Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’


13.09.2013 - Bu Yazı 2590 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP iktidarının iç ve dış politikasını, özellikle Başbakan Erdoğan’ın “ötekileştirici”, yer yer “nefret söylemi”, “kin” içeren üslubunu eleştirenler, şu ya da bu biçimde karşı çıkanlar aynı kefeye konulup “post-darbeciler” olarak damgalanıp, “vatan hain”i suçlamasına varan hakaret sözleri sarf ediliyor.

Gezi eylemleri ‘gerekçe’ yapılarak sanki Milli Görüş’ün tarihî “düşmanları”, komünistler/ sosyalistler, ateistler, Kemalist, laik/ modernistler, liberaller, demokratlar... aynı çuvala konuldu; bunların AKP iktidarı karşıtlığı, “İslami kimliğe” karşıtlık ve düşmanlık olarak propaganda ediliyor.


Üç şey
 yan yana getirildi: Camide içki, başı örtülü kadını tekmeleme, bize darbe yapacaklar.Yeni bir “biz” ve “onlar” tablosu, bu ajitasyon üstünden “yakın tehlike ile karşı karşıyayız” kışkırtması yapılmaya başladı ve AKP’ci basın benzer şeyler bulup çıkarıyor. 28 Şubat öncesi yapılan kara propaganda zihniyetinin yolu izleniyor.


YENİ İSLAMCI KİMLİK


Yeni 
İslamcı kimlik”, ötekileştirilen ve “düşman”laştırılanlar üstünden kuruyor. İslamcılık dediğimde bütün inananları kastetmiyorum. AKP’nin Müslümanlığı siyasallaştırması ve ideolojisinden söz ediyorum.

AKP, yeni İslamcı kimlik”le sınırları kalın kalın çizilen, “safları sıklaştıralım” bâbında “biz” tanımı yapıyor. Yalçın Akdoğan “...Biz kardeşliği yüceltmek durumundayız” diyor. ‘Kardeşlik’ten kastedilen din kardeşliği elbette ki. Son zamanlarda “onlar” diye tanımladıklarına “yurttaş” diye bile hitap etmiyorlar artık.

Topluma hitap ederlerken “millet” sözcüğü kullanımı bilinçli bir tercih; “millet” “ümmet”i tarif ediyor, tanımlıyor çünkü.


Millet/ ümmet, ulus-ötesi tüm Müslümanları içine alan bir söylem
 olarak kullanılarak “biz” kavramı ‘ümmet’le eşitleniyor, İslam enternasyonali kavrama dönüşüyor. Olimpiyatların Tokyo’ya verilmesini, Başbakan’ın, “1,5 milyarlık Müslüman dünyasına karşı” çıkış olarak görmesi bu ideolojiyle bakmasındandır.

Ümmet fikri, birey fikrinin karşına çıkartılıyor. Bireysel hak ve özgürlüklerin güvencesi olan demokrasi ve demokratik değerler, demokrasinin işleyişinin eksikleri abartılarak, “İslam ve demokrasi” birlikte olur mu? Demokratik değerlerle, İslami değerlerdemokratik etik ileİslami ahlak tartışmasıyla siyasal iktidarın ideolojik hegemonyası pekiştirilmek isteniyor. “Biz, millet/ ümmetiz ve İslam dünyasına aidiz”, “onlar, modernist laikler, Batı dünyasına aitler”... siyasal İslam kimliğinin böyle kurulmaya başlandığına dair çok şeyler oluyor.

Siyasi çıkarlar için yapılan “biz ve “onlar” cepheleşmesi/ bloklaşma, kaçınılmaz olarak, “değerler, ahlaklar, yaşam biçimleri” gerilime ve giderek çatışmaya kapı aralar.


ALGIYI YARAT, SAL ORTALIĞA

Onlar” ve “biz” kutuplaşması tek tek bireylerin özgünlüklerini, farklılıklarını ortadan kaldırıyor. “Yeni kuşak genç TV yorumcularını karşı karşıya oturtuyorlar (Buradan TV program yöneticilerine; neden yuvarlak masa ve karışık oturum düzeni yapmıyorsunuz diye soralım) “siz” diye birbirlerine hitap ediyorlar. Bunların çoğu 2010 Anayasa referandumunda aynı kampanya içinde yer almış kişiler. “Siz” diyerek, o kişinin kişiliğine, kendi düşüncesine hakaret edip, aşağıladıklarının farkında bile değiller. Konuşurken, orada olmayan bütün “onlara” karşı konuşuyorlar.

Bireyi düzleştiriyorlar, “onlar” olarak eşitliyorlar. Bütün dikta ve totaliter rejimler bu zihin kaynağından besleniyor. Bütün iç savaşlar, “biz” ve “onlar”ın --iyi ve kötülerin savaşı olarak sürdürülüyor.

Şöyle şeyler bugünlerde sık sık oluyor. Adı, Ali, Ayşe olan birisi bir tweet atıyor, bu tweet’te yazılanı “onlar”ın tümü yazmış gibi genelleştirilerek, günlerce ve günlerce propaganda ve kışkırtma yapılıyor.Sizden diye tanımlanan birisi çok “olumsuz” bir tweet atarsa, o görülmüyor veya “münferit” ilan ediliyor.

Cami çıkışı “Kahrolsun demokrasi” sloganı atanlar, “Anayasamız Kur’an” pankartı açanlar... Onlar da münferit... Çünkü “biz”den zihniyeti, böyle işliyor.

Veya şu ara moda olan, “liberaller, solcu liberaller diyorlar ki! diye söze başlıyorlar. Bunu söylenin adı yok mu, ne söylemiş, nerede söylemiş? Hiçbir ahlaki sorumluluk duymaksızın, rahatça genelleştirme yapıp, kendi zihinlerinde kurguladıkları saldırı cümlelerini “onlar” dediklerine yazdırıp, konuşturuyorlar.


Demiş
 ki diye başlayarak algı hegemonyası yaratılıyor. Çoğu uydurulmuş, psikolojik saldırı cümleleri, gerçekmiş gibi olgu hâline getiriliyor. “Siz”den olmayan bütün ötekilerin aynı düşündüğü gibi genelleştirmeler yapılıyor.


Bir algı yarat, ortalığa sal:
 Arkasından Twitter, Facebook, ardı ardına köşe yazıları, TV’de tartışmaları... “Bizimkileri” galeyana gelsin! “Onlar” günlerini görsün!

Bir süredir siyasetçiler bu “veriler” üstünden konuşuyorlar.

Başbakan, hükümet yetkilileri, iktidar partisinin önde gelenleri böyle yaptığında, siyaset, psikolojik harp ‘sanatı’na dönüşüyor. Bu psikoloji, en demokratik hakları kullanılmaz duruma getiriyor. En küçük bir kıvılcım bir anda ateş topuna dönüşüyor, iktidar ve devlet yetkilileri de ateşe benzin döküyorlar.


Onlar
 (Geziciler) 2020 Olimpiyatları’nın Türkiye’ye verilmesini de engellediler! Centilmenlik olansporun bakanı, “kına yaksınlar” açıklaması yaptı.

Sonuç olarak: İktidar ve AKP yetkililerinin İslamcılık üstünden yaptıkları, “biz” ve “onlar” ayrımı, Türkiye’nin her yerinde, özellikle Türkiye Kürdistanı’nda radikal/ selefi İslamcıları sokağa davet ediyor, onların eylemlerine, “iktidar ve devlet” güvencesi meşruiyeti sağlıyor.

Bilmem farkında mısınız? “Biz” ve “onlar” birbirinden nefret etme noktasına getirildi.



huscakir56@yahoo.com.tr

Twitter: @huseyincakir1

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.5.2018
Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
5.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
15.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
27.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
1 0
Ad Soyad Giriniz... 13.09.2013 - 00:41:49
Bu kadar rahat yorumlarınızı kemalist zihniyette , darbeler tanklarıyla mesaj verdiğinde veya darbeler sürecinde sahiden yaptınız mı? Şimdi buldunuz meydanı boş, boş değil demokratik atın da atın, tutun da tututun..sizi ciddiye alan bile olmayacak ...
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive