Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Siyasette Levi’s sendromu


01.03.2013 - Bu Yazı 3842 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Peşinden kürek çektiğiniz teorileriniz mi var, uğruna saçlarınızı ağarttığınız prensipleriniz mi var, üzerine tokmakla vurup ses çıkardığınız doğrularınız mı var, herkesle paylaşmak istediğiniz kurgularınız mı var... İyi peki bravo size ama bunlara sahip olduğunuz için kendinizle çok da fazla gurur duymayın. Çünkü bu saydıklarım, size hayatın gerçeklerini doğru algılamanız ve doğru yönetmeniz konusunda her zaman yardımcı olmayabilir. Hatta yanıltabilir de... Kesinleşmiş, belirlenmiş, öngörülmüş kurallarla yaklaştığınızda, hayatı daha kolay anlayabilirsiniz ancak hayat çoğu zaman sabit kuralların inatçılığıyla anlaşılmayacak kadar değişken dinamiklere sahip. Kendi iç çatışmaları, çelişkileri her zaman hayatı başkalaşmış bir yumak olarak karşımıza çıkarır. Bu durumda hayatı değiştirmek için hayatla birlikte yuvarlanmanız gerekir. Aksi hâlde siz prensip hesabı yaparken, her şey son sürat alıp başını ileriye doğru gider ve siz çok geride kalırsınız.

Hayatın gerçekleriyle aramızdaki mesafeyi uzatmamaya herkes dikkat etmeli: siyasetçiler de öğretmenler de ticari markalar da... Arayı uzatmak demek silinip gitmeniz demek. Çünkü artık ne kimse için yararınız ne de kimse üzerinde etkiniz olur.

Bir örnek verelim. Levi’s markasını bilirsiniz. Bir dönem kot pantolon denince akla ilk gelen markaydı. Hazır giyim sektörünü yönlendiriyordu. 1993’te “en sitil sahibi marka” deniyordu Levi’s için... Ancak 2000’lere doğru bu dünya markasına giderek bir şeyler oldu. Yavaş yavaş hazır giyim piyasasından adı silindi. Hip-hop kültürü bu dönemde etkisini arttırmış ve bu yeni kuşakların giyim konusundaki beğenilerinde farklı derecelerde etkilemişti. Bu kültürel dönüşümü yakalayan yeni firmalar hızla büyürken, Levi’s yavaş yavaş pazar dışına itildi.

Çünkü Levi’s markasının burnu ve aklı beş karış havadaydı. Onlar hâlâ kendi dünyasında yaşıyordu; ürün seçeneğini az tutan, pantolon ağırlıklı bir marka oldukları saplantısına kaptırmışlardı kendilerini. Fiyatları yüksek tutarak diğerlerinden farklı olacaklarını düşünüyorlardı. Oysa hazır giyim piyasasına, genç kuşağın beğenileri ve ihtiyaçları yön veriyordu. Levi’s ise biraz 2. Dünya Savaşı sonrası doğan baby boomer kuşağına hitap ediyordu hâlâ. Gençler yeni modelleri daha ucuza giymeyi tercih ederken, Levi’s aklı sıra elit takılıyordu, biz bir klasiğiz deyip, çizgisinde radikal oynamalar yapmıyordu. E ne oldu, kendini kendi prensipleriyle bağlayan bu gerici kafa, Levi’s markasına ölüm döşeğine soktu. Ancak şirket yönetimi ne zaman ki bu kafayı değiştirdi, firma 2010’dan itibaren bir geri dönüş bir silkeleniş yaşadı. Bugün pazar payı artıyor.


Siyasette bizim CHP aynı hataya düşüyor.
 Eski Levi’s kafası onlarda da var. Hâlâ Türkiye’ye 501 modeli giydireceğini düşünüyor. Kendi kural ve prensipleriyle kendilerini bağlıyorlar. Alıcısı olmayan, sadece üst kadrodaki yöneticilerin komplekslerini tatmin edebilecek bir siyaset yaparak her geçen gün bir adım daha geriye düşüyor, alan kaybediyorlar. CHP için bizim yapacağımız bir şey yok, kendileri bilir. Buna karşın AKP ne kadar eleştirirseniz eleştirin, söz dinleyen, gözü kulağı açık bir parti; bu nedenle çok esnek ve değişimciler. Kendilerini yeni toplumsal dönüşümlere ve taleplere çabuk adapte ediyor ve ona göre yeni politikalar geliştirebiliyorlar. Şu müzakere sürecinde bunu çok iyi görüyoruz.

Müzakerelerin devam ettiği, yeni anayasanın yapılandırıldığı bu kritik süreçte AKP’ye akıl vermeye çalışan birtakım isimler var. Zamanında Özal’a akıl veriyorlardı. Ancak bu isimlerde de artık biraz Levi’s sendromu görülüyor. Taha Akyol bunlardan biri. Kendisi derya-deniz bir yazar; bilgisine, beyefendiliğine saygım sonsuz. Ancak bilmek ve iyi bir insan olmak her zaman hayatı doğru algılamanıza ve doğru stratejiler geliştirmenize yetmiyor. Önceki günkü yazısında“Türkiyelilik” ve “Türkiye milleti” üzerine yazmış. Belli ki Tayyip Erdoğan’ın “Türkiyelilik” vurgusundan rahatsız olmuş. Kendi teorik donanımıyla ve tarihsel verilerle Türkiyelilik kavramının çalışmayacağını söylemeye çalışıyor, dolambaçlı olarak tabii. İyi de o olmasın bu olmasın, ne olsun; o konuda da net ve iddialı değil. Bu Kürt milliyetçiliğine çare değilmiş, birleştirici etkisi yokmuş... İyi de bu kavramı tek çare diye sunan kim, bu sadece bütüncül bir politikanın bir unsuru. Ayrıca bir Kürt olarak benim gibi pek çok Kürd’ü tatmin ediyorsa bir Türk olarak Taha Akyol’a ne oluyor?


AK Parti’ye tavsiyem, Özal danışmalarının demokratlık-Kürtçülük perdesi arkasındaki sinsi sekterliklerine ve illallah dedirten kötümserliklerine
 kulak asmamaları.



hidirgevis@yahoo.com

twitter.com/ hidirgevis

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
1 0
FATMA ÖZTÜRK 01.03.2013 - 08:24:58
1980 den beri kötu bir anayasamız,Türk,Kürt çatişmasi var bunun mağdurları var.Ensesi kalin tuzu kuru her daim kendilerini bu ülkenin ve halkın sahibi gibi gören kendince saygın zaatlar var, televizyonlara çikip konuşurlar ama konuştukları hiç net değil hep yuvarlak,samimiyetsiz.Barışla ve yeni anayasayla ilgili muzakereler yapıliyor eleştiriyorlar ama doğrusu ne o konuda net değiller,anlaşilan bunlar kötü yönetimlerden nemalanıyorlar.Eskiye rağbet olsaydı bit pazarına nur yağardı.Eline sağlık.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,49
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8