Kemal CAN



Bookmark and Share

Her şey paraya çevrilebilir mi?


3.12.2019 - Bu Yazı 603 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Her şeyi çabuk çabuk ve büyük bir heyecanla anlatmayı ve avaz avaz bağırmayı mesleki beceri zanneden yeni dönem TV sunucularından biri çıkmış anlatıyor. Stüdyoya kurulmuş dev ekrana “kolay anlaşılacak” grafikler yerleştirilmiş. Bu saçma sapan yayın için belli ki hazırlanmışlar, hesaplar filan yapmışlar. Çok önemseyerek anlattıkları da; enerji santrallerine filtre takılırsa ne kadar zarar edilir. Zarardan anladıkları kaybedilecek paralar; santraller on gün çalışmazsa neler eksik kalacak? “Elektriksiz kalırsınız maazallah” diye insanları korkutmayı deniyorlar. Olan filtreleri de sökün, denizlere, derelere akan suları arıtmak için yapılan masrafları da kesin denmesi bekleniyor herhalde. Termik santrallere filtre takılmasını 2,5 yıl daha erteleyen kanunun AKP ve MHP oylarıyla Meclis’te kabul edilmiş olması tam tatmin etmemiş galiba, unutturmak yerine üstüne üstüne gidiyorlar. Hem hükümeti, hem patronlarını mutlu etmek için, haklı oldukları iddiasını, en akıl almaz argümanlarla, en utandırıcı yollarla sürdürüyorlar.

Bizim elektriğimiz kesileceğine Yatağan’da, Elbistan’da kuşlar ve çocuklar ölebilir önerisi yapmakla kalmıyorlar, bunu kabul edecek insanlar olduğumuza inandırmak, bunu hatırlatmak istiyorlar. Ortaya atılan iddia, bu “habere” maruz kalan herkes için de aslında açık bir hakaret. Söylediklerinin ikna edici olduğuna inanmaları sadece aptallıklarından değil, bunun dinleyenleri etkileyebileceğini düşünüyorlar. Daha önce doğayı tahrip eden HES, ormanları katleden yol inşaatları ve vazgeçilemeyen çılgın projelerde, arkası gelmeyen kent talanında hep aynı şey yaşandı. Hasankeyf’te, Karadeniz’de, Kuzey Ormanları’nda bunlar görüldü. “Yahu ne yapıyorsunuz, yaratacağınız tahribatı görmüyor musunuz?” diyenlere “ama kaç para gelecek, hangi ihtiyacımızı karşılayacak biliyor musunuz?” cevabı geldi. Bugün sahip olunacaklar için, hayatı borçlu olduğumuz doğadan, geleceği borçlu olduğumuz çocuklardan çalınmasına izin istendi.

Para hesabının ikna ediciliğine, yakıcı bir çevre ve insanlık sorunu olan savaş için de başvurulduğuna tanık olduk. Akıl yürütme biçimi tam tersi olsa da, yine parayla ölçülmemesi gereken karşılaştırmalar yapıldı. Erdoğan, “Ne diyorlar domates, ne diyorlar patlıcan, ne diyorlar sivri biber. Yahu düşünün be bir merminin fiyatı nedir, düşünün” demişti. Bahçeli bu yaklaşımı şöyle tazeliyor:  “Bir F-16, hiç ateş açmadan 1 saat havada uçmasının maliyeti 14 bin dolar. Sadece Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk gününde uçan savaş uçaklarımızın yakıt bedeli 1 milyon dolar. (…) Fedakarlık olmadan bekamız ve bağımsızlığımız muhafaza ve müdafaa edilemez. Terörle mücadelenin bir bedeli var. Bu bedele var olmak için katlanmak zorundayız. Ekonomide spekülasyon yapanlar ne kurşunun, ne bombanın maliyetini bilenlerdir. Bunlar boş boş konuşmaktadır. Bütçemiz elverir, ekonomik imkanlar artar, o zaman her ihtiyaç anında telafi edilir. Biraz sabır gerekiyor. Biraz tahammül gerekiyor. Biraz da milli hedefleri anlamak gerekiyor.”

Bu iki vakanın toplam özeti şöyle çıkartılabilir: Para kaybetmemek için yolumuz düşmeyen bir yerdeki insanların yaşama hakkını düşünmeyebiliriz, buradan kazanılan paraların da hiç uğramayacağımız yerlere bomba olarak atılması konusunda bazı fedakarlıklar yapmalıyız. Kuralsız bir bireysel çıkar veya tam anlaşılamamış ulusal çıkar para ortak paydasında buluşuyor. Çevre tahribatı veya savaş paraya çevrilerek anlatılıyor. Her lafa maneviyattan girenler, böyle şeyleri anlatırken en çirkin maddiyatçılığı daha ikna edici buluyor. Peki bunları söyleyenler, böyle düşünmekte ve böyle anlatmakta çok mu haksızlar? Doğa diyen, çevre diyen herkesin gelişmenin önünde engel olduğunu düşünenler sadece iktidarlar veya sermaye mi? Evini müteahhitte vereceği için yaşadığı şehirde kat artışını isteyen, tarlası değerlenecek diye yol inşaatına sevinen yok mu? Savaşlara destek verenler sadece silah üreticileri mi? Kutusundan çıkıp çıkmayacağı, çıkarsa ne işe yarayacağı belirsiz S-400’lerin kaç okul ettiğini hesaplayan kim?

Bir yerdeki insanların sağlığından çalınarak sağlanan karların bir başka yerdeki insanların ölümü için harcanması üzerine kurulu bir dünya düzeni var. Son kırk yılın neoliberal azgınlığı ve küreselleşme, gezegenin her bir köşesinde ağır doğa tahribatı, acı ve yıkımla ilerledi. Fakat bu dönemin en ayırt edici karakteri, geniş kalabalıkları seri suçlara ortak etmek veya en azından onların rızasını sağlamakla ilgili geliştirdiği şeytani yöntemler. Kısa vadede daha fazla kazanmak için güvencesizliğe, geçici korunma karşılığında dizginlenemez sömürüye, sanal bir iyileşme için geri döndürülemez kayıplara, sınırlı ayrıcalık için derinleşen adaletsizliğe onay sağlanabildi. Ortak gelecek, insanlık değerleri, başkalarının hakkı, eşitlik, özgürlük ve adalet paranın soyutluğunda eritildi. Paraya çevrilerek anlatılan “fayda”, her şeyin üzerinden atlayabilen bir çeviklik kazandı. Paranın değişim değeri daha önce işe yaramadığı düşünülen –hiç olmazsa söylenen- bütün alanlara yayıldı. Parayla ölçülemeyecek (paraya çevrilemeyecek) bir şey kalmadığı anlatıldı. Kanaatler, hayaller bile yatırım enstrümanına dönüştü.

Termik santrallere takılacak filtrelerin kaybettirecekleri ile o bacalardan çıkan dumanların yok edeceklerini paraya çevirerek karşılaştırmanın kimin işine yarayacağı ortada. Ulusal çıkar için ekonomik fedakarlığın mermi fiyatına çevrilmesinde de benzer bir durum var. Bu argümanları kullananlar veya elverişli bulanların kendilerini soktukları durum için bir çok şey söylenebilir. Ancak bu akıl yürütmenin ikna edici olacağının düşünülmesinin daha önemli bir mesele olduğu ortada. Bu sözlerin, rüşvet teklif edilmiş bir memurdan beklendiği gibi, “sen bana ne söylediğinin farkında mısın?” cevabını almıyor olması ve sadece bu görüşleri ileri sürenlerin tuhaflığı olarak görülmesi eksik kalıyor. Alınacağı düşünülen rüşvet, alabileceği düşünülenlere teklif edilir. Dolayısıyla böyle bir teklifin karşısında takınılacak tutum da, öncelikle insanın kendisiyle ilgili algıya, sonra da bunun geçerli olacağı zemine dair. Ekonomiden çevreye, dış politikadan eğitime, kültürden bilime kadar hemen her alanda “fayda” meselesini başka türlü kurmaya soyunmadan gidilecek fazla yol yok galiba.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
29.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
21.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
11.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
5.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
29.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
25.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
19.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
17.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
14.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
10.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
7.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
4.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
1.05.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
30.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
27.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
23.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
19.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
13.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive