Kemal CAN



Bookmark and Share

Korona fırsatları ve rakamlar


13.04.2020 - Bu Yazı 250 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Korona kriziyle ilgili yazarken verilere dayalı saptamalar yapmak veya sayıları öne çıkartmak pek işe yaramıyor. Her türlü veri, olağanüstü bir hızla eskiyor. Yazılan her rakam daha birkaç saat geçmeden geçersiz hale geliyor. Covid 19 isimli virüs, her şeyden hızlı olduğuna inanmaya başlamış insanlara, teknolojiye ve sistemlere, hız neymiş bir güzel anlatıyor. Fakat virüsün yayılma hızına yakın bir sürat, bilgi dolaşımında da karşımıza geliyor. Güvenilirliği tartışmalı da olsa, manipülasyon yüklü de olsa, bilgiler ve veriler en az virüs kadar hızlı hareket ediyor. Bu hızlı bilgi hareketi bir taraftan doğru-yanlış süzgecini daha geçirgen hale getiriyor bir taraftan da fark etmeyi mümkün kılıyor. Çıkartılan sonuçlar çok sağlıklı olmasa bile, karşılaştırmalar yapılabiliyor, matematik modellerle daha ilerisini görme çabası biraz anlam kazanıyor. Öngörülen ile gerçekleşen arasındaki fark belirginleşiyor.

Mesela Türkiye’de iktidara yakın çevreler durumun pek iyi olmadığı hakkındaki bilgi dolaşımına çok sert tepki veriyorlar ama kullanmayı pek sevdikleri “Avrupa çöktü” haberlerini de yine aynı kaynaklardan almakta ve kullanmakta bir sakınca görmüyorlar. Kendi ülkeleri için bozgunculuk olarak gördükleri bağımsız medyanın, başka ülkelerden geçtiği bilgileri büyük bir iştahla tüketiyorlar.

Böylesi derin krizlerin tam göbeğindeyken, bilgiyi üreten (kontrol eden) kaynaklar ve onun dolaşımını sağlayanların (denetleyenlerin) etkisi çok daha belirgin hale geliyor. Krizin ortaya çıkmasının, algılanmasının/algılatılmasının, soruna karşılık üretilmesinin ve meselenin yönetilmesinin her bir adımının, nasıl derin siyasi bir içerikle biçimlendiği çıplak halde karşımıza geliyor. “Çarklar durmaz” diyerek ekonomik hareketliliği önceleyen sonra da “evinizde durun” diyerek sorumluluğu üzerinden atan yöneticileri izledik. Konu kısa boylu Çinlilerin meselesi diyen bilim insanlarını, siyasetçileri seyrettik. “Abartacak bir şey yok, karşımızdaki biraz daha kuvvetli bir grip, kayıp sınırlı olacak” diyen “hesap adamlarını” dinledik. Ellerinde yeterli maske stoku bulunmayan yönetimlerin “maske kullanmak aslında faydasız”, test yaygınlaştırması becerilene kadar “çok test lüzumsuz” iddialarını yaydıklarına tanık olduk. Bunları taşıyan, köpürten medya organlarını gördük. Bugün salgınla ilgili kıyaslamalarda kullanılacak ölçülerin belirlenmesi, en önemli iletişim meselesi haline gelmiş gibi görünüyor. Başarılıyız, durumumuz fena değil veya herkes aynı durumda iddiaları için elverişli ölçütler üretiliyor. “Bardağın dolu tarafı” sınırını aşan zorlamalar görülüyor.

