Kemal CAN



Bookmark and Share

Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür


8.12.2019 - Bu Yazı 218 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Bir önceki “Siyasette değişen ve değişmeyen” yazımda, haklı tarafları olmakla birlikte aşırı geniş kullanıldığı için içeriği epey boşaltılmış “değişmezlik” ezberinden söz etmiştim. Hiçbir şeyin değişmediği, değişmesinin beklenmemesi gerektiği yolundaki katı inanışın, henüz belirgin bir sonuca dönüşmemiş bazı gelişmelerin –değişimlerin- üzerini örtebildiğinden bahsetmiştim. Bir tabloyu uzunca bir süre değişmiyor gibi göstermek mümkün ama arkasındaki devinim bir şekilde devam ediyor. Şimdilerde değişmezliğin kanıtı olarak ileri sürülen sayısal tablonun, aslında ancak önemli değişimlerle devam ettirildiği görülüyor. Değişmezlik görüntüsü ancak yüksek maliyetli değişiklerle sürdürülüyor. Bugün de yine bu meseleyle bağlı bir başka siyasi tartışma ezberinden bahsedelim: İnsanların ekonomi veya geçim derdi dışındaki meselelerle pek ilgilenmedikleri, etkilenmedikleri iddiası. Bu iddia da hem araştırma verileriyle hem hayatın pratikleriyle defalarca doğrulanmış bazı gerçeklere dayanıyor. Fakat abartılmış her hakikatte olduğu gibi bir ezbere dönüştüğünde önemli detaylar gözlerden kaçıyor.

Türkiye uzunca bir süredir ekonomik ve siyasi tıkanmayı, süreklileşmiş yapısal krizler halinde yaşıyor. Bu krizlerden olumsuz etkilenmesi beklenen iktidar ise, bu tablonun görünürlüğünü engellemek yerine sonuçlarını kontrol etmekle yetiniyor. Zorluklara rağmen durumun sürdürülebilir olduğunu göstermek veya küçük “iyileşmeleri” başarı gibi sunmak için krizlerin -kontrollü biçimde- görünür kalmasını tercih ediyor. Bu çerçevede, iktidarın “sorunlar konuşulmasın diye gündem değiştirmeye çalıştığı” iddiası da pek gerçekçi değil. Bütün araştırmalarda seçmenlerin ekonomik sıkıntılara duyarlılığının giderek arttığı görülüyor. Krizin yapısal ve muhtemelen uzun sürecek etkilerinin yarattığı kalıcı kırılmaların işaretleri var. Ancak bu duyarlılık ve kırılmaların, “tatmin edici” oy değişimlerine dönüşmediği inancı da hâlâ sapasağlam duruyor. Muhalefetteki bu tatminsizlik, aşma yollarını tartışmak yerine mevcut duruma “açıklayıcı” gerekçeler imal etmeye yöneliyor. Ekonomik sorunların “gündem değiştirmekle” aşıldığı fikri bir tarafta, adalet, özgürlük taleplerinin ve sistem, anayasa tartışmalarının fazla soyut kaldığı iddiası diğer tarafta.

“Sizce Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” Bu anket sorularına verilen cevaplara bakılınca, soyut sayılabilecek başlıkların alt sıralarda yer bulabildiği ortada. Fakat bazı sorunların doğrudan gündem başlığı haline gelmiyor olması, bir değiştiricilik değeri olmadığı anlamına gelmiyor. Nitekim aynı anketlerdeki başka veriler ve çapraz karşılaştırmalar, seçmendeki sorun algısının, ifade ettiklerinden daha geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Adını koymamakla veya alternatifini görememekle birlikte, sorunların kaynağı hakkında da vatandaşın sanılandan daha “ileri gittiğini” gösteren işaretler mevcut. Galiba iktidarın kendisi için en hayati hatası da bu göstergeleri tam okuyamıyor veya yeterince önemsemiyor olması. Geçtiğimiz günlerde TOBB Üniversitesi Rektörü Güven Sak’ın ekonomiyle ilgili olarak yaptığı bir sosyal medya paylaşımındaki cümle şöyleydi: “Sürdürülemez olan sürdürülebildiği son noktaya kadar herkese hep sürdürülebilirmiş gibi gelir. Hep öyle olmuştur.” Bu cümleyi iktidarın kendisi için ürettiği ve kabul ettirmeye çalıştığı siyasi krize uygulamak da mümkün. Değişmezliği ve sürdürülebilirliği garanti altına almak için oluşturulmuş sistem zorlaması, ekonomik krizin etkilerinden çok daha sarsıcı olmaya aday.

Son zamanlarda farklı farklı alanlarda, birbiriyle hiç alakası yokmuş gibi görünen peş peşe vakalar yaşandı: Öğretmenler Günü’nde oturuşunu beğenmediği konuğu azarlayan vali. Avukatların etek boyunu ölçen hakim, kız öğrencilerin pantolon boyunu ölçen okul müdürü. Otizmli öğrencileri kovdurmayı seçim vaadine çevirmiş muhtar. Kendisini görüp ayağa kalkmayan çalışana tuvalet nöbeti yazan belediye başkan yardımcısı. Şoförünü bölüm sekreteri atayan rektör. Diktirdiği özel üniformayla gezip kendisine selam durulmasını isteyen veya seçilmişlere saygısını kaybetmiş olduğunu her fırsatta gösteren bakanlar. Başkanı olduğu meclis grubunun çıkardığı yasayı veto eden cumhurbaşkanını alkışlama mecburiyeti. Bütün bunlar, yerleşikleşmiş bir olağanüstülüğün üzerine oturan iktidar aklının, yukarıdan aşağıya doğru nasıl yayılmaya başladığını gösteriyor. Memleketin ve orada yaşayan herkesin amiri gibi davranan muktedir profili, en küçük güç ve iktidar alanı için rol model haline geliyor. Olağanüstülüğe yaslanan, keyfi, şahsileşmiş, otoriterleşmiş iktidar pratikleri, basit bir öykünme sınırını aşan yaygınlığa ulaşıyor. Daha önemlisi giderek daha çok böyle algılanıyor.

İktidar açısından gündemi doldurması zararsız bulunan, hatta müdahale ederek puan toplanabilecek fırsatlar olarak görülen bu olayların, en az ekonomik kriz kadar –belki daha fazla- etkili olabilecek sonuçları var. Çünkü her benzeşme, yaşanışı ve algılanışı açısından beklenmedik etkiler yaratıyor. Bir takım yerel yöneticiler, mikro iktidar odakları, gücü tabana taşırken yaptıklarıyla, iktidarın görünümünü de biçimlendiriyor. Bugün sistem ve anayasa tartışmaları başlığının çok yüksek rağbet görmüyor gibi görünmesine karşılık, “başkanlık sistemine destekte” dramatik bir gerileme ölçülüyor olması önemli bir gösterge. Ortalama seçmen, başkanlık sisteminin hayatına getirdiği sorunları, sadece politikaların hangi süreçle belirlendiği üzerinden değil, o sistemin kendisiyle temas eden uç aktörleri üzerinden değerlendiriyor. Kibri, keyfiliği, fütursuzluğu, ölçüsüzlüğü daha alt temsilcilerden takip ediyor, somutlaştırıyor. “Baca filtresi” veya başka türden uygulama sorunlarının en tepeden müdahalelerle çözülmesi de kısa vadede merkezileşmenin fazileti olarak pazarlansa da, orta vadede “sorunun asıl adresi” fikrini besliyor. Soyut başlık gibi görünenler, ete kemiğe bürünüyor. Belki bu nedenle, iktidarın “millet ilgilenmiyor” diyerek önemsiz gördüğü alanlar muhalefet için sanılandan daha verimli olabilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive