Kemal CAN



Bookmark and Share

Muhalefet cephesinde güncel durum


10.11.2018 - Bu Yazı 431 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yerel seçimlerde muhalefet partilerinin ortak sayılabilecek hedefi, iki önemli sonuçla işaret ediliyor. Birincisi iktidar partilerinin toplam oy oranının ciddi biçimde geriletilmesi, ikincisi de bazı önemli ve sembol belediyelerin iktidarın elinden alınması.

Salı günü Gazete Duvar’daki “İttifak hikayesinde güncel tablo” yazısında, yerel seçim öncesinde, AKP ve MHP’nin aldıkları pozisyonlardan bahsetmiştim. MHP’nin daha net ve nispeten rahat, AKP’nin ise henüz belirsiz ve hayli rahatsız pozisyonuna işaret etmiştim. İki partinin ayrı ayrı gireceği anlaşılan seçimde, genel ittifak tercihinin aynı kalacağı defalarca teyit edilmiş durumda. Yani bu blok, iç dengesi yeniden kurulmak üzere, şimdilik yerinde duruyor. Siyasi gündemin güncel tablosunu tamamlamak için, elbette muhalefet cephesine de bakmak gerek. Peşinen söylemek gerekirse, bu tarafta zaten kararlı biçimde hiç oluşamayan blok görüntüsünden yine eser olmadığı anlaşılıyor. Belki temas ve pazarlıklar, bazı nokta hedeflere dönük ayrıntılı görüşmeler konusunda yoğun bir hareketlilik var ama bir ortak muhalefet stratejisinin izi görülmediği gibi, niyetin varlığına ilişkin bir kanıt da yok.

Önce, üzerinde siyasi gündemin şekilleneceği zemine bir bakalım. Ekonomik krizin rakamlara ve hayata yansıyan sonuçları giderek belirginleşiyor. Mevcut duruma ilişkin tespitler ve yakın geleceğe ilişkin öngörüler sert bir durgunluğa ve küçülmeye işaret ediyor. Buna karşılık, iktidarın sorunla baş etmek yerine etkileri kontrol altına alma konusunda şimdilik başarılı olduğu görülüyor. Bu stratejinin seçime kadar değişeceğine dair bir işaret de görülmüyor, hatta başta inşaat sektörü olmak üzere, bazı seçilmiş alanlarda kurtarma, kollama hamleleri için gevşemeler yapılacağı anlaşılıyor. Dış politika gerilimlerinde, özellikle ABD-AB ilişkilerinde de iktidar hayli rahatlamış gibi. Yıllardır bir efsaneye dönüşen “siyasi yumuşama”, normalleşme beklentisi ise yine gündemde. Ancak, KHK’lıları mesleklerini yapamayacak ve açlığa mahkum edecek düzenlemelerin mecliste görüşülüyor, gözaltıların hız kesmeden devam ediyor olması, bu iddia ve beklentilerle pek uyumlu durmuyor.

İkinci olarak, yerel seçimler hakkındaki genel inanışların bu seçim özelinde ne kadar geçerli olduğuna bakalım. Çok yaygın ve haklı gerekçeleri olan inanışa göre, Türkiye’deki mevcut dengede ve bilinen örneklerde muhalefetin yerel seçimlerde iktidar partilerine nazaran daha avantajlı olduğu düşünülür. MHP’nin geleneksel olarak büyük şehirlerde zayıf olması, AKP’nin de son seçimlerde belirgin biçimde büyük şehirlerde gerilemesi bu kanaati güçlendiriyor. Ayrıca, yerel seçimlerde genel seçimlerden farklı olarak blok siyasetini kıran yerel dinamiklerin daha belirleyici olması da muhalefetin avantaj hanesine yazılıyor. Fakat, bazı örneklerle doğrulanmış olsa da, bunlar garanti içeren durumlar sayılamaz. En başta, yerel dinamiklerin ve parti teşkilatlarının daha belirleyici olduğu yerel seçimlerde ittifaklar, muhalefet ortaklıkları yaratmak çok daha güç. CHP’de parti içinde büyük bir yarışa neden olacak hareketliliğin şimdiden başlamış olması, ittifak işinin zor olacağını gösteriyor.

Muhalefet partilerinin birlikte davranması, genel olarak veya bazı noktalarda ittifak kurabilmesi ve daha önemlisi ortak bir siyasi gündem yaratabilmesinin önündeki engeller de azalmadığı gibi, giderek artıyor. İktidar partileri tarafından yürütülen kampanyalara direnemeyen, olası suçlamalardan bile aşırı ürken muhalefetin yan yana durmak konusundaki mahcubiyeti hiç azalmıyor. Özellikle HDP’nin yalnızlaştırılması konusunda, sertleşme de, yumuşama beklentisi de benzer sonuç veriyor, muhalefet cephesinde bozulmaya yol açıyor. Nasıl davrandıklarına bağlı olmaksızın hiç kurtulamadıkları “şer cephesi” suçlamasının gölgesinden çıkamayan muhalefet partileri, her biri ayrı ayrı “uçuruma sürüklenen ülke” tarif etse de, ortak – en azından yakın – bir muhalefet dili kuramıyor. İttifak ve ortak davranma zeminlerine darbe vuran manipülatif haber ve bilgi akışında da, iktidar sözcülerine iş bırakmayacak hamleler muhalefet partilerinden çıkıyor.

Yerel seçimlerde muhalefet partilerinin ortak sayılabilecek hedefi, iki önemli sonuçla işaret ediliyor. Birincisi iktidar partilerinin toplam oy oranının ciddi biçimde geriletilmesi, ikincisi de bazı önemli ve sembol belediyelerin iktidarın elinden alınması. Bu hedefler, Bahçeli tarafından açıkça dile getirildiği gibi, iktidar açısından da bir meşruiyet tartışması açacağı için engellenmesi gereken riskler olarak görülüyor. Elimizde en güncel veri olan 24 Haziran seçim sonuçları, sayısal (teorik) olarak bu hedeflerin ve risklerin gerçekçi olabileceğini söylüyor. Örneğin, AKP ve MHP’nin ayrı ayrı seçime giriyor olması yüzünden İstanbul ve Ankara’da AKP’nin tek başına çoğunluk sağlaması artık mümkün değil. Fakat, herhangi bir muhalefet partisinin de, tek başına bu yarışı kazanması neredeyse imkansız. Yani, bir tür ittifak formülü oluşturulamadığında teorik ihtimal aslında yok hükmünde. Genel oy tablosu açısından da, AKP ve MHP’nin ayrı ayrı seçime girmesi – MHP’nin kendisini biraz iktidardan ayrıştırarak aldığı pozisyonla birlikte – blok tercihine yansımayan bir tablo üretebilir. Veya iktidarın desteğindeki erime, yeni bir tartışmayı tetikleyecek dramatik sınırın altında kalabilir.

Son seçimlerde, hep “şapkadan yeni bir tavşan çıkartması” beklenen iktidar, bu beklentinin tam tersini yaparak, ortaya sadece boş şapkasını koymakla yetindi: “Yeni tavşan filan beklemeyin, şapka bu ve başka da seçeneğiniz yok” diyerek seçimleri aldı. Bütün eleştirilere rağmen – ki hemen hepsi son derece haklı ve aslında ortada bir beceri yok – biraz da kendiliğinden muhalefet cephesi, sonuç alamasa bile şimdiye kadar daha hareketliydi. Şimdi, hem yenilgi yorgunluğundan, hem de daha dar ihtiyaçlara odaklanıldığı için ortak bir muhalefet hareketliliği pek görülmüyor. Uzun zamandır teşkilatlarda birikmiş ikbal yatırımlarını cevaplama sıkıntısı yaşayan ve motivasyon krizinden hâlâ çıkamamış CHP’nin, muhalefet ortaklığının lideri olup olamayacağını ve kalan zamanın bunu örgütlemeye yetip yetmeyeceğini göreceğiz. İktidarın kendi seçmenine uyguladığı “seçeneksizlik” baskısını, muhalefet seçmeni için tekrar etme hevesi de, hüsrana neden olabilir. İlk seçimini ucuz atlatan ama ikincisinde varlık mücadelesi verecek olan İYİ Parti, ağır kuşatma altındaki kan kaybını durdurmak zorunda olan HDP, beklenen ivmenin ve “dip dalga” beklentisinin çok gerisinde kalan SP’nin de, kendi önceliklerini bir kenara koyabilecek dirayeti göstermesi kolay değil. Kağıt üzerindeki avantajlara, yerleşik kabullere fazla bel bağlayanlar için sürprizler yaşanabilir. Tek başına kazanmayı deneyenler, birlikte yenilgiyi tadabilir.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net