Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…


27.01.2015 - Bu Yazı 2578 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

14 Haziran 2015 seçimlerine giderken Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika… 

 Çok partili hayata geçişten 2011 seçimlerine kadar seçmenlerin CHP ve Demokrat Parti geleneği partilere oy verme tercihleri neredeyse hiç değişmemiş.

 

Sosyolojik ve sınıfsal olarak sol- sağ tanımı, tarihsel blok’laşmayı anlatmıyor. (Bunu bilerek, sağ-sol kavramlarını kullanıyorum) 
 

Dini vecibeleri yerine getirenler, getirmeyenler, kalkınmacı, devletçi, elitist kentli, Anadolulu: Kasabalı ve köylü sosyolojik ayrışması Türkiye gerçekliğini gösteriyor.

 

Birincisi: Muhafazakâr, milliyetçi-İslamcı, Osmanlıcı… başlığı altında toplayabileceğimiz Muhafazakâr “sağ” blok:    Oy oranı ortalama yüzde 60- 65’tir.
 

 İkincisi: Cumhuriyetçi, Laik, Kemalist,  devletçi, ortanın sol blok veya sosyal demokrat blok   (CHP, Güven Partisi, DSP, HP-SHP-DSP ve Sosyalist Partiler dâhil) ortalama oy oranı yüzde 2830 dur.

 

Nüfus artışı, kent, kır yaşamındaki değişim, askeri darbeler, kapatılan ve yeniden kurulan siyasi partiler, AB süreci, küreselleşme… gibi birçok faktör değişiyor, ancak Türkiye’nin yurttaşlarının tarihsel, politik bloklaşması oy verme tercihleri değişmiyor.

Bu oran, kır ve kent nüfusunun tersi yüz olmasına rağmen değişmiyor.

 

1927’de cumhuriyet döneminin ilk nüfus sayımında Türkiye’de kentlerde yaşayanların oranı yüzde 24 kırlarda yaşan yüzde 66’dır bu oran 1955’ kadar değişmemiştir. 1955’de kırlarda  yüzde 71,2 kentler  yüzde 8,8 olmuştur.

Kent ve kır da nüfus oranları:

 -1960’da, Kent yüzde 31,9 ve Kır yüzde 68,1

-1970’de Kent yüzde 38,5 ve  Kır yüzde 61,5

 - 1980’de Kent yüzde 43,7 ve Kır yüzde 56,1

-1990’da Kent yüzde 59,0 ve Kır yüzde 41,0

- 2012’ve Kent yüzde 77,2 ve Kır yüzde 27-7

Demokrat Parti (DP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eksenli siyasi bloklaşması ve politik tercih 60 yıl boyunca değişmiyor. 1950’de sekiz milyon geçerli oy kullanılmış, 2011’de 43 milyon. 1950’de kentlerde yaşayanlar yüzde 30kırlarda yaşayan yüzde 70 ve 2012 yılında kentlerde yaşayan yüzde 76kırlarda yaşayan yüzde 24 olmasına karşın iki blok tercihi değişmiyor.

1946- 2011 genel seçim sonuçları Tarihsel Blok’un oyları

Muhafazakâr Sağ blok’un oyları:

- 1950:  DP   % 52.2 ( Millet Partisi 4,6)Toplam: 56,8

- 1961:  AP- 34,8 ( CMKP 14.0, Yeni Türkiye Partisi 13,7) Toplam: 62,5

 - 965:  AP, 52,9 (CKMP 2,2) Toplam: 53,1   

-1965:  AP, 52,9 (CMKP 2,2, Millet Partisi 6,3, Yeni Türkiye Partisi, 3,7) Toplam: 65,1 

 -1977: AP 36,9 (Demokrat Parti, 1,8, MHP 6,4, MSP, 8,6) Toplam: 53,7

-1983:  ANAP 45,1 (MDP, 23,3) –

1987, ANAP, 36,3 DYP 19,2 MÇP, 2.9, RP 7.2) Toplam: 65,9

-1999: ANAP 13,2 (DYP 12,0, FP 15,5, MHP 18,2) 59,1

- 2002: AKP 34,3 (ANAP 5,1, BBP 1,0, DYP 9,5, Genç Parti, 7,2) Toplam: 57,1

- 2007: AKP 46,6 ( ATP 0,3, BBP 0,3, DP, 5,4, Genç Parti 3,0,  MHP 14,3; Saadet partisi 2,3 ) Toplam: 71,6

- 2011: AKP 49,8 (MHP 13,0 Saadet Partisi 1,3, BBP 0,8, DP 0,7, DYP 0,2) Toplam: 4,2

Cumhuriyetçi, laik, Kemalist, ortanın sol’u, sol blok’un oy oyları:

- 1950: CHP yüzde 39,6

1961:Toplam:  7,7

 - 1965: CHP 28,7 (TİP, 3,0) Toplam:31,7

-1977: CHP,  41,4 ( Cumhuriyetçi Güven Partisi, 1,9, TİP, 0,1) Toplam:  43,4

 -1981: Halkçı Parti 30,4

 -1987: SHP 24,8 ( DSP, 8,5) Toplam:  33,3

1999: DSP 22,2  (CHP,7) %30,9,  2002 CHP 19,4  (DSP 1,2,İP 0,2 ÖDP 0,3, SİP 0,1 EMEP 0,2) Toplam: 20,5

 - 2007: CHP 20,9 ( DSP 5,4, Yeni Parti 0,1,İ, P 0,5, ÖDP 0,8,  SİP 0,1 TKP 0,2, EMEP 0,1 ) Toplam: 28,5  

- 2011:CHP, 26,0 (EMEP 0,1, TKP 0,1)  Toplam:  26,2.

