Kemal CAN



Bookmark and Share

Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?


23.12.2018 - Bu Yazı 636 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Muhalefet partileri ve özellikle de CHP’nin hazırlık ve aday belirleme sürecinde yerel şartlara dikkat gösterme çabasına rağmen seçim havasını tek başına belirleme kabiliyeti sınırlı. Başta İstanbul olmak üzere önemli büyükşehirlerde ilçe belediyelerinden adaylar belirlenmesi, yerel motivasyon arayışının ve hizmet yarışçılığının ürünü.

Yerel seçim süreci artık resmi olarak başlamış sayılabilir. Adayların çoğu açıklandı, yılbaşına kadar kalan adaylar da belirlenmiş olacak. “Yerel seçimde adaylar çok önemli” sözü yine çok tekrar edilmiş olsa da, en azından iktidar kanadının meseleyi genel seçim gibi ele aldığı ve kampanyayı da öyle yürüteceği anlaşılıyor. Yerel dinamikler nedeniyle oluşabilecek ittifak alerjisini engellemek için de buna ihtiyaç var. Bizzat Erdoğan’ın devrede olduğu kutuplaştırıcı siyaset dili, giderek düşmanlaştırıcı bir düzeye doğru tırmanıyor. İktidarın, her seçim öncesinde olduğu gibi bir dış gerilimi içeriye taşımak için Fırat’ın doğusuna operasyon vaadini gündeme getirmesinin Trump tarafından açıkça desteklenmesi de, kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.

Muhalefet partileri ve özellikle de CHP’nin hazırlık ve aday belirleme sürecinde yerel şartlara dikkat gösterme çabasına rağmen seçim havasını tek başına belirleme kabiliyeti sınırlı. Başta İstanbul olmak üzere önemli büyükşehirlerde ilçe belediyelerinden adaylar belirlenmesi, yerel motivasyon arayışının ve hizmet yarışçılığının ürünü. Yıllarca “devlet partisi” olma suçlamasıyla karşılaşmış en eski partinin “yapabilirliğini” kanıtlama ihtiyacı, “hizmet”le sınırlı siyasi sığlaşmanın seviyesini gösteriyor ve işe ne kadar yarayacağı da tartışmalı. Bu yüzden, CHP ekonomik, toplumsal ve gelecek endişelerini öne çıkartan bir genel kampanyayı da yedekte tutmaya hazırlanıyor.

Siyasi gücünün üstünde bir kazanımla, ilk seçiminde sağladığı desteği koruma hedefi, İYİ Parti’nin yerel seçim stratejisini özetliyor. İlk tablo itibarıyla da, Mansur Yavaş’ı kendi ismi altında yarışa sokamamak dışında çok başarısız sayılmaz. Ancak, büyük ölçüde iktidarın kuracağı seçim atmosferinde nasıl bir fark yaratacağı yine belirsiz. Kayyımlarca el konulan belediyelerini geri almak gibi çok somut bir hedefle yola çıkan HDP, Türkiye genelindeki siyasi pozisyonunu da “iktidarı durdurmak” olarak tanımlamış durumda. İttifaksız ve pazarlıksız bir ortak davranış zemini görüntüsünün ikna ediciliğinin nasıl bir motivasyon üreteceği ise tartışmalı.

Blokların ve partilerin adayları, seçim stratejileri, ellerindeki imkanlar iyice ortaya çıktı ama kağıt üzerinde kurulan oyunun alana nasıl yansıyacağını uygulama becerisi gösterecek. Elbette, bu konuda iktidarın ve özellikle de Erdoğan’ın eşitsiz imkanlarla da beslenen açık bir üstünlüğü var. AKP’nin açıklanmış adaylarının kutuplaştırma siyaseti açısından düşük profilli olmasını Erdoğan’ın dengeleyeceği, bu stratejiye ihtiyacın arttığı anlaşılıyor. Hatta kampanyanın da böyle bir iş bölümü halinde şekillenmesi yüksek bir olasılık. “Rakıya eyvallah” diyen adaylar yanında, “kaçacak fırsat bulamazsın” diyen lider.

En tepeden verilen “Millet patlatır enseni” talimatları da resmi ve sivil alanda hızla karşılığını buluyor. Ankara Valiliği, Mülkiyeliler Birliği ve ODTÜ’de Sarı Yelekliler hakkındaki toplantıları yasaklıyor, Hacettepe’de bir grup faşist şair Ahmet Telli’nin konuşma yaptığı salonu basmaya kalkıyor, “Hacettepe sana mezar olacak” diye sloganlar atıyor. Avukatlık yaptığı için avukatların, gazetecilik yaptığı için gazetecilerin tutuklanması, yargılanması, insan haklarını savundukları için hak savunucularının, açık suçları ifşa ettikleri için adli tıp uzmanlarının, barışı savunan herkesin kovuşturulduğu bir zemine doğru yayılıyor.

Bir zamanlar yüksek bir abartı ifadesi olarak söylenen “ne yani oy veren 6 milyonu yargılayacak mısınız?” sözünün “evet” diye karşılanmasından çok uzak günlerde değiliz. Peş peşe gelen ve giderek dozu artırılan mahkumiyet kararlarıyla gözdağı aşamasından ceza kesme düzeyine geçildiği anlaşılıyor. Ayrıca “gereğini yaparız” talimatının da, bu yönde olduğu gayet açık. Mevcut kanunları bile uygulamamak için çareler bulmaya çalışan yüksek yargı ve kararlarının dikkate alınmamasına bile karşılık veremeyen uluslararası yargı da bu gidişatı kolaylaştırıyor.

Ekonomik kriz şartlarının yaratabileceği tepki peşin bir suçlamayla kriminalize edildikten sonra, dış politika alanında da -görünürde- zahmetsiz bir avantaj alanı açılmış oldu. Yakın zamana kadar büyük tehdit olduğu iddiasıyla kullanılan ABD, şimdi de Suriye’den çekilmesiyle yeni bir fırsat yaratıyor. Batı’yla gerilim meselelerinde gelinen noktada, İngiliz sefiri tokatlayan Abdülhamit seyreden kalabalığa, “arkasında nasıl bir pazarlık var?” diyerek bir şey anlatmak artık daha zor. Bu elverişli konjonktürün seçim atmosferine taşınmayacağını düşünmek de çok gerçekçi değil.

Muhalefet, referandum kampanyasında kendiliğinden olduğu gibi 24 Haziran seçiminde -resmi ittifak görüntüsüne rağmen- ortak bir zemin kuramadı ve bu durum, herkesi iktidar tarafından çizilen blok sınırlarına mecbur bıraktı. Blok sınırlarına ve içeriğine müdahale edememek oy davranışı üzerinde bir değişiklik yaratamamakla sonuçlanıyor. Çünkü, kendi tarif edebileceğiniz bir siyasi hat tanımlayamadıkça, ne sert karşı kimlik saldırısı, ne projeci pozitif muhalefet çıkışı, ne de kimlik uyumlanması arayışları durumu değiştirmeye yetiyor. Hatta, bu sonuçsuz çabalar kimlik siyasetini yeniden üreterek besleyen bir dinamiğe dönüşüyor.

Yerel seçim atmosferi, 24 Haziran öncesine benzer tuzakların tehdidi altında. Bu çerçeveyi en erken ortaya koyan MHP lideri Devlet Bahçeli oldu. Yerel seçimin yeni yönetim sisteminin savunma seçimi olacağını ve buna uygun davranılması gerektiğini söyledi. Erdoğan da, bütün ağırlığıyla bu çizgiye dönmüş ve gereğini yapmaya başlamış durumda. Bu yaklaşımı, tamamen ters köşeden karşılamaya kalkmak, blok sınırlarını atlayarak “hizmet” iddiasıyla, “çare var” sloganıyla ortaya çıkmak -ilk olmasa da- elbette denenebilir bir strateji. Fakat, bu stratejinin karşılık bulması için “farkı” bulmak ve anlatmak gibi zorlu bir mesele var.

Son yıllarda siyasi iletişimcilerin ve bazı araştırmacıların çok ısrarlı olduğu bir yaklaşım var: Kimlik siyasetine tam tersinden, insanların gündelik ihtiyaçlarıyla karşılık vermenin gerektiği. Bu yaklaşımın geleneksel versiyonu da, “milletin derdi ekmek”. Ancak, sadece Türkiye’de değil dünyada da çıkar ve aidiyet meselelerinin algılanışının ve ilişkisinin başkalaştığı görülüyor. Türkiye’de muhalefetin kısmen etkinlik kazandığı yakın dönem deneyimler de, bu yaklaşımı değil, karşı çıkılan şeyin net tarif edilebildiği halleri destekliyor. Biraz daha geniş bir zaman dilimindeki siyasi değişimler de, geleneksel seçmen tavrının “projelere” ve “pozitif yaklaşıma” değil itiraza daha duyarlı olduğunu gösteriyor.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive