Kemal CAN



Bookmark and Share

Seçim okuma kılavuzu


31.3.2019 - Bu Yazı 566 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Reform paketleri, dev kalkınma hamleleri, sorunlara mucize reçeteler, birer yıllık ertelemelerle önce referandumu sonra Cumhurbaşkanlığı seçimini, şimdi de yerel seçimden sonrayı beklemek zorunda. Verilecek dersler bile sonraya bırakılmalı. Muhalefet aktörlerinin de etkili bir alternatif söz kurmak için hep ileriye doğru itilen bir ajandaları, önce aşmaları gereken bir barajları var. Her seçim öncesinde başlayan bu biçimlendirme, doğal olarak seçim sonuçlarını okurken de devrede.

Kırk sekiz saat geçmeden merak edilen bazı soruların cevapları sandıklardan gelecek. Bir yandan da, cevap bekleme sırasına girecek yeni sorular yine aynı sandıklardan çıkacak. İktidarın yürüttüğü kampanyayla bir referanduma dönüştürülmüş olsa da, seçmende yerel seçim alışkanlığı ve algısı hala yüksek. Seçimle ilgili yaygın merak da, büyükşehir sonuçlarına odaklanmış durumda. Kazanan-kaybeden resmini en anlaşılır biçimde göstereceği için, herkesin ilk bakacağı büyükşehir belediye başkanlıklarındaki sonuçlar olacak. İktidar İstanbul’u kaybetti mi? Mansur Yavaş Ankara’yı aldı mı? Önemli şehirlerde durum ne? Sürpriz bir el değiştirme görüldü mü? ‘Bizim orda’ kim kazandı? İktidar tarafında rahat bir soluk alınıp alınmayacağını, muhalefet tarafında bir sevinç havası oluşup oluşmayacağını ilk etapta bu sonuçlar gösterecek. Sonra, karmaşık ve kuralsız ittifak düzeni nedeniyle sağlıklı ölçülmesi neredeyse imkansız hale gelen genel destek seviyelerine bakılacak. Kampanyanın başında Bahçeli tarafından çizilen yüzde 52 çıtası ve son dönemindeki “zaman ders zamanı değil” “bizi zafiyete düşürmeyin” sözleri nedeniyle Cumhur İttifakı’nın aldığı toplam oy dikkatle takip edilecek. Ekonomik kriz iktidar oylarını geriletti mi? Bütün yakarmalara rağmen seçmen ders vermekte ısrar etti mi? Beka davası ne kadar tuttu? Konsolidasyon sağlam mı, çözüldü mü? Yüzde 51 kime geçti? Elbette, geri alınacak kayyım belediyelerindeki oylar ve değişen oranlar da, bir grup seçmen için belki diğer rakamlardan bile önemli olacak.

Bazı belediyeleri iktidarın kaybetmesi, önemli merkezlerde muhalefet adaylarının kazanması, iktidar ve muhalefet oylarındaki dengenin küçük farklarla da olsa değiştiğinin görünmesi, her şeyi değiştirecek siyasi tablo üretir mi? Bu sorunun cevabı, sadece sayısal sonuçlara bakarak verilemeyecek kadar karmaşık. Alınacak sonuçlara nasıl muamele yapıldığı, nasıl kullanılacağı çok daha fazla belirleyici olacak. Oranı ne olursa olsun iktidarın geriletilebildiğinin, yenilebilir olduğunun, beş yıldır yavaş ama düzenli biçimde düşen oy kaybının hızındaki değişimin görülmesi elbette önemli olacak. Bunun orta ve uzun vadede siyasi sonuçlar yaratması, bazı süreçleri etkilemesi kuvvetle muhtemel, hatta kaçınılmaz. Fakat, 29 Mart 2009 ve 7 Haziran 2015 seçimleri düşünüldüğünde, iktidarın seçimleri etkilemekteki yetersizliğini seçimde uğradığı kayıpları önemsizleştirerek telafi edebildiği de hatırlanacaktır. Söz konusu iki seçimde de, iktidar -31 Mart’ta 2019 için en iyimser muhalefet beklentilerinin, en abartılı anketlerin bile beklemediği kadar- büyük oy kayıplarına uğramıştı. AKP 2007 ile 2009 arasında toplamda yüzde 8’in üzerinde oy gerilemesi; 2011 ile 2015 arasında ise yüzde 9 seviyesinde bir kayıp yaşadı. Bu erime, bir alternatif öne çıkmadığı için etkili bir siyasi sonuç üretmediği gibi, iktidar tarafından da sonuçtan ders çıkartmak şöyle dursun hayli agresif biçimde yenilgiyi yok sayma tavrıyla karşılandı. Her iki bozgunun ardından, kuvvetli ittifaklar -ve onun uzantısı verimli düşmanlar- bulunarak veya yenilenerek kayıpları telafi etti.

İktidarın kampanyasının son düzlüğüne hakim olan dile baktığımızda, neredeyse bütün sorunlarla ilgili “çözümler” gibi, hesap sormaların da seçim sonrasına bırakıldığını, bunun ısrarla altının çizildiğini görüyoruz. Hesap sorulacaklar listesi, “GBT”leri biriktirilen adaylar, yabancı yatırımcılar, yerli otomobil işini ağırdan alanlar, eski yol arkadaşları, daha önce her adım için rehberliğine başvurulan anketçiler, bütün muhalefet partileri genel başkanları, Anzak torunları şeklinde uzayıp gidiyor. Olası bir yenilgi veya yeterince tatmin edici bulunmayan bir sonuç için faturaların şimdiden hazırlandığı veya öyle bilinmesinin istendiği anlaşılıyor. Beş yıldır ana teması değişerek bazen “hendeklere gömmek”, bazen “güçlü Türkiye”, bazen de “beka davası” olan ama tamamen karşısındaki, yanındaki herkesi tehdit etme ve şantaj üzerine kurulu olan seçim stratejisi, bu sefer sınırları çok zorladı. Bir taraftan en yüksek perdeden meydan okunurken, “ne olur bize ders vermeyin” ezikliği de, “verdiğimiz mesajları ne olur dikkate alın” noktasına kadar geri çekildi. Başta ekonomik kriz tablosu olmak üzere, gelmekte olan sert konjonktürün baskısının seçime kadar itilebilmiş olması da seçim sonrası için enerji rezervini tüketmiş durumda. Ancak en belirleyici faktör, yeni bir ittifak tazelemesi için alternatif kalmamış olması ve kurulan ittifakın da çok erken yorularak kendi içinde oy ve enerji tüketen bir pratiğe dönüşmesi. İktidar seçmeninin siyasi bir hattan uzaklaşıp lidere bağlı kimlik kalabalıklarına dönüşmesi veya bu talebin aşikar hale gelmesi. Dolayısıyla, alışılagelmiş kampanyasını en yüksek dozda tekrarlayan iktidarın, seçim sonuçlarını karşılamak için de hazır ezberleri kullanması çok kolay olmayacak.

Muhalefet cephesinde de, bazı merkezleri iktidarın elinden alma üzerine kurulmuş başarı ölçüsü ve belediye kazanmaktan ibaret motivasyon önemli riskler taşıyor. Kendisini ve destekleyen seçmeni böyle bir sonuca hazırlayan muhalefetin, bu resmi -tatmin edici biçimde- gösterememesi durumunda karşılamak zorunda kalacağı bir yenilgi -en azından eksiklik- hissi olacak. Önemli bir oy artışı sağlanmış, iktidar da ciddi bir gerileme yaşamış olsa da, sadece İstanbul’un alınamamış olmasının bile ciddi tatminsizlik yaratması olası. Bir başka mesele de, iktidar seçmenini ürkütmemek için kullanılan “iktidar değişikliği yok” söyleminin, seçim sonuçlarını farklı biçimlerde okumanın önünü tıkaması. Hayli başarılı taktik hamlelerle yürünen kısa menzile fazla odaklanmış bakış, yeni bir “adam kazandı” durumunu engelleyecek okumaları pek yedeklemiyor. Bunun bir başka cephesi, yerel seçim için karşı blokla temas ve ilişki barajında açılan gediklerin, belediyeyi kazanmak dışında nasıl kullanılacağının belirsiz olması. Aslında, bu belirsizlik belediyelerin kazanıldığı durumlar için de geçerli. Mesela, çok başarılı olduğunu teslim etmek gereken İmamoğlu’nun (ve destek veren muhalefetin) İstanbul’u almış veya çok ciddi bir oya rağmen ucu ucuna kaybetmiş olduğunda devam cümlesi nedir? Seçim sonuçlarının nasıl okunacağını belirlemeyi iktidara bırakan -veya ondan alamayan- muhalefet, kendi kazandığını da iktidarın kaybettiğini de yeterince kullanamayabilir. 7 Haziran 2015 sonuçlarının, AKP-MHP koalisyonunu zorlamak yerine engellemek için kullanılmaya kalkılması gibi.

Blok/kimlik siyasetinin, kutuplaştırmanın ve siyasetsizleşmenin estirdiği sert rüzgarlarla, artık sandıkta “seçmenin verdiği mesaj” değil, Bekir Ağırdır’ın “kimlik sayımı” dediği sayısal veriler okunuyor. Belki de liderlerinin verdiği görevleri kalabalıkların ne kadar yerine getirdiği ölçülüyor. Siyasi aktörler de, yorumcular da, hatta seçmenler de aksini söyleseler de böyle bir mercekten bakıyor. İster demokrasi ve faşizmin geriletilmesi görevi olsun, ister beka davasının savunulması olsun, hep yerine getirilmesi istenen bir görev var. Talepler, rahatsızlıklar, beklentiler, sıkıntılar hep bu görevin sonrasındaki bir zamanın konusu. Reform paketleri, dev kalkınma hamleleri, sorunlara mucize reçeteler, birer yıllık ertelemelerle önce referandumu sonra Cumhurbaşkanlığı seçimini, şimdi de yerel seçimden sonrayı beklemek zorunda. Verilecek dersler bile sonraya bırakılmalı. Muhalefet aktörlerinin de etkili bir alternatif söz kurmak için hep ileriye doğru itilen bir ajandaları, önce aşmaları gereken bir barajları var. Her seçim öncesinde başlayan bu biçimlendirme, doğal olarak seçim sonuçlarını okurken de devrede. Bu yüzden bazen çok stratejik sayılan bir oy verme davranışının aslında son derece pragmatik, çok irrasyonel gibi duran bir tutumun fazlasıyla stratejik, aşırı fırsatçı görünen bir pozisyonun çok siyasi olduğu gözden kaçabiliyor. Hep kullanılan klişenin aksine “büyük resim” resmin önemli detaylarını gizliyor. Bu yüzden 31 Mart gecesi, her ne görünüyor olursa olsun, ilk gördüğünüzle yetinmeyin.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive