Kemal CAN



Bookmark and Share

Az popülizm çok otoriterlik


12.03.2020 - Bu Yazı 182 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  2017 yılında yapılan Anayasa referandumu, iktidar ve muhalefetin kampanya seviyesinde iki blok halinde davranmaya zorlandığı dönemin başlangıcı sayılabilir. İktidar bu tarihten itibaren giderek artan biçimde muhalefeti yekpare bir “şer odağı” olarak tarif etmeye başladı. Muhalefet de bu sıkıştırma nedeniyle -kendi çabasıyla ortaklaşa bir zeminde duramasa bile- yan yana göründü, gösterildi. Bazen muhalefet içindeki farkları kaşıyan, çelişkileri kullanan operasyonlar devreye girdi ama blok siyasetinin gereği muhalefeti aynılaştırma, siyasi söylemin belirleyici vasfı oldu. 2018 genel seçimi ve 2019 yerel seçiminde zirve yapan “beka” stratejisi, “yerli-milli” söylemi bunun en çarpıcı tezahürleriydi. Bu strateji, iktidarın ihtiyaç duyduğu gerilim ve tehdit algısı için kolay tedarik imkanları yaratıyordu. Hikâyesini kaybetmiş, ileriye dönük çözüm ve vaat üretme olanağı kalmamış iktidar için, karşıtları üzerinden bir siyaset dili kurulması daha kolaydı. Sağ popülizmin sihirli formülü olan hakkı yenilmiş asıl çoğunluk ile dış düşmanların işbirlikçisi elit azınlık kutuplaştırması, iktidarın savunması için fazla elverişli duruyordu.

Sadece iktidar çevrelerinde değil muhalefette de destek bulan inanışa göre, bu siyasi denklem sarsılmaz bir konsolidasyon üretmeye adaydı. Kıl payı geçilen –belki de geçilemeyen- referandum virajına rağmen blok siyasetinin kolay kırılamayacak bir baraj kurduğuna ilişkin kanaat çok sağlamdı. Bu kanaate biraz daha mesafeli yaklaşmayı, şüpheyle bakmayı deneyenler yersiz iyimserlikle suçlanıyordu. Değişen iç ve dış konjonktürün, ekonomik gelişmelerin, toplumsal-siyasal dinamiklerin ilk görünenden daha başka sonuçları olabileceği fikri de giderek yükselen sabırsızlık duvarına çarpıyordu. 2018 yılında seçim sonuçları hem muhalefette yarattığı moral bozukluğu hem de iktidarın bu sonuçları kullanma biçimiyle, “değiştirilemez konsolidasyon” inancının pekişmesine neden oldu. Bir yandan başka bir seçeneği de olmadığı için iktidarın bu stratejide ısrarı –özellikle Bahçeli’nin tazyiki- muhalefete karşı tutumu biçimledi. Tek tip savunma –ve saldırı- kurulmasının kolaylığı yanında, aynı torbada ele alınmanın muhalefette temas alerjisini büyüteceği hesabı yapıldı. 2019 yerel seçimlerindeki –hâlâ bazılarını ikna etmemiş olsa da- başarısızlıkta, bu yanlış hesabın önemli katkısı oldu.

İktidarın karşısında yer alan herkesi yekpare bir blok olarak göstermesi, “bir ben, siz hepiniz” havası, siyasi dili basitleştirmek açısından fazlasıyla elverişli. Popülist siyaset bu indirgemeci genellemeye çok sık başvuruyor. Fakat bu kolay ve kullanışlı enstrüman ustalıklı kullanılmadığında veya kullanma dozu kaçırıldığında bazı sorunları da ortaya çıkıyor. Bunların en başında, hem yakınlık hem nitelik açısından düşman tanımlamasının inandırıcılık zaafı geliyor. İçeride ve dışarıdaki çok geniş bir yelpazedeki bütün kesimleri aynılaştırma gayreti fazla amorf bir tarif. “Düşman”, biçimsiz bir soyutlamanın konusu olunca önemli bir sahicilik sorunu baş gösteriyor. Her söylenene inanma veya inanmasa bile uyumlu davranma hevesindeki militan taban dışında fazla etkisi olmayan “soyut tehdit”, istendiği kadar yapıştırıcı çimento üretemiyor. Öte yandan ortak bir torbada tanımlanmaya zorlanan muhalefet, belki bu yakınlıktan doğan alerjik reaksiyonlara açık hale geliyor ama bir taraftan da taban seviyesindeki bu zorlama bir karşı konsolidasyon üretiyor. Muhalefeti aynı torbada tutmak iktidar ittifakını beslemeye yaramıyor ama muhalefeti bir arada tutmaya hizmet ediyor. 2019 yerel seçimleri, iktidar açısından her iki komplikasyonun işlediğinin görüldüğü bir tablo yarattı.

Geçtiğimiz yaz sonunda kayyım hamlesiyle başlayan son altı aylık süreçte, iktidarın hem konu başlıkları açısından hem de karşısındaki aktörlere muamele bakımından bir çeşitlendirme gayretine girdiği izleniyor. İlk bakışta fazladan cephe açmak gibi algılanabilecek bu çeşitlendirme, tehdit ve mücadele motivasyonunu tazeleme açısından faydalı bulunuyor anlaşılan. Fazla genelleşmiş, soyutlaşarak ciddi bir anlam zayıflığına neden olmuş yekpare iki blok görüntüsü siyaseten elverişli olmaktan çıkıyor. Hat savunmasından çıkarak başarı kazanan muhalefetten ilham alan iktidar da savunmasını (saldırısını) geniş bir satha yayma arayışında. “Bunlar” toptancılığının yerine iyice spesifik hale getirilmiş hedeflere dönük, daha organize ataklar izliyoruz. Sosyal medya linçleri, yargının gözle görünür biçimde aktive edilmesi, son günlerde “alışılmış” sınırları zorluyor. Yeni Çağ Gazetesi’nden Yeni Yaşam Gazetesi’ne, Oda TV’den Yakın Doğu Haber’e kadar geniş bir yelpazede medya taarruzu ve devamının geleceğine ilişkin açık-örtülü tehditler önemli bir gösterge. Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’ya verilen ceza ile Osman Kavala’nın yeni bir mesnetsiz suçlamayla yeniden tutuklanması gibi gelişmeler de listeye eklenebilir.

Mahkeme salonlarından meclise, sokaklardan medyaya doğru yayılan, aktörleri, yöntemleri ve yürütücüleri de çeşitlenen bir yüksek tansiyon dönemine giriliyor. Ekonomide, dış politikada ortaya çıkan sıkışma ve idare etme kapasitesindeki aşınmanın böyle dengelenmesi ilk kez görülen bir durum değil. Ancak iktidar, hem savunmasını hem saldırılarını artık iki bloklu kutuplaştırma hattına yığmayacak, daha geniş bir alana yayarak çeşitlendirecek gibi. Popülist –iki bloklu- kutuplaştırmanın verdiği zarar, iddia edildiği gibi normalleşme (yumuşama) ile değil, bu yolla aşılmaya çalışılıyor. Çünkü “yerli –milli çoğunluk” ve karşısındaki elitler anlatısı da halkın iktidarına engel çıkartan müesses nizam hikayesi de işlemiyor. Talep, beklenti ve tehdit algısı açısından kendi tabanından da uzaklaşmış olan iktidar için popülist enstrümanlar ve tek düşman soyutlaması eskisi kadar elverişli değil. Hayatın –yaşananların- gerçeklerine de pek uymuyor. Bu yüzden artık popülist yöntemleri kullanmayan –daha az müracaat eden- bir otoriterlik formu öne çıkıyor. Gezi Davası kararı sonrasında bizzat Erdoğan tarafından dile getirilen “manevra yapmak istediler” lafının ima ettiği ve giderek artan iktidar içi çete savaşı söylentileri, bu değişikliğin bir başka yüzünü oluşturuyor. Gerçekten veya iddia edildiği gibi bir takım kliklerin olup olmaması, sıkıntıların sahici çatlamalar yaratıp yaratmamasından bağımsız olarak, bu söylentilerin üstünün örtülmediğini, hatta biraz teşvik gördüğünü söylemek bile mümkün.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
25.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
19.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
17.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
14.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
10.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
7.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
4.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
1.05.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
30.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
27.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
23.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
19.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
13.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive