Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Mutsuz kadınlar


01.09.2013 - Bu Yazı 2142 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Mutsuz kadınlar

Yine Elazığ’dayım...

Annem hastane odasında, bense hastanenin karşısındaki bir lokantanın bahçesinde size bu yazıyı yazıyorum... Kıymetimi bilin... Bu arada gölgedeyim ama sıcaktan pişebilirim..

Elazığ’da neredeyse hiç birinci derecede akrabamız kalmadı, herkes Türkiye’nin ve dünyanın farklı illerinde yaşıyor. Ancak yine de annem ısrarla her yaz buraya geliyor, buradaki evinde vakit geçiriyor. Biz, yani annemin çocukları her defasında O’nu bundan vazgeçirmeye çalışıyoruz... Tabii her defasında anneme söz geçirmeye gücümüz yetmediğini yeniden anlıyoruz... Bu süreç öyle kolay geçmiyor, annemin çocukları da inatçı...

Niye inatçıyız... Çünkü başımıza gelecekleri, yani içine düşeceğimiz dramayı biliyoruz... Her defasında anneme yardımcı olacak birini bulmaya çalışıyoruz, annem her defasında bunu da inatla reddediyor... “Siz ne sanıyorsunuz, ben kendi işimi yapamıyor muyum” diyor... Biz direniyoruz, bu defa da kimseyi bulamıyoruz... Bulduğumuzu annemiz beğenmiyor... Okyanusun suları çekildiğinde, kim ne demişti, ne önermişti, kafam karışıyor.

Her defasında annem yaz boyu en az dört kez hastaneye kaldırılıyor, biz çocukları İzmir, Ankara ve İstanbul’dan nöbetleşe Elazığ’a dökülüyoruz... Git gel Elazığ’ı yol ediyoruz... Bu sırada yaşadığımız üzüntü, sinir harbi, kendi aramızdaki çatışmalar, masraflar bir yana, en çok annemizin düştüğü duruma, hastalığına üzülüyoruz.

Annem yine hastaneye düştü... O yüzden buradayım... Hastaneye getirilirken ki durumunu az önce bana tek tek anlattı. Dinlerken kalp krizi geçirip ölebilirdim...

Annem tek odada sıkıldığını söyleyip, iki yataklı bir odaya aldırılmasını sağlamış.

Neyse, kendi hâlini anlattıktan sonra oda arkadaşı olan teyzenin trajedisini de anlattı. Aman allahım trajedi ki ne trajedi.. Annem ses tonundaki oynamalar vurgular ve araya iliştirdiği diyaloglarla öyle iyi öyle canlı anlatıyor ki olup bitenleri... Dinlerken üzüntüden fenalık geldi... “Anne benim çıkıp yazımı yazmam lazım” dedim, bu lokantaya geldim.

Geçenlerde annesi benim annemle aynı kuşaktan olan arkadaşlarımla konuştum. Onların anneleri de aynı... Acıya, trajediye, mutsuzluğa âşık kadınlar. Bu nedenle koşulları ne kadar iyi olursa olsun, hayatlarında hep bir istikrarsızlık, tamamlanmamış bir şeyler, üzüntü, şikâyet edilecek nedenler ve çözümsüzlük oluyor muhakkak...

Gençlikleri ve çocuklukları İkinci Dünya Savaşı ve öncesine sıkışmış kadınlar bunlar. Yani dünyanın en zor saatlerinde hayat sürmüşler... Dersimli bir arkadaşım anlatmıştı; annesi ve arkadaşları zaman zaman biraraya gelir, 20 yıl önce ölen birini anlatır, toplu hâlde ağlarlarmış. Ankara Polatlı’dan bir arkadaşım da çocukken her pazara gidişinde annesine üzerinde acıklı hikâyeler yazan kâğıtlardan satın alırmış. Sonra da anne ve komşular toplaşır, arkadaşımın okuduğu hikâyeye toplu olarak ağlarlarmış. Hatta arkadaşım bazen yeterince hisli okuyamadığı ve ağlatamadığı için azarlanırmış.

Aman anneler yaman anneler... Mutlu olmak varken, nedir bu kendinize çektirdiğiniz...


www
.vivahiba.com

 


***


‘AVM gibi kadın’ deniyor mu


» SEMİH FIRINCIOĞLU- (New York)-
Apartman gibi kadın.” 1960’larda Güney’de babam ve arkadaşlarının kullandığı bir beğeni ifadesiydi bu. Boylu poslu (hattâ bir parça toplu), takılı, yapılı hanımlar için kullanırlardı. (Bunun bir önceki versiyonu da “hökümet gibi kadın”dı sanıyorum.) Bu sözü beton bir binayı “güzel” saymalarına değil ama böylesine uçuk bir benzetme yapıyor olmalarına bıyık altından gülerek söylerlerdi. (Siyaseten sakat bir bakışın ürünü tabii ki, ama kırk- elli yıl öncesinin Güney’inden söz ediyoruz.)

Nüfus artışı, göç, kentleşme ve beton teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle konutlar dikine çıkmaya başlamıştı. Taşralı orta sınıfın sınıf atlama kavramının başında babadan kalma tek katlı evi ya da yeni aldığı arsayı müteahhide verip apartman diktirmek, karşılığında birkaç daire alıp birine yerleşmek, ötekilerden de kira toplamaktı. Emireri gibi kullanılan kapıcının yanısıra bir de asansör olursa tadına doyum olmazdı.

Bir apartmanın başarı simgesi olmasına, hattâ daha rahat bir yaşam sağladığına itirazım yoktu ama (herhâlde o yıllarda yabancı kültürlerle tanışmaya başladığımdan) beş- on katlı bir beton binanın “güzel” görülmesini tuhaf bulurdum. Ama ağzımla kuş tutsam babama bahçe içindeki iki katlı bir evin çok daha güzel olduğunu anlatıp kabul ettirebilmem olanaksızdı. Tabii bu bir haklılık- haksızlık konusu değil: estetiğin işlev ve koşulların peşinden gittiğini, göreceli olduğunu biliyoruz “iPhone gibi kız/oğlan” deniyor mu bilmiyorum ama bugün bu metal ve cam karışımı dikdörtgen nesnenin benzerlerinden daha “elegan” olup olmadığını tartışabiliyoruz, örneğin.

Güzel” bulunanın yeni koşullarla birlikte değişmesi çok doğal. Doğal olmayan, yönetimi (hâlâ) elinde tutan kesimin babamın kırk yıl önceki estetiğini az bir farkla sürdürüyor olması: Apartman büyümüş, AVM, gökdelen ve rezidans olmuş görünüyor. İşin acıklı tarafı da bu “şahane” yapıları iftiharla diken ve “güzel” bulan kişilerin babam gibi kendiyle bir parça matrak geçerek “rezidans gibi kadın” gibisinden bir söz düşünemeyecek ve edemeyecek kadar dar bakışlı ve mizah duygusundan yoksun olması. (Sene de oldu 2013.)


www.isteyenokusun.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8