Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Lüks tüketiminde mahalle baskısı


25.08.2013 - Bu Yazı 2136 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Lüks tüketiminde mahalle baskısı

Önceki gün bir dostumla konuşuyorum... Telefonlardan söz açıldı... Kendisi bir kurumda üst düzey yönetici ve bayağı da eski model bir telefonu var... Çevresinde, “Bu telefon size yakışıyor mu hiç...” diyenler oluyormuş... Yani, telefon modeli konusunda mahalle baskısı görüyormuş.

Bu durum bana kendi durumumu anımsattı. Amerika’dan döndüğüm zaman, Türkiye’deki arkadaşlarım telefonumla dalga geçmişlerdi... “Bu olmaz, sana yeni bir telefon alalım...” diyerek, başımın etini yiyip duranlar vardı... Hani sanki kendi ceplerinden ödeyip alacaklarmış gibi... Sonra bir iPhone edindim, bu defa aynı insanlar “Sana yeni modelini alalım... Sana yeni modelini alalım” demeye başladılar...

Oysa New York’taki arkadaşlarımdan hiç böyle bir baskı görmemiştim. Çoğunun gelir durumu çok iyiydi ama telefonları benimki gibiydi... Hatta o dönemler New York’a gelen Türkiyeli turistlerin çılgınca iPhone ve iPad almalarını biraz şaşkınlıkla izliyordum.

Neyse dağıtmayayım meseleyi de... Mesele şu: Amerika’da bir iPhone’a sahip olmakla Türkiye’de bir iPhone’a sahip olma isteği arasında farklı motivasyonlar var. Birinde sadece ihtiyaç ve kolaylık diğerinde ise buna ek olarak statü edinme isteği var. OK, onu da anlarım... Çünkü insanlar, müsrifçe para harcayarak aldıkları bu telefonlar sayesinde kendilerini daha iyi hissediyor olabilirler. E peki çevresindeki insanları neden kendileri gibi davranma konusunda zorluyorlar?

İşte burada bizim toplumun zihinsel yapısına dair bir nüans daha ortaya çıkıyor. Biz, etrafımızda bizim gibi düşünen, bizim gibi davranan insanlar görmeliyiz ki kendi yaptığımızın doğruluğuna inanalım ve iç huzuruna kavuşalım. Eğer bir konuda yalnız ya da az kalırsak, kendimize inancımız gelişmiyor, aksine kayboluyor; kendimizi aptal ve enayi gibi hissediyoruz...

 


***

 


Terliğini çıkar bakkala öyle gir


» NUR COŞKUN- (Koh Samui)-
İstanbul’dan yaklaşık dokuz saatlik yolculukla önce Singapur ve oradan bir saatlik bir uçuş ile Koh Samui’ye ulaşılıyor. Uzun mesafeyi Singapur Airlines ile, kısa mesafeyi pır pır gibi ufak bir uçak ile tamamladık ve dünyanın belki de en şirin ve otantik havaalanına sabahın erken saatlerinde iniş yaptık. Oyuncak arabalara benzeyen sevimli taşıtlarla bagaj alım bölümüne ulaştık. Sanki bir film setinde gibiydim. Her yer yemyeşil ve bol çiçekli...


Koh Samui
(Thai dilinde Koh, ada demek) Tayland Körfezi’ndeki irili ufaklı 64 adadan birisi (büyüklüğü 247km2). Tayland’ın Phuket ve Koh Chang’dan sonra üçüncü büyük adası. 1989 yapılan ve 2007 de renove edilen, bambularla inşa edilmiş dünyanın en egzotik havaalanına sahip.

Yaklaşık bir milyon nüfuslu ve halkın yüzde yirmi beşi Müslüman. Ada halkı Thai dili konuşuyor ama pek çoğu İngilizce de biliyor. Havası nemli ve sıcak. Para birimi: Baht... Bir baht yaklaşık 32 dolar. Phuket ya da Maldivler kadar olmasa da turistik ve yaşam ucuz. Sağlık ve bilişim hizmetlerinde körfez adalarının merkezi konumunda denebilir. Hastanelerindeki botoks ve estetik operasyonları tanıtıcı afişler adanın her yerinde... Dört tane tam donanımlı hastanesi var ve sağlık hizmetleri şaşırtıcı derecede düzenli.

İnsanlar neredeyse her saat dışarıda yaşıyor. Evlerde kapılar hep açık... Bol bol çamaşır yıkama dükkânlarına rastlamak mümkün. Geçim kaynakları ağırlıklı olarak turizm. Tüm ada bisikletle üç-dört saatte dolaşılabilir. Gece hayatından daha fazla doğal hayatı büyüleyici.

Avrupa ve ABD’den oldukça fazla ilgi var. Ağırlıklı olarak Alman turizm şirketleri adayı çoktan keşfetmiş ve ada turlarına başlamış. Bu arada adada, 10 yıldan fazla bir zamandır yaşayan bir Türk’le de tanıştık...

Her yer palmiye ve beyaz kum... Geceyarısı sular çekilmeye başlıyor ve öğlene doğru tekrar eski seviyesine geliyor. Sulardaki gelgiti her gün çok net şekilde görmek enteresan.


Chaweng Beach
adanın en bilinen ve hareketli sahili. Genelde konforlu oteller ve her şeyi bulabileceğiniz dükkânlar bu bölgede... Deniz ürünleri inanılmaz ucuz. Her saat kumsalda yalınayak yürüyerek alışveriş yapabilirsiniz. Sahilde, ananas, hindistancevizi, közlenmiş mısır, soğuk içecekler (sodası şahane), baharatlı çöp şiş gibi atıştırmalıklar satan yerli halk gün boyu hizmette... Akşamları gökyüzünde salınan ışıl ışıl dilek fenerleri de ayrı bir romantizm. Her yer orkide ve egzotik bitkilerle çevrili... Turistler sere serpe güneşlenmeyi tercih ederken, ada halkı her yerini kapatacak şekilde giyinerek, güneşten korunmayı tercih ediyor.

Ada masaj salonları ve terziler cenneti. Turistler gezinin ilk günü diktirecekleri elbiseyi seçiyor, tatil sonunda da bitmiş olarak alıp, gidiyorlar. Takım elbise ve gece elbisesini oldukça uygun fiyatlarda ve çok hızlı dikiyorlar. Başka ilginç nokta da; büyük süpermarketler ve yabancıların işlettiği restoranlar gibi yerler hariç, her yere girerken kapıda ayakkabı çıkartılıyor. Müşterilerin dükkânlara girerken ayakkabı çıkarması garip doğrusu... Çok mu temiz içerisi derseniz, bu tartışılır. Ama dükkânlarda kadınlar devamlı temizlik hâlinde, hep ellerinde bir süpürge...


Thai masaj
, insanı yeniden doğmuş gibi hissettiriyor.. masaj fiyatları saati 15-20 dolar civarı... bu masaja bu fiyat inanılmaz geliyor... ama başka bir yerde küçük bir külah Haagen-Dazs dondurmaya 20 dolar ödediğimiz an ise turist kazığını tüm damarlarımızda hissediyoruz. Bu turistik muamele aslında bize pek yabancı değil tabii.

Ada halkı güler yüzlü ve neşeli. Adada fil safarisi de yaşanması gereken deneyimlerden. Bunun yanı sıra, maymun ve timsah gösterileri ile Altın Buda Tapınağı’nı ziyaret de ilginç....

Koh Samui’nin kardeş adalarını günlük turlarla gezme imkânı var. Adalar arası uzaklık en az birer saat civarı...

Komşu adalardan, Koh Tao, Asya’daki en iyi dalış noktalarından. Bu adada minik balıkları denizin altında muz ile beslemenin keyfini asla unutamayacağım.


Koh Phangan
, dolunay partileri ile ünlü... zamanlama olarak bu partiyi bir kaç gün ile kaçırdık.


Leonardo di Caprio
’nun oynadigi Kumsal filmi bu bölgede çekilmiş... Sonsuz gibi görünen bembeyaz kumsal gerçekten çok ama çok etkileyici... Bu kumsal da film yapımcılarına ilham vermiş olmalı.



hidirgevis@yahoo.com

twitter.com/hidirgevis

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive