Kemal CAN



Bookmark and Share

Bildiğini unutmak, elindekinden olmak


17.11.2018 - Bu Yazı 1150 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir süre sonra, hak ihlalleri ve baskılar için harekete geçirilecek kamuoyu kalmayacağı gibi, bunların sorun olduğunu düşünmeye devam eden yeterince insan bile bulmak zor olacak. Bu yüzden, hak, demokrasi, eşitlik ve özgürlük arayışında, ifşa ve sonuçları düzeltme ile yetinmeyen bir direnç ve mücadele stratejisi kurmak acil bir zorunluluk.

Son yıllarda defalarca yaşadığımız, her seferinde hayret etmeyi bırakmamaya uğraştığımız hadiselerden birine daha tanık olduğumuz bir sabaha uyandık. Polis binlerce kere yaptığı gibi, sabahın kör karanlığında yine evleri basmış insanları almış. Sosyal medyada “Akademisyenlere sabah baskını, gözaltılar var” diye yayıldı haber. Çünkü gözaltına alınanların arasında Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Turgut Tarhanlı ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Betül Tanbay da vardı. Öyle ya, “hocam” diyerek saygı gösterilen, okumuş yazmış, bilgisi ve emeğiyle ömürlük unvanlar kazanmış insanları “yataklarından aldırmak”, çok sık başvurulan bir güç gösterisi olmuştu artık. İçişleri Bakanı’nın milletvekili tehdit etmesi, keyfi yasak fermanları çıkarması, “kanun filan da tanımayın” demesi; Adalet Bakanı Yardımcısı’nın “Bizim yargı kararları dışında kriterlerimiz var” diyebilmesi de sıradanlaştı.

Saatler ilerledikçe gözaltıların Kavala soruşturmasıyla ve bu soruşturmayı Gezi olaylarıyla bağlama girişimiyle ilgili olduğunu öğrendik. “Bir yıldır iddianamesiz, neyle suçlandığını bilmeden, dava savcısının bile karşısına çıkarılmamış Osman Kavala neden hâlâ hapiste?” diye sorarken, kurucusu olduğu Anadolu Kültür’ün yönetici ve çalışanlarıydı gözaltına alınanlar. Haksız, hukuksuz tutuklamalara, hapisliklere şaşırmaya, itiraz etmeye devam edenlere, “çok da şaşırmayın, daha fazlasını görürsünüz” demekti belki yapılan. Belki de, AİHM’in davayı öncelikli görüşmeye başlama kararına ve Türkiye’den istenen savunmaya bir cevaptı. Tıpkı önce işi, sonra mesleği, daha sonra öğrenim hakkı elinden alınan Cenk Yiğiter’in, son olarak özgürlüğünü de gasp etme girişiminde olduğu gibi; haksız, hukuksuz olarak işlerinden atılanlara çalışma yasağı getirerek açlıkla terbiye etmeye kalkma fikrini bulan akıllarda gördüğümüz gibi, hizaya getirme, cezalandırma konusunda artık sınırların kalktığının yeniden anlatılmasıydı.

TRAVMA GÜNLERİNDE HAYAT

Şiddetli veya süreklilik gösteren travmatik şokların kalıcı veya çok yavaş iyileşebilen hasarlara yol açtığı uzman olmayanların bile bildiği bir durum. İnsan fazla zorlanınca, sert darbeler alınca, sistematik şiddet görünce, fiziki bir nedeni olmasa bile geçici veya sürekli hafıza, duyu ve güç kaybı gibi arazlar ortaya çıkabiliyor. Travma altındaki insanlar, bazen bildiklerini unutuyor ve yeniden öğrenmek zorunda kalıyor; bazen en kolay yapabildiklerini yapamaz hale geliyor ve bu yetenekleri yeniden edinmek zorunda kalıyor. Normalde sürekli ilerleyen gelişme ve öğrenme süreci, zorlayıcı müdahaleler karşısında etkilenip bozuluyor, geriliyor ve bazen de kazanılanlar / öğrenilenler kısmen veya tamamen kayboluyor. Toplumlar ve ülkeler de böyle. “Biz bunu artık öğrendik”, “bunu artık yapabiliyoruz”, “buradan geriye gidilmez” denilen bir sürü değerin, kavramın, kuralın, kabulün zayıfladığını, eridiğini, yok olduğunu görüyoruz.

Dünyadaki ve elbette Türkiye’deki hak ve özgürlük mücadelesi, öncelikle hak ve özgürlüklerin tanımlanması çabası olarak başladı. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne, uluslararası anlaşmalara, yasa metinlerine kayıtlar düşülene kadar, neyin hak olduğu; özgürlüğün nerede başlayıp, nereye kadar uzandığı konusunda yoğun tartışmalar yaşandı ve zorlu mücadeleler verildi. Bu, aslında bir bakıma kolektif öğrenme süreci, toplum olarak yetilerini geliştirme hikayesiydi. Kimi zaman çok eleştirilen “uyumlaştırma programları”, kimi zaman yükselen toplumsal muhalefetin gücü, kimi zaman gerilimi düşürme ihtiyacı etkili oldu; Pek çok hak ve özgürlük evrensel yazılı kurallar haline geldi ama çok daha önemlisi, uygulama sorunlarına rağmen artık kimsenin fazlaca tartışmadığı, “o da nereden çıktı” denilemeyen bilgilere, kabullere dönüştü (öyle sandık); itirazları olanların bile biraz geri durmak zorunda kaldığı korunaklı bölgeler oluştu (onlara fazla güvendik).

BİLDİKLERİNİ UNUTMAK

Şimdi, ister sağ popülist trend, ister faşizmin ikinci dalgası denilsin; ister küreselleşme ve neoliberalizmin komplikasyonlarına, ister demokrasi idealinin cevap üretememesinin geri tepmesine bağlansın, ister rejim inşası, ister imhası denilsin içinde yaşadığımız şartlar artık çok sert bir travma alanı çiziyor. Kadere müdahale ve hayatla ilişki pratiği olarak sahici siyasetin, demokrasi-eşitlik-özgürlük fikirlerinin hem ülkede hem dünyada ağır saldırı altında olduğu günlerden geçiyoruz. Bu travmatik atmosfer, hak ihlallerini, özgürlük kısıtlamalarını, haksızlıkları, adaletsizlikleri, baskıları artıran, normalleştiren, yaptırımsız bırakan bir zemin yaratmakla da kalmıyor, doğrudan hak, adalet ve özgürlük düşüncesine yöneliyor. En tepelerdeki sözcülerin ağzından, en bildik, kabul edilmiş haklar ve özgürlükler tartışma konusu edilerek, kimi zaman aşağılanarak, kimi zaman tehdit olarak etiketlenerek itibarsızlaştırılıyor. Verilen mücadelelerle hayli geri basmış gerici, faşizan, saldırgan odaklar serbest bırakılıyor, yeni ortaklarla tahkim edilerek teşvik görüyor.

Gazetecileri gazetecilik yaptığı, avukatları savunma yaptığı için tutuklamaya kalkan Türkiye’nin bu halinden güya şikayetçi olan ülkelerde, Başbakan’ın önünde gazeteciler yaka paça salondan atılıyor, Başkan’ın emriyle gazetecinin elindeki mikrofon alınıyor. İş yükünden bunaldığı için adalet üretmeyi kesmekte sakınca görmeyen AİHM, seri hukuksuzluklarla rekorlara imza atan Türkiye adliyesine alan açıyor. Dünyadaki yeni otoriter dalganın sözcüleri “aşırı özgürlük sorunundan” bahsederken, Türkiye’de pop figürler aslında özgürlüklerin yerli yerinde durduğunu anlatma sırasına giriyor. Bütün bunlar, karşı karşıya olunanın, yoğunlaşan ve sıradanlaşan hak ihlallerinden ve baskılardan daha tehlikeli olduğunu gösteriyor. Bütün bilinenlerin, öğrenilenlerin, kazanılanların kaybedilip/unutulup, her şeyin yeniden öğrenilmek ve kazanılmak zorunda kalınacağı bir tabloya doğru ilerleniyor. Bir süre sonra, hak ihlalleri ve baskılar için harekete geçirilecek kamuoyu kalmayacağı gibi, bunların sorun olduğunu düşünmeye devam eden yeterince insan bile bulmak zor olacak. Bu yüzden, hak, demokrasi, eşitlik ve özgürlük arayışında, ifşa ve sonuçları düzeltme ile yetinmeyen bir direnç ve mücadele stratejisi kurmak acil bir zorunluluk. Çünkü, yeniden öğrenmek zorunda kalmak, çok uzun ve zahmetli olabilir. Ne kadarının geri kazanılabileceğini kestirmek ise çok daha zor.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
29.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
21.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
11.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
5.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
29.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
25.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
19.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
17.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
14.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
10.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
7.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
4.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
1.05.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
30.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
27.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
23.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
19.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
13.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive