Kemal CAN



Bookmark and Share

İktidar neden seçimden korkmuyor?


7.10.2018 - Bu Yazı 938 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Normal şartlarda" kriz atmosferinde yerel seçime gidiliyor olduğu için endişeli olması beklenecek iktidar, siyasileşmenin yönünü kontrol ederek riski avantaja çevirmeyi deniyor. Defalarca bunu yapabilmiş olmanın ve ilk adımları itibarıyla da istediğine yakın karşılıklar almanın rahatlığıyla davranıyor.

İki haftadır cumartesi yazılarında, güncel gelişmelerin ışığında yakın dönemde siyasetin nasıl şekilleneceğini tartışmaya çalışıyorum. Yeni Ekonomik Program, partilerin yerel seçim stratejileri, dış destek arayışları gibi gelişmeler tabloyu tamamlıyor. Birbirini destekleyen gelişmelerle rota iyice belirginleşmeye başladı. Çok genel hatlarıyla yakın dönemin siyaseti, ekonomik kriz konjonktürü ve iktidarın buna karşı geliştirdiği politik programla şekillenecek. Hem somut gelişmeler, hem de iktidar sözcülerinin söz ve eylemleri bunu işaret ediyor. Bu biçimlenme büyük ölçüde, hatta tamamen iktidar eliyle ve kontrolünde olacak gibi. Bunu değiştirebilecek, zorlayacak bir başka aktörü veya hamleyi, hatta hazırlığı bile pek görmüyoruz.

24 Haziran için alınan erken seçim kararının, gelmekte olan ekonomik krizle ilişkisini artık tartışmaya bile gerek yok. İktidarın krizi ileriye itip seçimi erkene alarak yaptığı hamleyle istediğini aldığı, beklediğinden bile fazla avantaj sağladığı sır değil. Ne kadar kontrollü olduğu ve hesaplandığı gibi gelişip gelişmediği tartışılsa bile, Brunson meselesi sayesinde de, ekonomik krizin zamanlaması ve daha önemlisi siyasi olarak karşılanabilmesi için iktidarın bir fırsat yakaladığı anlaşılıyor. Kriz şokunu dış ekonomik saldırı olarak isimlendirmek ve bunu kabul ettirmek, McKinsey veya dış destek gezileri gibi tartışmalı artçı hamlelere rağmen elverişli bir başlangıç pozisyonu üretti.

Brunson meselesinin ekonomik saldırı olarak kodlanması ve kur krizinin bu başlıkla tescil ettirilmesi zor olmadı. Ekonomi elitleri – ister endişelerinden, ister aldıkları garantilerden olsun – durumlarını sürdürebilmek için boş kağıda destek imzası atarak, ana muhalefet – çaresizlikten mi, basiretsizlikten mi bilinmez- yerli-milli baskısıyla, ortalama iktidar seçmeni de parçası olduğu krizin sorumluluğu ile yüzleşmeye hazır olmadığı için bu paketi satın aldı. Bu isim ve marka altında kabul gören paket, sonradan yapılan bütün zıt uygulamalara rağmen halen yürürlükte. “Hani ekonomik savaştı, kim bu McKinsey”, “hani Nazi artığıydı, nasıl oldu Merkel dostluğu” sözlerinin fazlaca bir karşılığı yok. Çünkü bunu diyebilmek için, önce bu paketi kabul etmemiş olmak gerekiyor.

Rakamlarla etkisi somutlaşan, iyice gündelik hayatta hissedilmeye başlayan ekonomik krizin toplumsal ve siyasi sonuçları konusunda iktidarın öngörüsü: Hâlâ “idare edilebilir” olduğu. Krizi adlandırma ve gündem belirlemede sağladığı erken kontrol, bu konudaki iyimserliğini besliyor. Elbette, bu konjonktürde kendisini zorlama ihtimali olan iç ve dış bütün odakları da, şimdilik hareketsiz tutabiliyor olması önemli avantaj. “Merhabalar nasıl gidiyor arabalar” rahatlığını sağlayan da bu. Evine giren gelirin azalması, elinden çıkan paranın artması karşısında önünde bir alternatif olmayan, başka bir gündemin kurulduğu bir alan göremeyen vatandaşın, “bunu da atlatırız”a ikna veya razı edilmesi de şimdilik zor olmuyor.

İktidarın ekonomik krizle ilgili olarak, ekonomik muhataplarına nasıl faturalar çıkartacağı, nasıl garantiler verdiği ve vereceği de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Enflasyonla mücadeleyi zabıtalara devretmek, endişelilere politik taahhütler vermek gibi “ekonominin gerçekleriyle ilgisiz” icraatın yanı sıra, yük paylaşımında da gelir adaletsizliğiyle aynı kriterlerin kullanılacağı anlaşılıyor. Bunların yaratacağı rahatsızlığı “idare edilebilir” sınırda tutmak için en elverişli araç, siyasileştirme. İktidar, ekonomik krizi en güçlü olduğu, en kolay yönetebildiği alana çekerek karşılamak istiyor. Bunun birinci ayağı, “dış saldırı” ve “bizden vazgeçemezler” sarkacında halledildi. Pek çok meselede olduğu gibi sorun iktidardan tamamen bağımsızlaştırılarak ‘dış etkiye”, psikolojiye, algıya, düşmanlara bağlandı. Şimdi tam tersi adımlar atılsa da, bu politik savunma hattı fazla hasar almamış durumda.

Ekonomik krizi siyasi programla karşılamanın ikinci ayağı olan muhalefet ve direnç alanlarını sıkıştırma hamleleri de peş peşe geliyor. 3. Havalimanı işçilerine dönük yıldırma girişimleri, oğluna pantolon alamadığı için intihar eden işsiz haberini yapan gazeteciyi gözaltına almak raslantısal olmadığı gibi, daha kötülerini görmek de sürpriz olmayacak. Meseleyi “başka” gündeme taşıma riski olan ekmek-emek hareketlilikleri -hesapta normalleşme isteyen- ekonomi elitlerinin de zımni onayıyla daha sert karşılanacak. Fakat, bu hafta ortaya çıkan bazı işaretler, fazla rahatsızlık vermiyor olsalar da muhalefet partilerinin de, medyanın da yeni hedefler olarak gündeme geleceğini gösteriyor. Çünkü muhalefet ve medya, rahatsız edici faaliyetleri olduğu için değil, siyasileştirmede gerekli özneler olarak hedefe yerleşiyor.

Bu çerçevede, Erdoğan’ın Beştepe’de imamlara yaptığı konuşmada, yine “ahır yapılmış camilerden”, “Allah’ın adının yasaklandığı günlerden” bahsetmesi ve her zorlukta sığınılacak yer olarak “camileri” işaret etmesi, siyasi programın kültürel-ideolojik sınırını da çiziyor. Dış melanetlere karşı kurulan milliyetçi bariyerin yanına, “bizim de Allahımız var” şükür ve tevekkülü ekleniyor. Üstelik de, “McKinsey’i tartışmak ihanettir” diyebilecek bir fütursuzlukla. Erdoğan’ın medya için “geçti o dördüncü kuvvet işleri” sözleri de, basın konusundaki vizyonunu ve ihraç arzusunu gösteriyor. Küçük ortak MHP ise, iktidarın yerel seçim stratejisini muhalefeti engellemek olarak çizerken, kendi hareket alanında da daha aksiyoner bir tarza yöneliyor. Meral Akşener’in evinin önünde yapılan gösteri, kendiliğinden olabilecek bir eyleme hiç benzemiyor.

“Normal şartlarda” kriz atmosferinde yerel seçime gidiliyor olduğu için endişeli olması beklenecek iktidar, siyasileşmenin yönünü kontrol ederek riski avantaja çevirmeyi deniyor. Defalarca bunu yapabilmiş olmanın ve ilk adımları itibarıyla da istediğine yakın karşılıklar almanın rahatlığıyla davranıyor. İYİ Parti örneğinde açık biçimde görüldüğü üzere, “yapıcı muhalefet” ve aynı gemide olmayı kabul etmenin iktidarın bu siyasileştirme biçimini etkileme olasılığı son derece düşük. McKinsey veya başkaları aracılığıyla yürürlüğe girecek ve ekonomi elitlerine yeterli gelebilecek “normalleşmelerin” de bunu değiştirmesi zor. Eğer başka türlü bir siyaset gündemi kurulamazsa; iktidar, kriz ihtimalini kullandığı gibi, krizin kendisini de avantaj haline getirebilir. Erdoğan’ın AB ile ilşikiler için gündeme getirdiği “referandumlara alışmalıyız” sözü de, seçimle yönetilen siyaset konforuna alışkanlığı ve bağımlılığı gösteriyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
29.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
21.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
11.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
5.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
29.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
25.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
19.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
17.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
14.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
10.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
7.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
4.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
1.05.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
30.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
27.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
23.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
19.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
13.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive