Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?


10.11.2019 - Bu Yazı 876 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’a neden gidiyor? 

13 Kasım’da Beyaz Saray’da Trump’la birlikte fotoğraf vererek, Amerikan yerleşik düzeninde ve kamuoyunda kendisine ve Trump’a karşı ‘Barış Pınarı Harekatı’ nedeniyle görülmemiş seviyelere tırmanan olumsuz reaksiyonları daha da kışkırtıp, bu nedenle Türkiye aleyhinde başlatılan yaptırım süreçlerinin ateşine odun taşımak için mi?

Zannetmiyorum.

Ancak gözden kaçmasın: Trump’ın bir hayli dürtüsel, delibozuk ve öngörülemez bulunan dış politikası ABD Kongresi’nin Cumhuriyetçi üyeleri arasında infiale neden oluyor ama bunun negatif siyasi enerjisi dönüp Erdoğan’a yansıyor. 29 Ekim’de Temsilciler Meclisi’nden 16’ya karşı 403 oyla geçen yaptırım yasa tasarısı, Erdoğan ve Türkiye’yi külliyen cezalandırma arzusundaki büyük kabarmanın işareti.

Kongre’deki Yahudi lobisi ve Evanjelist Cumhuriyetçiler, Barış Pınarı Harekatı’na yeşil ışık yaktığı için Trump’a kızgınlar. Çünkü bu harekat, ABD’nin ve müttefiki YPG-PKK’nın Suriye’deki varlığını istikrarsızlaştırdı, Şam rejiminin Fırat’ın doğusundaki mevcudiyetini artırdı, İran’ı rahatlattı;  böylece de İsrail’in çıkarlarına zarar verdi. Diğer taraftan Kongre’deki bu gruplar azil sürecinde aynı Trump’ın arkasında kale gibi duruyorlar. Dolayısıyla bu tutumları, Trump’ı harekata yol verdi diye hedef almalarını önlüyor. Bu nedenle de Trump yerine nişan tahtasına Erdoğan’ı ve dolayısıyla Türkiye’yi koyuyorlar.

Temsilciler Meclisi’nden Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerin büyük desteğiyle geçen ‘Türkiye kaynaklı çatışmaya karşı koruma’ (Protect Against Conflict by Turkey – PACT Act) adlı yasa tasarısının kapsamı siyaset dilinde ‘nükleer’ diye tarif edilebilecek türden. 

‘PACT Act’ın menzili, Barış Pınarı Harekatı’yla ilgili üst düzeyli asker ve sivil karar vericileri hedefe koyan yaptırımlar ve harekatta kullanılan askeri teçhizata ambargo uygulanmasının çok ötesine geçiyor. Yasa tasarısını hazırlayanlar, Türkiye’deki iktidarın karar ve eylemleriyle ilgili rahatsız oldukları başka ne varsa yaptırım paketine almışlar. 

Rusya’dan tedarik edilen S-400’ler nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanmasının yanı sıra İran’a karşı ambargoyu deldiği iddiasıyla Halkbank’ın da cezalandırılması isteniyor. Temsilciler Meclisi’nin meselesi gerçekten de Barış Pınarı Harekatı ise S-400 ve Halkbank yaptırımlarının pakette ne işi var diye sorulabilir. Cevap, “Trump ve Erdoğan arasındaki yakın kişisel ilişkilere duyulan tepki dolayısıyla” olacaktır. Temsilciler Meclisi, Trump’ın Erdoğan’a olan zaafı nedeniyle görevini bihakkın yapmadığını düşünüyor ve yürütmede teşhis ettiği boşluğu böylece doldurmaya soyunuyor. Kısacası, Trump ve Erdoğan arasındaki muhabbet, Türkiye’nin dünyadaki yalnızlığını artırıyor.   

Dahası var, Temsilciler Meclisi aynı yaptırım yasa tasarısında Erdoğan ve ailesinin mal varlığının araştırılmasını da isteyerek tehdidin boyutunu kritik biçimde kişiselleştiriyor.    

Hasılıkelam, bu tasarı Senato’dan da Temsilciler Meclisi’nde olduğu gibi Trump’ın veto yetkisini işe yaramaz kılan üçte ikilik çoğunluğun desteğini alarak geçerse, Türk-Amerikan ilişkileri üzerinde bir ‘nükleer bomba’ etkisi yaratacaktır. Bu durumda ikili ilişkiler, dünyanın bugünkü halinde onarılmayacak şekilde berhava olur. Yıkımın ‘radyoaktif serpintisi’ Atlantik’in doğu kıyısına ulaşmaz mı? Elbette ulaşır, ABD bu ‘nükleer etki’den mutlaka büyük zarar görür.

Amerika’daki hangi siyasi akıl, Erdoğan Türkiye’sinin dış politikasına karşı duyulan öfkenin tüm nedenlerini birer yaptırım silahına dönüştürüp ikili ilişkilerin üzerine tek seferde bir nükleer bomba olarak atmayı tercih edebilir?   

Bu ancak, öfkeden gözü karardığı için neredeyse kızdığı Trump kadar sorumsuzlaşmış, iki adım sonrasını düşünmeyi ihmal eder hale gelmiş bir ‘akıl’ olabilir.  

Aynı şekilde sakatlanmış bir ruh hali, ‘Türkiye’den kaynaklanan çatışmaya karşı koruma’ yasa tasarısının Temsilciler Meclisi’nde onaylandıktan sonra oylanmak üzere gönderildiği Senato’ya da hakim olmuş mudur? 

Açıkçası, sanmıyorum.

Şimdilik Cumhuriyetçi çoğunluklu olan Senato, Beyaz Saray’a daha yakındır. Geleneksel olarak senatörler dış politika konularına Temsilciler Meclisi üyelerine nazaran daha hakimdirler. Senatörlerden bu yaptırım yasa tasarısının yaratacağı nükleer sonuçları öngörme hususunda daha yetkin olmaları beklenir.

Diğer taraftan, varsayılan bir salim akıl, mevcut koşullarda Kongre’nin Türkiye’ye yaptırım uygulama arzusunu ortadan kaldırmaz, en fazlası parçalara ayırır. Ezcümle, yaptırımlar bahse konu yasa tasarısında olduğu gibi külliyen değil de, dilimlere bölünmüş olarak gelebilir.

Bütün ya da parçalar halinde, nasıl gelirse gelsin, bu yaptırım süreçlerini ABD-Türkiye ikili ilişkilerinin kaderini belirler olmaktan çıkarmak da mümkün. 

Erdoğan, Trump’a bu amaçla gitmiyorsa hiç gitmesin, Türkiye için daha iyi.

Trump, Amerikan askerlerini Suriye’den çekmeye çalışan ama yerleşik düzenin direnişi nedeniyle bir türlü çekemeyen bir Başkan. Elli Amerikan askeri Barış Pınarı harekatı bölgesinden çekilmişti ama sonuçta Amerikan ordusu Fırat’ın doğusundaki diğer mevkilerde ateş gücünü artırdı. Bu örnek bile artık sadece Trump’la iş tutarak sorun çözmenin imkansızlığını göstermek için yeterli.

Böyle liderle arka planı boş bir fotoğraf çektirmenin, yaptırımlar sath-ı mailinde Türkiye’ye faydadan çok zarar getireceği kesin gibidir.

Yaptırımlar dinamiğinin önünü kesmenin yolu, sorunun kaynağına inmekten geçiyor.

Dolayısıyla başlıktaki sorunun cevabına geliyor sıra…

S-400’lerden kurtulmak için değilse, Erdoğan neden Trump’a gidiyor?

Çünkü krizin kaynağında S-400’ler var. Barış Pınarı Harekatı sadece ‘taşma noktası’.

Cevabın ipucunu, 7 Kasım’da Macaristan’da Başbakan Orban ile düzenlediği ortak basın toplantısında bizzat Erdoğan vermiş. 

Bir gazeteci “Trump ile bir araya geleceksiniz, bu görüşmeden beklentiniz nedir? Patriot ve F-35 konusunda yeni bir adım atılmasını bekliyor musunuz?” diye sormuş.

Erdoğan’ın verdiği cevap da şu olmuş:

“Doğmamış çocuğa don biçilmez. Her şeyden önce görüşmemizde ikili ilişkilerimiz başta olmak üzere bölgesel sorunları, bunları ele alacağız. İkili ilişkilerde özellikle S-400, Patriot ve F-35 konusu, bunlar da görüşme içerisinde yer alacak konulardır.” 

Erdoğan’ın cevabındaki anahtar sözcük ‘S-400’.

Çünkü gazeteci S-400’leri sormamış ama Erdoğan S-400’leri de ele alacaklarını söylemiş.

Altı çizilmeli.

Erdoğan’ın aynı basın toplantısının devamında dediği gibi “ABD’nin vermediği Patriot’lara alternatif olarak S-400’lerin alınmasıyla iş bittiyse”, S-400’lerle ilgili konuşulacak ne kalmış olabilir?

Yoksa ‘S-400 işi’ henüz bitmedi mi?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.05.2020
Türkiye’de darbe mi olacak gerçekten?
11.03.2020
Moskova’daki hezimet, İdlib’deki musibetten iyidir
5.03.2020
Siyasi cephane olarak harcanan sığınmacılar
26.02.2020
Kanun varsa Osman Kavala bu salı serbest bırakılmalı
20.02.2020
‘Darbe-tonik’
17.02.2020
ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor
4.02.2020
Demokrasinin Brexit karşısındaki sınavı
19.01.2020
Eğitimi çökerten iktidar ayakta kalabilir mi?
9.01.2020
İran kumarı Trump’a seçim kazandırır mı?
6.01.2020
Trump, İran’ın ‘vezir’ini aldı: Savaş kapımızda
3.01.2020
İktidarın ‘Kanal İstanbul’ restini görmek
26.12.2019
İstanbul’u ‘Kanal İstanbul’dan kim kurtaracak?
12.12.2019
İktidarın ‘2020’de erken seçim’ mecburiyeti
18.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
13.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
10.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
5.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
27.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive