Kemal CAN

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Bozgun görüntüsü


23.6.2018 - Bu Yazı 300 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sayılı gün değil sayılı saat kaldı. Herkes nefesini tutmuş merakla seçimin sonucunu bekliyor. Son konuşmalar, açıklanan anketler, televizyonlarda görülen “son dakika” jenerikleri yürekleri hoplatmaya yetiyor. Bazen heyecan, bazen depresyon dalgaları oluşuyor. “Acaba mı” heyecanı, “ya olmazsa” korkusu at başı koşuyor. Her iki tarafta da, oluşabilecek travmaya tedbir almak için beklentiler düşürülüyor, endişeler yükseltiliyor. Ama artık ipin göğüsleneceği son metrelerde Usain Bolt tekniğiyle, zorlayarak değil rahatlayarak koşmak daha iyi. Ne sosyal medyada yayılan anketlere bakıp kararmak, ne de meydanları izleyerek uçmak doğru. Kendi oy ve gelecek sorumluluğunuzla vereceğiniz veya etkileyebileceğiniz kararlara yoğunlaşın, oyunuza sahip çıkması gerekenleri uyarmaktan geri durmayın ama bu görevin sizi de kapsadığını unutmadan.

Siyasi süreçleri anlamaya çalışırken serinkanlı, mesafeli ve ihtiyatlı bakış, tarafsızlığın değil, doğru değerlendirme yapabilmenin güvencesi. Yaşananlar konusunda taraf olmamak için değil, baktığınız pencereden olup biteni doğru görmek için mümkün olduğu kadar fazla açıdan bakmak gerekir. Sadece kendi önemsediklerinizi görmek için baktığınızda, sadece duymak istediklerinize kulak verdiğinizde, çevrenizde size bunlar dışındaki bilgiyi taşıyan kimse kalmadığında, ne kadar yalnız ve güçsüz olduğunuzu bile fark edemezsiniz. Bu yüzden, otoriter rejimlerin, haber ve fikir özgürlüğünün kısıtlandığı atmosferlerin ve bağımsız medyanın olmadığı zamanların en cahilleri, en yalnızları ve aslında kaybettiklerini anlayamayacak hale geldikleri için en güçsüzleri o dönemlerin mutlak iktidar sahipleridir. Erdoğan’ın dramatik biçimde yaşadığı da böyle bir bozgun.

FIRIN SÜTLAÇ

Geçen gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, bir TV programında Millet İttifakı’na oy vereceğini söyleyen vatandaşların seslerinden oluşan bir kaydı dinlerken izledik. Bir esnaf siftah yapamadığını, bir diğeri dükkânların kapandığını, bir anne çocuğunun her yıl başka bir sistemle sınava girdiğini, diğeri hastanelerde aylar sonrasına randevu verildiğini anlatıyor. Kimsenin ötekileştirilmediği demokratik bir ülke arzu ettiğini söyleyenleri, fabrikaların satılması yerine yenisinin açılmasını talep edenler izliyor. Belki yıllardır bu sözleri duymamış, bu konularda soru soran bir gazeteciyle karşılaşmamış ve günlerdir meydanlarda başka şeyler anlatan Erdoğan’ın bu sesleri dinlerken yaşadıklarını ele veren beden dili çok şey anlatıyor. Söylenenlerden ona geçen, dile getirilenlerden anladığı sadece kendi hissettiği rahatsızlık. Sorunların nedenleri üzerine düşünmek yerine, tepkileri değiştirmeye odaklanmış bir algı bu.

Bu sözleri dinleyen Erdoğan, önce kendi yaşadıklarını anlatan bu vatandaşların “yeterli araştırmayı yapmadıklarını” söylüyor, sonra teessüf ediyor ve kendisi anlatmaya başlıyor: “15 yıl önce evlerde fırın var mıydı? Buzdolabı var mıydı?..” Gerçeklik duygusunda bir bozulma olduğu çok açık ama bu geçmişe dair mi, bugüne ilişkin mi orası biraz karışık. Daha önce de “köprüyü satmak isteyen komünistler, onlara direnen Özal” hikâyesi anlatmıştı. Koalisyonları bitiren süper yeni sistemin daha ilk seçimde çöktüğünü kabul eden Erdoğan, koalisyonlara da kapı aralıyor. Merkez Bankası bağımsızlığı konusunda ise “ama ekonominin hesabını ben veriyorum” cevabını veriyor. İttifak ortağı Devlet Bahçeli ise bir başka kanalda “18 yaşına kadar sütlaç yememiş gençlerin Muharrem İnce yerine sütlacı seçeceği” gibi anlaşılmaz bir benzetmeyle sahne alıyor. Bir başka kanalda AKP Genel Başkan Yardımcısı, 1 Kasım’da AKP’nin aldığı oyu referandumdaki evet oylarıyla karşılaştırıp “İstanbul’da oy kaybetmedik ki” diyor.

24 Haziran’ın sayısal sonucu nasıl olursa olsun -ki olumsuz bir sonuca avuntu üretmek için söylemediğimi belirtmek için iktidarın sayısal olarak da önemli gerileme yaşayacağını düşündüğümü not edeyim- iktidar için çok belirgin bir bozgun tablosuyla karşı karşıyayız. Üstelik, koalisyon çıkışıyla ortaya konulan “düzenli çekilmeyle” halledilmesi zor bir yenilgi tablosu bu. En önemli yenilgi başlığı, tek adam iktidarının kurumsal altyapısını oluşturacak sistemin istikrar garantisi oluşturmadığının kesinleşmesi. Kurulması bile mümkün olmayanın sürdürülebilmesi zaten imkânsız olacak. İkinci yenilgi, bütün siyaset gündemini kontrol etme ve muhalefet aktörlerinin pozisyonlarının iktidar tarafından belirlenebilmesi ezberinin bozulması. Seçime özel Afrin, Kandil, Mınbiç operasyonlarının ve Suruç provokasyonunun beklenen sonuçları vermemesini de not etmek gerek.

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8