Hıdır GEVİŞ

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Adana mı Antalya mı


29.09.2013 - Bu Yazı 1694 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Adana mı Antalya mı

Adana Altın Koza Film Festivali sona erdi. ŞimdiAntalya Film Festivaliyaklaşıyor. Tabii yine aynı şey olacak... Kendini Antalya’ya göre takvimlendiren sinema sektörü, bu festivale hücum edecek. Altın Koza’ya yüz vermeyen yapımcılar-yönetmenler, filmlerini Antalya’da yarışa sokacak... Film yıldızları kendilerinden söz ettirmek için buraya akın edecek...

Epeydir düşünüyorum. Türkiye’de sinemacıların Antalya ve Adana arasında yaptıkları bu ayrımcılığın sebebi nedir diye. Sebebi basit aslında, Antalya’daki festivalin daha popüler olması... Peki, neden daha popüler, bunun gerçek bir nedeni var mı yoksa sadece algıdaki bir sapmayla mı ilişkili...

Tabii ki gerçek bir sebebi yok. Adana Altın Koza Film Festivali daha bile organize bir festival. Ancak nedense sinemacıların ilgisini çekmiyor. İlgiyi yönlendiren nedenlerin derinine inersek eğer, Türkiye’deki Batıcılık meselesine kadar yol alırız.

İsterseniz durumu daha iyi muayene etmek için Adana ve Antalya kentleri arasındaki somut farklara ve imaj farklarına bakalım.

Gerçekte Adana bir kenttir. Antalya ise büyük bir köy... Kentlilik kategorisinde Adana’nın, İstanbul’dan sonra gelen iki kentten biri olduğunu düşünüyorum; diğeri İzmir... Kendi iç dinamikleriyle değil, devlete akan vergilerle büyüyen Ankara’nın ise çok önündedir Adana. Bir kere, kozmopolit bir kent; göç alan, yolgeçen bir bölge. İkincisi tarım ve tarım kaynaklı endüstri nedeniyle azımsanmayacak güçte bir işçi sınıfına sahip. 1948’de sendikalaşma hareketleri başlamış kentte. 1959’da Adana İşçi Sendikaları Birliği oluşturulmuş. Kendine özgü bir burjuva sınıfı, orta sınıfı var Adana’nın... Ekonomik anlamda çekim merkezi olduğu için farklı kültürleri kucaklıyor. Dolayısıyla, önemli edebiyatçıların, sinemacıların ve müzisyenlerin Adana’dan çıkmasının sebebi, kentin havasından ve suyundan kaynaklanmıyor; bütün bu dinamiklerin toplamından kaynaklanıyor.

Nitekim kaldırımları geniş Ziyapaşa Bulvarı’ndaki bir Irish House Cafe’de oturup siyah biranızı yudumlayabilirsiniz. Akşam aşağılara, eski Adana’ya iner, pavyonlarda eğlenirsiniz. Gizem Bar’da kahreden şarkılar dinler, işletmecisi Muhittin Bey’le derin sohbetler edersiniz. Çıkışta köşe başındaki seyyar satıcıdan tadına doyulmaz şirdanlardan tadarsınız... Dilerseniz baraj yolundaki Baran Türkü Evi’nde takılırsınız... İstanbul’daki türkü barlardan çok daha iyi bir mekân. Gündüzleri Dilber Sekisi’nde bisikletinizle tur da atarsınız. 40 dakika direksiyon sallayıp Mersin’de denize, Pozantı’da kayağa gidersiniz.

Oysa Antalya çok güzel, sevimli, ebatları geniş bir köydür. Kendi iç dinamikleri zayıf bir yerleşim birimi. Türkiye’nin her yerinden gelen yatırımcıların 1980’lerden itibaren turizm sektörüne yatırımlarıyla önemi artmış. Bir zamanlar ağırlıklı olarak Almanların şimdilerde Rusların ama genelde Avrupa’nın ilgi gösterdiği bir tatil köyü. İşte Adana ve Antalya arasındaki ayrımcılık da bu noktada başlıyor. Antalya Batılıların dokunduğu, tatil için tercih ettiği bir kent. Bu da Antalya’yı sinemacıların ve medyanın gözünde başkalaştırıyor. Batı karşısındaki kompleksler, o komplekslerin sahiplerini yönlendiriyor ve festival tartısında Adana değil, Antalya üste çıkıyor.


www.vivahiba.com

 


***


Kürtlerin en büyük kültür organizasyonu


Irak Kürdistanı
’nındaki Duhok kenti, bu yıl ikincisi yapılacak bir film festivaline hazırlanıyor. Festival ekimin 9’unda başlayacak ve 16’sına kadar sürecek. Hisham Zaman’ın Kardan Önce(Before Snowfall) adlı filmiyle açılışı yapılacak festival, Yerel Kürt Hükümeti ile merkezi Berlin’de bulunun ve Mehmet Aktaş’ın da ortağı olduğu Mitosfilm işbirliğiyle düzenliyor. 

Konuyla ilgili olarak, festivalin sanat yönetmenliğini yapan Mehmet Aktaş’la görüştüm. Bu yıl festival programında ağırlıklı olarak dünya sinemasına yer verildiğini söyledi. Bella Tarbaşkanlığındaki uluslararası jüriye, Türkiye’den Zeki Demirkubuz da katılıyor.

42 ülkeden filmlerin yer aldığı festivalde, Alman sinemasına özel bir yer ayrılmış.

Mehmet Aktaş, bu festivalin, içerik ve davetli konukları ele alındığında, şimdiye kadar Kürtlerin, uluslararası çapta yaptıkları en büyük kültür organizasyonu olduğunu söylüyor.

Aktaş, festivalde amacın, hızla büyüyen Kürt sinemasını dünya sinemasıyla buluşturmak olduğunu belirtiyor. 

Festivalin belgesel bölümünde genç yönetmen Bülent Gündüz’ün Roboski Mon Amour filmi de yer alıyor.

Dünya sineması bölümde ise en iyi filme, Yılmaz Güney Ödülü verilecek. Güney’in Kürt sinemacılar açısından önemini ise festivalin web sayfasında şu yorum çok iyi özetliyor: “Yılmaz Güney Türk sinemasında devrim yaratırken, Kürt sinemasının da doğuşuna neden oldu.” 

http://duhokiff.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.01.2014
Taraf’a veda
25.12.2013
Cemaat ve AK Parti arasındaki ikna savaşları
22.12.2013
Sosyal medyada kendi kendimizi zaten fişliyoruz
20.12.2013
Çıldırmış bir gazetecinin hatıra defteri
18.12.2013
Dürüstlük romantizmini bırakın, yolsuzluk bizim trajedimiz
15.12.2013
‘Hindistan’da 22 resmî dil var, sorun yok’
12.12.2013
Hiçbir gücün ‘toy boy’ u olmayan bir lider: Erdoğan
08.12.2013
Saatim 10 bin dolar
06.12.2013
Melez Türkiye
01.12.2013
Siyasi partiler ve eşcinsellerin flörtü
27.11.2013
Başbakanın uçağına otostop
24.11.2013
Adnan Hoca ve Kedican show
22.11.2013
Kürtler ve hükümetin arasından çekilin
17.11.2013
Türkiye’deki Amerikan rüyası: Acun
15.11.2013
AK Parti’nin ilerici pragmatizmi
13.11.2013
Atatürk olmasaydı, olur muyduk olmaz mıydık
10.11.2013
Evlerde ateşli sevişmeler var
08.11.2013
Ben bir kader mahkumuyum çünkü
06.11.2013
Elazığ’ın gözü tiyatro turizminde
03.11.2013
Meclis’in pop istatistiği
01.11.2013
Kendimizi haklı çıkarma hastalığı
30.10.2013
Öcalan’ın hayatı belgesel oluyor
27.10.2013
Elitist çevreciliğin iflası
23.10.2013
Türkler için fırsatlar ülkesi; Kürdistan
20.10.2013
Mahmur Kampı’nda bir Kürt kızı
16.10.2013
Kürt göçmen kamplarından Norveç Oscarı’na
13.10.2013
Kürdistan topraklarında...
11.10.2013
Ben de ekranda dekolte giyeceğim
09.10.2013
Siyasi partilerin dijital karnesi
06.10.2013
Dost musun, düşman mısın!
02.10.2013
Beş yıl önce hayaldi şimdi gerçek
29.09.2013
Adana mı Antalya mı
25.09.2013
Tunceli’de devrimci faşizm
23.09.2013
Rent a car, rent a gazeteci
20.09.2013
Eğitimde sosyal medyayı kullanın
18.09.2013
Yobazlık ve Alevilik
15.09.2013
Erkekler kaç gram
11.09.2013
Depresif hegemonya
08.09.2013
Ötüken yolu yokuştur, kafaları tokuştur
06.09.2013
Avam politikayla onur çiğnemek
01.09.2013
Mutsuz kadınlar
30.08.2013
Facebook hükümete neyin diyetini ödedi
28.08.2013
Alaturka tuvaletler yasaklansın
25.08.2013
Lüks tüketiminde mahalle baskısı
23.08.2013
Aşk çocukları ve seks çocukları
21.08.2013
Hayalet savaşı
18.08.2013
Eşcinseller ve türbanlılar
14.08.2013
Batılı erkeğin dindarla flörtü
11.08.2013
Mahalleler geçmişe dönüyor
09.08.2013
Politik deşifre çağı
07.08.2013
Alın şu torun-torbayı başımdan
04.08.2013
Boykotumu sevsinler
02.08.2013
İşadamları neden ezik
31.07.2013
AK Parti’nin banyo estetiği
28.07.2013
Ev kadınlığından istifa
26.07.2013
Günahkâr memnuniyetsizler
24.07.2013
Doğu’daki liberal cennet: Dersim
21.07.2013
Pazar hülyaları
19.07.2013
Kim daha muhafazakâr: Erdoğan mı, Demirtaş mı
17.07.2013
Sadettin Teksoy’un karikatürü
14.07.2013
Buzdolaplarına siber saldırı
12.07.2013
Başbakanlıktaki falcı
10.07.2013
Roboski Mon Amour
05.07.2013
Vah Mursi’nin başına gelenler
03.07.2013
İlk lezbiyen milletvekili
30.06.2013
Tekno emperyalizm...
28.06.2013
Erdoğan’ın Bush taktiği
26.06.2013
Sosyalist Türkiye hayırlı olsun
23.06.2013
Politik kitaplara ilgi neden düştü
21.06.2013
Türkiye’nin Murdoch’ı Erdoğan
16.06.2013
İndiegogo’ya gel, sesime gel!
14.06.2013
Senarist gazetecilik ve Yeni Şafak
12.06.2013
Yandaş mitleri
09.06.2013
Gündüz ben akşam Süpermen
06.06.2013
Dünyanın en fotojenik eylemi
05.06.2013
Gençlik 80 model demokrasiyi takmaz
02.06.2013
Mobil isyan
29.05.2013
Sessiz first lady: Nazmiye Demirel
26.05.2013
Bu bir içki yasağıdır
22.05.2013
Eurovision’un çakma milliyetçiliği
19.05.2013
Sonradan kent: Washington DC
17.05.2013
Türkiye Amerika’ya eğitim ihraç edecek
15.05.2013
Başları sağ olsun, geçmiş olsun
12.05.2013
Kimliklerimi iptal ettim, artık Japon’um
10.05.2013
Gazete ve tv’ler Google’a savaş açmalı
08.05.2013
Taraf partisinin içyüzünü açıklıyorum
05.05.2013
Kürtçe ve Türkçeye rakip bir dil geliyor
03.05.2013
1 Mayıs: Protesto ruhundan karnavala
01.05.2013
Başbakan Lady Gaga konserine gider mi
28.04.2013
O kadın ve Karayılan’ın imaj başarısı
24.04.2013
Sayın gazeteciler! Birbirimizi yiyelim mi
21.04.2013
Kendini kötü hisseden kadınlar
19.04.2013
CHP borsada işlem görseydi!
17.04.2013
Fazıl Say olayı: Nefret suçu mu fikir özgürlüğü mü
14.04.2013
Ne çektin be Alişan... Ne çektirdin be Demet
12.04.2013
40 bin genç öldü, şimdi onları öldüren zihniyet ölüyor
10.04.2013
Homoerotik Survivor’ın televizyon devrimi
08.04.2013
Diyarbakır’ın demokrasiyle imtihanı
08.04.2013
Akit yazarı neden olmasın ki
03.04.2013
Bedri Baykam’ın ‘boş çerçevesi’
31.03.2013
Serdar Ortaç hiç değişmiyor, aynı kurnazlık
29.03.2013
Gazetecileri evlat edinin
27.03.2013
Öpüşmüyorsam sebebi var
24.03.2013
Pantolonlar aşağı, yok hayır yukarı
22.03.2013
Salon televizyonu NTV
20.03.2013
Newroz mu Nevruz mu... Selpak mı kağıt mendil mi...
17.03.2013
Kiev kadınlarının suşi merakı
15.03.2013
Erdoğan’ın marketing gücü
13.03.2013
Türkiye’nin ekonomisyonerleri
10.03.2013
Nasıl bir turistsiniz
08.03.2013
Chávez’in 28 Şubat’ı
06.03.2013
Aljazeera Türk, Müslüm Baba’ya yetişemedi
03.03.2013
Onlar oryantalist siz oksidentalist
01.03.2013
Siyasette Levi’s sendromu
27.02.2013
Tuhaf insanların akrabası Mozart
24.02.2013
Akbaba gazeteciliği ve Reha Muhtar
22.02.2013
Sistem dışındakilerin zaferi
17.02.2013
Gunjani Afrika
13.02.2013
New York’ta aşk
10.02.2013
Neşesi kaçık sıkıcı Kürt müzisyenler
08.02.2013
Erkekliğinden korkan gazeteciler
06.02.2013
Beyonce’nin voltaj sorunu
03.02.2013
Bürokraside neden Hıristiyan yok
01.02.2013
Bırakın yurdumu seveyim, buna ihtiyacım var
30.01.2013
Alçak sesle yaşamak
27.01.2013
Bu köşeyi halka açtım, artık sizindir
25.01.2013
Yurttaş gazeteci
23.01.2013
Araştırmacı gazetecilik nasıl oldu da öldü
20.01.2013
Siz ayrıcalıklılar, Birand’la aramıza girmeseniz...
18.01.2013
Türkiye ekmeğini taştan çıkarıyor
16.01.2013
Beyaz atlı prensesini bekleyen erkekler
13.01.2013
Tabuları takmayan, bağımsız ve eğlenceli gazete
11.01.2013
Sosyal demokrat ahlak
09.01.2013
Beni eşime teslim etmeyin, lütfen
06.01.2013
Haydi Erdoğan! Nobel seni bekliyor
04.01.2013
Kürtlerin altın çağı
02.01.2013
Politikada yılın ‘en’leri ve yılbaşı geceleri
30.12.2012
İzzet Çapa’yı gazetecilikten kovmak
28.12.2012
Ölülerle yaşamayın artık
26.12.2012
Ecdadımız bize ne bıraktı
23.12.2012
Barselona’dan selam
21.12.2012
Geçmiş günlerin bulantısı...
14.12.2012
Demokrasinin kâbusu: Devlet kapitalizmi
07.12.2012
RTÜK üyeleri lezbiyen çifte misafir olur mu
30.11.2012
Ecdadımızın pornografi ve fantezi merakı
23.11.2012
Müslümanların namusu
16.11.2012
Narsist, azgın ve çıkarcı herif
09.11.2012
Obama’nın pozitif intikamı
02.11.2012
Resmî dili kaldırsak mı
26.10.2012
Dijital çağda ölmeye yatmak
19.10.2012
Putin ve Erdoğan arasındaki yedi benzerlik
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8