Kür partileri be bağımsız olarak aldıkları oy:

 1999 HADEP, 4,7 2002 DEHAP, 6,2,  2007 Bağımsızlar ( Kürtler 6,6)

 

Kimlikler üstünden politika ile de tarihsel blok devam ediyor

 İktidar partisi mevcut kutuplaşma ve blok’laşmanın sürekliliğini sağlayacak “yaratıcı” yöntemler buluyor, uyguluyor. Hakkını vermek lazım: Partiyi şirket yönetir gibi profesyonelce /profesyonellerle, baş patronun talimatlarıyla yönetiyorlar. Post-modern olanakları politikanın bütün alanlarına uyguluyorlar. Oy almayı,  tüketiciye sürekli yeni üren sunarak, müşterisi koruyan PİAR çalışması yapıyor. Toplumu, ekonomik, sosyal sorunlardan uzaklaştıracak, sınıfsal farklılaşmanın üstünü örtecek oyalayacak ve kutuplaşmayı derinleştirecek, muhalefeti de bu alana hapsederek, makro sorunlardan uzaklaştırıyor, mikro alanlara sıkıştırıyor, mikro sorunlarla boğuşturuyor.

Mevcut bloklaşma ve kimlik üstünden oy isteme sarmalı çözülmediği sürece tarihsel blok’un dağılması pek kolay görünmüyor.

  Benim yukarıdaki tablodan çıkarttığım sonuçlar:

1-  Muhafazakâr- mütedeyyin veya sağ kesim, oy verirken: Kalkınmacılığa, büyümeye, refahın yükselmesine daha modern yaşamaya oy veriyor. Tamamen duygusal.

2- Modernist, laik, cumhuriyetçi, Kemalist,  devletçi, sosyolojik olarak Cumhuriyet orta sınıfı, 1970 -1980’in ‘yerli’ kentli yurttaşlar oy tercihinde ideolojik, modern yaşam biçiminin korunması,  seçkinci ve devletin yanında olma zihniyetiyle CHP veya türevlerine o veriyorlar. Sosyalist sol oy verenlerde aşağı yukarı aynı gerekçelerle oy veriyorlar.

3-Ekonomik, siyasal kriz dönemlerinde her iki blok’un ana partilerinin dağılıyor. Yeni taşıyıcı partiler kuruluyor ve tarihsel blok devam ediyor. 

Yeni bir BİZ duygusu

KÜYEREL’in Kasım 2014 ‘de düzenlediği “Başka Bir Türkiye İçin İktidar Alternatifi” konferansın konuşmacılarından,  HDP Parti Meclisi Üyesi Erol Katırcıoğlu “kimlik siyaseti” konusunda şunları söylemişti:

“Türkiye’de zaten başından beri kimlikler vardı ve kimlikler kendilerini siyaseten ifade etmekte zorlanıyorlardı.” 

“İslamcıların kendi taleplerini kendi kimlikleri içinden ifade etmeleri doğal bir şey. Aynı şekilde Kürtlerin kendi kimlik taleplerini ifade etmeleri doğal bir şey, Alevilerin öyle, başka unsurların da, başka toplum kesimlerinin de kendi kimliklerini ifade etmelerini ve bunun etrafında siyasallaşmalarını normal ve sağlıklı olarak görmek lazım. Fakat bu kimlik taleplerini kendilerini ifade eder halde olmuş olmaları gerçeğinin -bir yerde bir anlamda bir ulus devlet biçiminde yaşayan bir topluluk olduğumuzu düşünürseniz- “BİZ” duygusu altına evrilmesi gerekir. Aksi takdirde kimlik siyasetleri, çatışmacı nitelikte siyasetlerdir ve birbirlerini yok etmek üzerine davranırlar.

 

Oysa Türkiye’nin geldiği yerde kimlik siyasetlerinin çatışmacı ikliminden uzaklaşabilmesi, ancak ve ancak yeni bir zihniyet, siyaset perspektifini gerektiriyor. Ben bu zihniyete kısacası demokratikleşme veya radikal demokrasi kelimesini uygun buluyorum. Bütün kimliklerin talepleri üzerinden bir yeni kimlik siyaseti belki –illa böyle ifade etmem gerekirse önermeyi-. Bir anlamda kimlik siyasetlerinin çatışmacı karakterini giderebilecek ve böylelikle en azından toplumun kendi sahici sorunlarını konuşabileceği daha demokrat bir siyasi iklimin ortaya çıkmasına yarayacak diye düşünüyorum.”

Son olarak: 24 Ocak Peygamber Sevdalıları Platformu” nun (HÜD-PAR) Diyarbakır’ “Peygambere Saygı Mitingi” tarihsel önem taşıdığı gibi, bir başka açıdan tarihsel kırılmanın başlangıcı da olabilir.

Mitingine çevre il ve ilçelerden gelenlerle yaklaşık 100 bin kişi katıldı. Hz. Muhammed'e dua eden kalabalık Kürtçe 'Yaşasın Hizbullah' diye slogan attı.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.5.2018
Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
5.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
15.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
27.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive