Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)


07.10.2014 - Bu Yazı 3322 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Yeni Türkiye” tanımını yapan AKP kurmayları, güçlü devlet olabilmek için “güçlü ordu”da gereklidir”, diyorlar. Bunun anlamı askeri sanayinin büyümesi, en gelişmiş silahlara sahip olunmasıdır. Bu silahlar kullanılmak için üretiliyor, stoklanıyor. Yeniden üretim yapılması için bu silahlar kullanılacak veya başka ülkelere satılacaktır.

Tarih boyunca silah sanayisini büyütmenin yolu, “ dış düşmanların saldırı tehdidi, ulusal güvenlik tehlikede”ve yayılmacılık-emperyal hayaller olmuştur. Silah sanayi büyüdükçe milliyetçilik ve militarizmin iç ve dış politikaları amaç haline gelmekte, ikisi birbirini büyütmektedir. 2010’dan itibaren, iktidara ve devlete yönelik her eleştiriyi“dış güçlerin işbirlikçiliği, vatan hainliği”, her protesto eylemini iktidarı yıkmak, “yeni Türkiye’ye karşı” olmak gibi gösterilmenin arkasındaki hakikat, militerleşme, saldırgan bir ülke olmaya doğru doludizgin gidiştir.

AKP iktidarının, neo-Osmanlıclık, Süni İslam dünyasına lider olma, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar da söz sahibi politik güç olabilme hayali- maceracılığı, askeri sanayi yeniden yapılandırılıp: Ordu bürokrasisiyle, askeri sanayi kompleksin yeniden yapılanmasıyla, siyasi, ideolojik, ekonomik stratejik işbirliğine gidildi.

Barış süreci, yapılmış demokratikleşme reformları, TSK’nın kurumsal yapısındaki bazı değişiklikler, askeri sanayinin yeniden yapılanmasıyla çelişkili değildir. Askeri sanayi için gelişmiş demokrasi yerine otoriter rejim, vasat demokrasi koşulları daha uygundur.

Türkiye, askeri vesayetten, vasat demokrasiye geçişini NATO’nun soğuk savaş sonrası yeniden yapılanmasına uyum sağlamak, küresel ekonomiyle işbirliği ve AB süreci, Türkiye’de kapitalizmini geliştirmek!, sosyolojik değişimle çatışmamak… için Türkiye’nin çürümüş yapılarının soğuk savaş zihniyetinin değiştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Demokratikleşme adına yapılan değişikliklerle gelinen nokta, vasat demokrasidir, askeri sanayi bu koşullarda büyütülmektedir.

Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, askeri sanayideki gelişmeyi Savunma Sanayi 2013 Faaliyet Raporu sunuşunda şöyle özetliyor. “Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından yürütülmekte olan 400’e yakın savunma projesi içinde ALTAY Ana Muhabere Tankı, ANKA İnsansız Hava Aracı, Ada Sınıfı Firkateynleri (MİLGEM), Milli Piyade Tüfeği, ATAK helikopteri ve ilk uçuşunu 2013 yılı içinde yapan HÜRKUŞ Temel Eğitim Uçağı gibi milli projelerimiz bulunmaktadır. Ayrıca, ilk milli gözlem uydumuz Göktürk-2 uzaya fırlatılmış olup, dev yatırımlar sayesinde Ankara’da Uydu Montaj, Entegrasyon ve Test Merkezi kurulmuştur. Bunun yanı sıra, yerli imkânları kullanılarak geliştirilen HİSAR Füzelerinin ilk atış denemesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. Savunma programlarımızda kaydettiğimiz bu başarılarla beraber geçmişte ekonomimiz için ağır bir yük olan savunma alımlarımız, ülkemiz sanayisi ve teknolojisi için büyük bir katma değer haline gelmiştir.”

AKP iktidarları döneminde ulusal güvenlik ve savunma ihtiyacının ötesine geçen savunma sanayi oluşturmak için, özel sektör; özellikle tedarikçi olarak 200’ün üstünde KOBİ bu alana yönlendirildi.

Savaş sanayinin yeniden yapılandırılması

1980’de başlayan askeri sanayiyi güçlendirmek, ordunun modernizasyonu projesi doğrultusunda harekete geçildi. “Milli sıfatıyla başlayan savaş helikopteri, tank, hava savunma sistemleri,  askeri deniz araçları, savaş uçağı, füze-roket, insansız hava aracı üretimi, elektronik-yazılım” projeleri geliştirildi.  2010 yılında Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla uranyum zenginleştirme tesisi kurulması, Türkiye’nin nükleer silah üretme hazırlığında olduğu iddiasına yol açtı.

Askeri sanayi,  1974 sonrasında (Kıbrıs’ın işgali)  kurulan, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakıfları tarafından yürütülen çalışmalarla bazı temel sahalarda; ASELSAN, HAVELSAN, ASPİLSAN gibi devlet sermayesine dayalı yatırımlar gerçekleştiriliyor. 1985 yılında Savunma Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı  (SaGeB), 1986 yılında  Savunma Sanayi Destekleme Fonu kuruluyor.  1989 yılında Savunma Sanayi Müsteşarlığı  olarak askeri sanayi kompleksi yeniden yapılandırılıyor.

3238 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan ve sistemin asıl karar mekanizması olan Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin üyeleri; Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı’dır.

İcra Komitesi’nin başlıca görevleri:

-Türk Silahlı Kuvvetleri için Stratejik Hedef Planına göre temini gerekli olan modern silah, araç ve gereçlerin üretimi, yurt içinden gereği halinde yurt dışından tedariki hususunda karar almak,

-Sağlanacak modern silah, araç ve gereçlerin araştırılması, geliştirilmesi, prototip imali, avans verilmesi, uzun vadeli siparişler ile diğer mali ve ekonomik teşviklerin tespiti istikametinde SSM’ye talimat vermek,

-Savunma Sanayi Destekleme Fonu’nun kullanım esaslarını tespit etmek şeklinde özetlemek mümkündür.

Savunma Sanayi Yüksek Koordinasyon Kurulu, Başbakan’ın başkanlığında 13 üyenin iştirakiyle yılda en az iki kez toplanması öngörülen kurulun görevleri:

-Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan genel strateji doğrultusunda, planlama ve koordinasyonun sağlanmasını takip etmek, düzenleyici direktifler vermek,

-Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan Stratejik Hedef Planına uygun olarak SSDF ile tedariki öngörülen silah sistemleri ile araç ve gereçlerin tedarik şeklini tespit etmektir.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı,  askeri sanayiyle ilgili siyasi, ekonomik, stratejik karar alma merkezidir.  SSM tarafından yürütülen faaliyetlerin ana amacı şöyle tarif ediliyor: “Modern bir savunma sanayi altyapısının oluşturulması ile Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, MSB, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ihtiyaçları ile MİT’in ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün istihbarat ve güvenliğe ilişkin ihtiyaçlarının tedarik edilmesidir. Bu çerçevede, SSM tarafından sunulan hizmetleri özetle; savunma ve güvenlik sistemleri tedariki ve tedarik yönetimi, savunma sanayinin yönlendirilmesi, teknoloji yönetimi, yürütülmesi, uluslararası işbirliği, ihracatın koordinasyonu ile kalite, test ve sertifikasyon hizmetleridir.”

Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM)  son 5 yılda sözleşmeye bağlanmış projelerin tutarı, yüzde 85 artarak 45 milyar 387 milyon liraya ulaştı. sözleşme bedelinin yüzde 53’ü ortak üretim, yüzde 27’si yurtiçi geliştirme, yüzde 11’i hazır alım, yüzde 8’i konsorsiyum ve yüzde 1’i de Ar-Ge projelerinden oluşuyor.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı, 2016 yılında savunma ve havacılık sektör cirosunun 8 milyar dolara, ihracatın 2 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor. Müsteşarlığı’nın en büyük projeleri arasında ilk sırayı 16 milyar dolarla Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) alırken, bu projeyi, 3,3 milyar dolarla ATAK Helikopteri, 2 milyar euro ile Yeni Tip Denizaltı projesi izliyor.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne (SIPRI) göre, dünyada askeri harcamalar düşerken Türkiye'de son 10 yılda yüzde 13 arttığı, 2012 yılında yapılan sıralamada 16. sırada yer alıyor, 2013’de  Türkiye savunma alanında en fazla harcama yapan ilk 15 ülke sıralamasında 14. sıraya yükseldi.

“Büyük Türkiye, Güçlü Ordu” eşittir yeni Türkiye Stratejisi!

Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İnternet Sitesinde Savunma Reformu Çalışma Grubu'nun raporunda savunma sanayinin amacı şöyle tanımlanıyor.  “Türkiye'nin 2023 hedefleri ile bölgesel ve küresel güç olma yolunda ki gayretleri açısından Savunma Reformu ciddi önem taşımaktadır. Bu kapsamda MSB ve TSK'nde yapısal reform yapılmasının yanı sıra silah ve komuta kontrol sistemlerinde de teknolojik reform yapılması önem arz etmektedir. Savunma sistemlerinin NATO savunma sistemlerine entegre olması NATO bağımlılığı anlamına gelmemelidir. Tam bağımsızlık ilkesi gereği olarak özgün savunma sistemleri üretilip komuta kontrol sistemleri gerektiğinde farklı paktlara da entegre edilebilir tasarlanmalıdır.” 

Devlet Denetleme Kurulu, "Savunma Sanayi Müsteşarlığının Faaliyetini ve İşlemlerinin Denetimi" yapılarak savunma sanayinin stratejik amacı ve durum tespiti yapılıyor.

“Soğuk Savaş sonrası dönemde, tehdit algısının şekil değiştirmeye başladığının ve "asimetrik tehdit" olgusunun ortaya çıktığının vurgulandığı raporda, bu dönemin ardından ortaya çıkan; çevresel kötüleşme, açlık ve gelir dağılımında yaşanan büyük uçurumlar, yoğun göç, etnik, dinsel veya mezhep nitelikli çatışmalar, terörizm, bölgesel ve ülkeler arası kriz ve çatışmalar, kitle imha silahlarının yayılması, balistik füze sistemleri, siber terörizm, deniz haydutluğu, enerji güvenliği, sınırları aşan örgütlü suç şebekeleri gibi küresel risklerin; uluslararası ilişkiler ortamını ve yeni risk ile tehdit analizlerinin teorik alt yapısını oluşturduğu belirtildi. Bunun sonucunda konvansiyonel görevlere yönelik kuvvet yapısı ve silahlanma projelerinde değişiklikler oluşmaya başladığının ifade edildiği raporda, yaşanan teknolojik gelişmelerin süratle silah sistemlerine uyarlandığı, daha küçük kuvvetlerin daha hafif teçhizatlar ile daha uzun süre çeşitli görevleri yapabilme imkânlarının ortaya çıktığı vurgulandı. Savunma sanayinde teknolojik ilerlemelerin önemli boyutlara ulaştığının kaydedildiği raporda, teknolojik ilerlemeler sonucunda ülkelerin askeri güçlerinin, askeri personel sayısından ziyade sahip olduğu modern silah sistemleri doğrultusunda belirlenir hale geldiğinin altı çizildi.

Tespitlere ve önerilere yer verilen raporda, yapısal sorunların, asker-sivil ilişki biçimine yönelik daha genel ve temel bir soruna tekabül ettiği ifade edildi. Devletlerin savunma ve güvenlik anlayışının, algıladıkları tehditler çerçevesinde zamanla değişim gösterdiği, ülkelerin savunma ve güvenlik anlayışlarına paralel olarak oluşturdukları üst politika belgelerinde de değişikliğe gidilmesine yol açtığının vurgulandığı raporda, "Ülkelerin savunma ve güvenlik hizmeti kapsamındaki politikalarının belirlenmesine, bu kapsamda hangi adımların atılacağına, algıladıkları tehditlere ve bu tehditler karşısında nasıl önlem alacaklarına dair oluşturdukları bu politika belgeleri ise savunma harcamalarının yapısını ve savunma sanayinin profilini belirlemiştir. Dolayısıyla, savunma harcamalarının seyri ve savunma sanayinin mevcut yapısı, ülkenin savunma ve güvenlik politikasından ayrı düşünülemeyecek hususlardır. 

Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı ve ortağı olduğu şirketler ile savunma sanayinde faaliyet gösteren bazı özel şirketlerin mali durum analizleri yapılmış ve savunma sanayi dernekleri ile uluslararası savunma sanayi kuruluşları hakkında tespitlerde bulunulmuştur.” 

 “Bölgede lider ve dünya gücü devlet” olmak, ekonomik faaliyle birlikte askeri güç olmayı gerektiriyor tezinden hareketle, askeri sanayi güçlendirme hedefi, aynı zamanda silah sanayine dayanan ekonomik alanı da büyütmeyi amaçlıyor. Askeri sanayi ekonomik faaliyetleri bir dizi muafiyet, ayrıcalığa sahiptir. Siyasi ve askeri karar vericiler, askeri sanayi işverenidir, denetim dışı dev bütçeleri yönetmekteler.

Askerî sanayinin gelişmesi, silah üretimi ve silah satışı, Türkiye’nin dış politikada öncelik tercihini belirleyip, iç politikada, militerleşmeye ve otoriterleşmeye yol açıyor. Ekonomik olarak büyüyen askeri sanayi, “güvenlik politikalarının oluşturulması” yoluyla siyasi alanda ağırlığını artırmakta; ordu bu yolla yeni siyasi partnerlerle, siyaset üstünde, ”dış güvenlik tehlikesi” gerekçesiyle “yeni vesayet” sistemi kurmaktadır.
 

İkinci bölümde, askeri sanayideki büyüme ele alınacaktır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.5.2018
Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
5.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
15.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
27.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive