşku ve neşe, uzun yıllar belleğimizde asılı kalacak. Cape Town’ın Müslüman mahallesinde buğulu bir makamla okunan ezan, dillere ve dinlere hürmeti anayasasına şiar edinmiş bir diyarı bize hatırlatacak.

Ana yoldan saparak köylere doğru yol alırken karşımıza açık havada pazar ayini için toplanmış yeşilli beyazlı bir grup çıkıyor. Mümin kalabalığa hitap eden coşkulu rahip adeta psikoterapi şov yapıyor. Onlara dertlerini unutturabilecek, maneviyatlarını güçlendirecek güçlü sözlükler söylüyor. O gün karşılaştığım bir Zulu kızına ülkede köy doktorlarına, büyücü/rahip sağaltıcılara rağbetin sebebini soruyorum. “Onlar çünkü bizi dinliyor ve anlamaya çalışıyor” diyor.

İktidarın görece kansız bir biçimde el değiştirebildiği, Mandela simge isminin etrafında yepyeni bir“anlama kültürü” oluşturmuş, hakikat ve uzlaşma komisyonları marifetiyle geçmişle hesaplaşabilmiş bir ülkede, hayat bütün arızalarına rağmen, “sessiz büyük çoğunluk” için gevşek ve rahat bir tempoda akıp gidiyor. Güney Afrika, güvenlik paranoyasından azıcık sıyrılıp dokusuna karıştığınızda, size içinde sakladığı kederi de neşeyi de cömertçe sunuyor. “Gunjani Afrika!”


İspanya’da kriz ve silahlanan Noel Babalar


» Nermin Yıldırım- Yazar- (Barselona, ispanya)- 
Yeni yılın ilk günlerinde Barselona’daki evimin karşısındaki markete iki silahlı soyguncu girdi. Olayı benim açımdan ilginç kılan şey, soygunun evimin birkaç adım ötesinde gerçekleşmesinden ziyade, şekliydi. Soyguncular tam da filmlere yaraşacak bir seçim yaparak Noel Baba kostümleri giymişlerdi. Nihayetinde biri yakalandı, diğeri ise motosikletine binip olay yerinden kaçtı. Geriye ekonomik krizin yol açtığı işsizliğin, yoksulluğun, insanları getirdiği noktaya dair uzun sohbetler kaldı.

Evvelce çok çok geyikle gezen ve evlere bacadan girmek dışında hiçbir yasadışı işe bulaşmamaya özen gösteren Noel Babaların motor binip silah kuşanmaya başladığı İspanya’da işsizlik oranı yüzde 29’lara varmış durumda. Genç nüfusta durum daha da fena. Her dört gençten biri işsiz. Ülkelerinde kendilerine bir gelecek çizemeyen bu gençler, Avrupa’da çaresizce gezerek iş ve yeni bir hayat ihtimali arıyor. İtalyanlar İspanya’da İspanyollar İtalya’da, bu umudun peşinde dolaşıp duruyor.


Krizin faydaları

Kriz İspanya’da hayatı alabildiğine zorlaştırıyor. Vatandaş işsiz kalıyor, hükümet acı reçetelerine her gün bir yenisini ekliyor, sağlık, eğitim harcamalarından ardı ardına kesintiler yapılıyor, bankalar kredi ödeyemeyen mükelleflerin evlerine el koyuyor. Velhasıl ülke kan ağlıyor. Ama canavar kriz, bazen de iyi şeylere vesile oluyor. Mesela bugüne kadar açlığın sadece zaten aç doğan, bildiğimiz, tanıdığımız hayatla pek bir alakası olmayan bambaşka bir sınıfın problemi olduğunu düşünenler, açlıkla tanışıyor. Bunun neresi iyi demeyin, açlıkla tanışanlar daha evvel görmezden geldikleri açlarla da tanışıyor. Mahallelerde komşuların hep birlikte pişirip hep birlikte yediği dayanışma çadırları kuruluyor. Zenginden fakire yapılan yardımlar, yerini kolektif ve yeni bir çabaya bırakıyor. Sonra, evlerinden çıkardıkları mağdurlardan bile para talep etmeye devam eden bankaların suyu yavaş yavaş ısınıyor. Evvelce bu işlere bulaşmaya hiç gerek duymamış ama yaşanan süreçte ister istemez politize olmak durumunda kalmış insanların da desteğiyle, bu uygulamanın son bulması için önemli adımlar atılıyor.

Görünen o ki İspanya’daki halklar, bellerini asıl bükenin kriz değil, inceldiği yerden kopmaya yüz tutmuş ekonomik sistemin bizzat kendi olduğuna kanaat getiriyor. Franco zamanının solcuları, bugün doksanına merdiven dayamış dedeler, nineler bile, yıllar sonra yeniden sokaklara çıkıyor. Bile dediğime bakmayın, sokaklar kimseye onlara yakıştığı kadar çok yakışmıyor.

Velhasıl krizin aksakallı Noel Babalara bile silahlı soygunlarda cirit attırdığı İspanya’da, ekonomi bozuldukça muhalefet yepyeni bir boyut kazanıyor. Diyebiliriz ki İspanya halkları uyanıyor...


Bir not
; Unutma Beni Apartmanı ve Rüyalar Anlatılmaz adlı romanların yazarı Nermin Yıldırım’ın mayıs ayında Doğan Kitap’Tan yeni bir romanı çıkıyor, haberiniz olsun.



hidirgevis@yahoo.com

twitter.com/hidirgevis

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8