KEMAL GÖKTAŞ

Diken



Bookmark and Share

Britanya İşçi Partisi’nde ‘etik sosyalizm’ dönemi


6.04.2020 - Bu Yazı 356 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Corona virüsü salgınında zamanında ve etkili önlemler almayan ülkelerin başında gelen Britanya’da, iktidara verilen desteğin arttığı günlerde Corbyn sonrası İşçi Partisi’nin yeni lideri belli oldu.

İşçi Partisi’ndeki lider değişimi, ülkenin küresel salgın nedeniyle 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşadığı en büyük krize denk geldi. 

Üstelik, partinin yeni lideri sadece salgınla değil, iktidarın son yüz yıldır görmediği bir desteğe sahip olduğu günlerde koltuğa oturdu.

Anketlere göre Boris Johnson’ın liderliğindeki Muhafazakar Parti’nin oy oranı yüzde 54’leri buldu. 

‘Salgındaki ihmallerine rağmen seçmenlerin sadece çeyreği Boris Johnson iktidarını yetersiz buluyor’

Bu, geçen Aralık ayında yapılan seçimlerde muhafazakarların aldığı oy oranın dört puan üstünde. Boris Johnson’ın performansından memnun olanların oranı ise yüzde 72. Salgının önlenmesindeki açık ihmallerine ve yanlış politikalarına rağmen Britanyalı seçmenlerin sadece yüzde 25’i Johnson’ın başbakanlığını yetersiz buluyor

Genel seçimlerde 1935’ten bu yana en düşük oyu alan İşçi Partisi ise anketlere göre bu oyun da altına düşüyor ve oyu yüzde 28 görünüyor. 

Britanya hükümetinin corona virüsü salgını karşısında, iktidar yanlısı basını bile isyan ettiren beceriksizliklerine rağmen anketlerde oyunu artırmış olması oldukça dikkat çekici. 

Bu destek, korona salgını ile ilgili en temel konularda açık bir başarısızlık yaşayan hükümet açısından da sürpriz. 

‘Johnson önce 250 bin, sonra 100 bin test vaadetmişti; sadece 10 bin yapılabiliyor’

Johnson’ın vaat ettiği günlük 250 bin test hedefi tutmayınca Nisan sonu itibariyle günlük 100 bin test vaat edildi. Halen günde sadece 10 bin test yapılabiliyor ve Britanya basını sürekli günde 70 bin test yapılan Almanya ile Britanya’yı kıyaslayarak hükümeti yerden yere vuruyor. 

Solunum cihazları, sağlık personeli sayısı ve yoğun bakım yatağı sayısı bakımından da benzer kıyaslamalar yapılıyor. Sağlık personeline yeterince koruyucu ekipman verilmediği için çöp poşetlerini giyerek virüsten korunmaya çalıştıklarına ilişkin haberler ulusal sağlık sisteminin (NHS) içinde bulunduğu durumu özetliyor.

Üstelik bazı biliminsanları, ‘sürü bağışıklığı’ sistemiyle virüse karşı etkili mücadelede zaman kaybeden hükümetin halen bu sistemden tamamen vazgeçmediğini gösteren emareler olduğunu savunuyor.

İşçi Partisi’ne ‘insan hakları avukatı’ lider

Bütün bunlara rağmen hükümete verilen desteğin artmasının ‘anlaşılır’ nedenleri var. Felaket ve savaş dönemlerinde toplumların sorunlarıyla baş edecek, düşmana karşı -bu düşman görünmez bir virüs olsa bile- savaşı yürütecek güçlü bir liderlik aramaları ve iktidarlara destek vermesi yeni bir olgu değil. Nitekim salgın karşısında düştüğü acizlik nedeniyle küresel liderliğinin bittiği konusunda neredeyse mutabakat oluşan ABD’de bile Trump’a verilen ‘görev onayı’ hiç olmadığı kadar yüksek çıkıyor. Benzer sonuçlar İtalya, İspanya gibi salgının vurduğu ülkelerde de alınıyor. 

Muhafazakar hükümete açılan bu kredinin önemli nedenlerinden biri de ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin bir süredir siyaset sahnesinde adeta görünmez hale gelmesiydi. Seçim yenilgisinden sonra İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn çekileceğini açıklamıştı ve partide salgın nedeniyle neredeyse unutulsa da bir liderlik seçimi vardı. Bu seçimi, önceki gün Corbyn’in destek verdiği adaya büyük fark atan avukat ve insan hakları savunucusu olan, bir dönem başsavcılık da yapmış olan Keir Starmer’in kazandığı duyuruldu.

‘Etik sosyalizm’

Corbyn döneminde gölge Brexit Bakanlığı yapan Starmer, ‘Corbyn döneminin boşa atılamayacağını’ söylemiş ve vaatleri ile İşçi Partisi’nin Corbyn döneminde girdiği ‘radikalleşme’ çizgisini devam ettireceği izlenimi vermişti. 

Birçok yorumcu parti içinde güçlü olan sol oyları ve sendikaların desteğini almak için böyle bir hamlede bulunduğunu iddia etse de Starmer, ‘etik (ahlaki) sosyalizm’ adını verdiği programında açıkladığı 10 temel ilkeyle partiyi Corbyn döneminde girdiği rotada tutacak bir söylemle liderlik yarışına girmişti.

Bu ilkeler zenginlere daha çok vergi, demiryolları, posta ve enerji gibi alanlarda kamulaştırma, göçmen ve işçi haklarının genişletilmesi, parasız eğitim ve fırsat eşitliğinin sağlanması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, insan haklarının geliştirilmesi ve dış politikada barışçıl politikaları içeriyordu. 

Starmer’in önünde aşması gereken birçok problem bulunuyor. ‘Corona’ günlerinde liderlik koltuğuna oturan insan hakları avukatı, sokağa çıkma yasağının uygulandığı bu felaket günlerinde ‘yapıcı’ muhalefet yapmak ile ‘etkili’ bir muhalif lider olmak arasında bir denge bulmak zorunda. 

‘Blair’in solunda, Corbyn’in sağında’

Ancak Starmer’in asıl aşması gereken engel, partiyi ‘ılımlı – merkez’ sol politikalara doğru itmek isteyen ve bu yüzden de daha ilk günden markaja başlayan medya olacak. 

Corbyn’i liderliği süresince ‘milli güvenliğe’ karşı bir tehdit gibi gösteren ve İşçi Partisi’nin tarihsel yenilgisinde büyük payı olan medya, Starmer’i ise “Tony Blair’in solunda, Corbyn’in sağında” diye tarif ediyor.

‘Corona’ salgınından hemen önce yapılan seçimde Corbyn, sağlık sisteminin iyileştirmesine özel bir vurgu yapmıştı. Corbyn’in büyük sempati toplayan, ancak Brexit duvarını çarpan programı, salgınla birlikte daha da görünür hale gelen sosyal adaletsizlik ve kamu hizmetlerinin zayıflığı konularında önemli reformlar içeriyordu. 

Salgın günlerinde hükümete verilen destek artmış görünse de salgın sonrası ortaya çıkacak manzarının faturasının seçmen tarafından 10 yıldır iktidarda olan muhafazakarlara ve süreci iyi yönetemediği açık olan Johnson ve ekibine kesilmesi sürpriz olmayacak. 

Bu aşamada Starmer’in, liderlik yarışında açıkladığı program doğrultusunda mı bir muhalefet yapacağı yoksa medyanın ve sermayenin kendisini görmek istediği merkeze mi yöneleceği sorusu İngiltere’nin yakın geleceğini belirleyecek bir soru olarak önümüzde duruyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.06.2020
AKP-MHP’nin barolarda değişiklik teklifi: Darbeci ve sinsi
25.06.2020
Feyzioğlu’nu nasıl bilirdiniz?
20.06.2020
Demirtaş kararı: AYM’nin ne dediği değil, ne diyemediği önemli
10.05.2020
Ayhan Bilgen: HDP’nin yapısal sorunları var
30.04.2020
Diyanet mi Ankara Barosu mu: Hukuk kimi korur?
6.04.2020
Britanya İşçi Partisi’nde ‘etik sosyalizm’ dönemi
31.03.2020
Sürü bağışıklığından büyük kapanmaya: Britanya corona muharebesine hazırlanıyor
1.03.2020
Savaş hali ilanında ne olur?
11.02.2020
AYM’ye göre ‘Erdoğan’a hakaret’ davasında ‘ifade özgürlüğü ihlali’ demek soyut iddia
26.01.2020
Önder: ‘HDP, Demirtaş’a sahip çıkmıyor’ tartışması psikolojik harple büyütülüyor
10.01.2020
Sırrı Süreyya Önder: Davutoğlu döneminde her şey baş aşağı gitmeye başladı
27.11.2019
‘Komünist başkan’dan yeni parti mesajı: Tartışmaya başladık
23.11.2019
Patron bu kararı sevdi: AYM’den gazetecilere darbe
13.11.2019
Kulağınız bizde olsun
11.10.2019
10 Ekim: Adalet de barış da çok uzakta
27.09.2019
Olmayan soruşturmadan tutuklama ve ‘Yargı Reformu’ paketi üzerine
11.09.2019
Bıçak timi, JİTEM ve zamanaşımından düşen insanlık
30.07.2019
AYM’nin barış bildirisi kararı: İki üye bir haftada görüş değiştirdi
24.07.2019
‘Arafta kalmak’ mı? AYM, denetleyeceği yargı organlarının dahi gerisinde
28.06.2019
Anayasa Mahkemesi’nden basın özgürlüğünü tabuta koyan kararlar
26.06.2019
AKP-MHP koalisyonu için geri sayım başladı
22.06.2019
‘Sui generis’ post-FETÖ davası
12.06.2019
CHP ve Suriyeliler: Mudanya’da ne oldu? CHP ne diyor?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive