Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi


24.04.2013 - Bu Yazı 3440 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi

 

 

Bu ülkede gazeteciler arasındaki tartışmalar sağlıklı biçimde yürütülseydi, bugün her şey daha yerli yerine oturmuş olurdu... Aynı temel sorunlar üzerinde milyon kere tartışıp durmazdık mesela... Bunu söylüyorum çünkü bizde iki köşe yazarı birbiriyle atışırken, birden film kopuyor ve iş karı-koca kavgası formatına dönüşüyor; kişiselleşiyor, avamlaşıyor, entelektüel boyuttan kopuyor. Sonuçta o tartışmanın kimseye bir faydası olmuyor.

Diyelim ki A meselesi üzerine mi tartışıyor yazarlarımız; birden geçmişe zıplanıyor: yok sen eskiden bunu demiştin, aman efendim ben de bunu yapmıştım, sen ben, sen ben... Derken geçmişi didikleyip, oradan toplanan malzemelerle karşı tarafı vurup kendi haklılıklarını güçlendiriyorlar. Yenme-yenişme psikozuyla girilen tartışmaların hileli yönü de bu zaten... Ancak şu var; hileyle tartışmayı kazanırsınız, karşı tarafın canını acıtırsınız ama her zaman haklı çıkmazsınız.

Tartışma denen şey kavgadan öte bir şey. Tartışma hileyle yapılmaz... Eğer gerçekten donanımlıysanız, o an her ne üzerinde tartışıyorsanız o konuda sergilenen tutarsızlık ve mantık hatalarını sıralamanız, haklı çıkmanız için yeterlidir. Daha fazlasına ihtiyaç duyuyorsanız bu sizin yazarlığınızın bir sonucu değildir. Aksine, içinizin karanlığında gizlenmiş, adalet pusulası şaşmış, öç alma duygusuyla yanıp tutuşan bir fetihçinin göstergesidir.

Bu yazıyı yazmama sebep olan şey son olarak Gülay Göktürk’ün Fazıl Say ile ilgili yazdıkları ve buna verilen karşı cevaplar...

Gülay Göktürk özetle şunu söylemeye çalışmış sözkonusu yazısında: Fazıl Say’ın inançlı Müslümanlara hakaret ettiği ve yargılanmasına sebep olan sözlerini biri çıkıp da başka biri için söylese ne olurdu? Örneğin biri dese ki bilmem fark ettiniz mi, nerede yavşak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi kadın... Ya da hepsi Kürt dese... Veya Yahudi dese, Ermeni dese... O zaman ne olurdu? Yer yerinden oynar mıydı oynamaz mıydı...

Gülay Göktürk’ün, başından sonuna çirkin, yanlış ve skandalist önermelerle yüklü yazısını daha fazla özetleyemem... Ama şunu söyleyeyim... Bir kere başkalarının muhtemel davranışları ya da yanlışları üzerinden kendi yanlışlarımızı haklı çıkaramayız. Bunu yaparsak adalet duygusunu siler ve birbirimizi yemeğe başladığımız kanibalistik bir toplum oluruz. Yani Fazıl Saybunu dedi yargılandı, buna ses çıkarmamak abes olur, çünkü yarın öbür gün bir başkası da çıkıp sizin değerlerinizi aşağılayabilir demeye getirmek, korkunç bir mantık. İkincisi şu: bir zamanlar devletin kendisi, yazarlar hakkında Türklüğe, devlete, Atatürk’e, bayrağa hakaretten bir şekilde dava açıyordu; şimdi Gülay Hanım bu dörtlünün yerine “toplumsal değerleri” istihdam ediyor... Üçüncüsü şu:Müslümanlar ve diğer gruplar arasında inandırıcılığı olmayan genellemeler yaparak bir karşıtlık oluşturmaya çalışmak ciddi ve tehlikeli bir densizlik.

Neyin nefret suçu olup olmadığı konusunda hiçbir temel bilgiye sahip olmayan Gülay Göktürk’e buradan bay bay diyorum. Ama yazının başında söylediğim gibi Gülay Hanım’a karşı yazılan yazılar da Gülay Hanım’ın yazısını aratmayacak derecede rahatsız edici, sinir hırpalayıcı...


İki tane çakmak üzerine


» Semih Fırıncıoğlu- (New York)- 
Birkaç gün önce metroda yanımda oturan otuzlarında bir adamla sohbete koyulduk. Tunus’tan göçmüş, arada bir de gidiyormuş. Ben de çok zaman önce Türkiye’den geldiğimi, birkaç ayda bir gittiğimi anlattım. Biz adamla laflarken tren bir istasyonda durdu, kapılar açılınca New York’ta hava soğuduğunda yerin altına inen, genellikle aklî dengesi bozuk evsizlerden biri (“bum” olarak anılırlar) gelip kapıyı tuttu ve vagondakilere bağıra çağıra epeyce bir saydırdı, sonra dönüp gitti.

Tunuslu “Sen bu kadar zamandır burada oturuyorsun, bu bum’ların kimseye saldırdığını, dokunduğunu gördün mü hiç” diye sordu. “Hiç görmedim” dedim. “Burada hiç yumruk yumruğa kavga gördün mü?” dedi, “Bir kez gördüm, bir kapıcı bir taksi şoförüne yumruk attı, şoför Hintliydi, kapıcı nereliydi bilmiyorum” dedim. “Ben Tunus’a gittiğimde neredeyse her gün birilerinin birilerine tekme tokat giriştiğini görüyorum” dedi, “Ben de Türkiye’ye gittiğimde onu görüyorum, ya bir yerde bir kavga çıkıyor ya da çıkmak üzere oluyor”dedim. “Sence niye böyle bir fark var? Burada akıl hastası biri bile öfkelendiği insanlara dokunmuyor” diye sordu.

Amerikan toplumunda dokunmanın büyük bir tabu olduğu bilinir ve özellikle Ortadoğulular ve Latinler bunu “ruhsuzluk” sayarlar. Sarılmak, omuza el atmak, kola girmek, makas almak gibi pozitif dokunmalar beden dilinde yerleşmemiş. Ancak, bunun gibi, vurmak da yok: kafası bozulan birinin ötekine her an silleyi basıvereceği pek akla gelmiyor. Bu, doğal olarak, dile de yansıyor: “döverim ha”“gelirim yanına”“iki tane çaktı”“bi kafa” gibi ifadelere hiç rastlanmıyor. Öyle ki, uzunca bir aradan sonra Türkiye’ye gidip de ailenizdeki çocukların birbirine “patlatırım ha” dediğini duyunca ya da televizyonda birbirinin üzerine yürüyen milletvekillerini görünce “doğru yahu, bir de böyle bir şey vardı, unutmuşum” diyebiliyorsunuz.

Bu dokunma tabusu ABD’de yasalara da yerleşmiş. Bir fiziksel kavgada ilk kim dokunduysa kanun karşısında dezavantajlı duruma düşüyor. Maçlarda, filmlerde falan görüp yadırgayabilirsiniz: insanlar yüzlerini burunları arasında bir santim kalacak kadar yaklaştırıp tükürükler uçuşturarak, avaz avaz bağırırlar birbirlerine ama dokunmazlar. Amaç, karşıdakini ilk dokunan durumuna düşürmek için provoke etmektir: “erkeksen dokun, bak n’oluyor” gibi. isteyenokusun.com



hidirgevis@yahoo.com

twitter.com/ hidirgevis

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8
Emlak8.Net