Geçtiğimiz günlerde bir kısmı açıklanan Metropoll Araştırma’nın anket sonuçları, krizin “başarı ölçütleri” açısından bir tartışma yarattı. Erdoğan’ın görev onayının korona krizi sürecinde 41’den 55’e çıkarak 14 puan yükselmiş görünmesine, özellikle muhalefet çevrelerinin tepkisine yol açtı. Hem bir şaşkınlık hem de bir itiraz dalgası oluştu. Elbette iktidara yakın kesimlerin de, aceleci övünmelerine neden oldu. Ancak söz konusu ölçümün, birinin başarılı bulunup bulunmamasıyla ilgili olmaktan çok, onun içinde bulunulan dönemdeki rolüne ilişkin olduğu dikkatten kaçıyor. Çünkü aynı şekilde dünyanın en kötü performanslarından birini sergileyen Trump’ın görev onayı da 6 puan kadar artmış durumda. (Belki bir kıyaslama imkanı verir diye Merkel’in görev onayının yüzde 80 civarına tırmandığını ekleyelim. Bilindiği gibi partisinin oy oranı 20-25 bandında ve kendisi de siyaseti bırakmaya hazırlanıyor) Sonuçta sert krizlerin ortasında yapılan bu ölçümler, siyasal destek veya memnuniyet terazisi özelliği taşımıyor, daha çok yüzlerin kime dönük olduğunun, dikkatin kimin üzerinde toplandığının düzeyini gösteriyor. Her “olumsuz durumda” “bazı fanilerin” neden olduğunu anlamadığı biçimde birden yükselen borsa sıçramaları gibi, hızla dalgalanan grafikler izlenebiliyor. Hesap kapatma zamanı geldiğinde ise başka resimler ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin salgınla mücadelede başarı ölçüsü, toplam ölüm sayısının düşük olması ve tedavi edilen sayılarındaki düzenli artış olarak gösteriliyor. Sağlık Bakanı her açıklamasında bu rakamların altını çiziyor. Daha önce de ölüm rakamları verilirken yaşlı olduklarının altının çizilmesinde olduğu gibi. Ancak aynı rakamlara başka türlü bakınca durum değişiyor. Mesela kapanan vaka sayılarında Türkiye’nin ölüm oranları pek çok ülkeden daha yüksek. Ayrıca genç ölüm oranlarında da sıralamada iyi bir yerde görünmüyor. Her meselede olduğu gibi korona krizinde de kriterleri belirleme imkanı, yönetme kapasitesiyle ilgili kanaatleri biçimlendiriyor. Örneğin, zorunlu hale getirilen maske kullanımı için herkese maske ulaştırmadaki karmaşa, dünyanın her ülkesine gönderilen forslu paketlerin gölgesinde kalıyor. Bu tarihten 45 gün sonra yapılacak sahra hastanesi “hazırlıklı olmanın” göstergesi gibi sunulabiliyor. En azından böyle kabul ettirilebileceği hesaplanıyor. Böyle zamanlarda artık pek etkisi kalmamış olan “ana akım” medya organları da eve sıkışmış insanların mecburiyetleri yüzünden beklenenden daha etkili hale geliyor. Dolayısıyla iktidarlar, “bakılması gereken” bilgileri, “bakılma mecburiyeti” artan organlarda daha kolay kontrol edebiliyor. İşte bu yüzden alternatif bilgi dolaşımı hem bazı soruşturmalarla hem de kısıtlamalarla engellenmek isteniyor.

Meclise getirilen torba yasadaki sosyal medya kontrolüne dair hazırlık çok dikkat çekici. Önlem paketine medya kontrolünün hayli ön sıralardan giriyor olması, fırsatlar ve rakamlar aleminin yakın gelecek için fazla iyimser yorumlanmadığının işareti sayılabilir. Prof. Yaman Akdeniz, getirilmek istenen düzenlemeyle, “Pandemi sonrasındaki Türkiye’de muhalifler daha çok yargılanacak ve ciddi bir dondurucu etki yaratılacak. Birçok kullanıcı susmayı tercih edecek ve oto sansür artacak” diyor. Ancak Akdeniz’in dikkat çektiği ilginç bir nokta daha var: “Tasarı bu platformları vatandaşla muhatap ediyor ve kişilik hakları ihlalleri ile ilgili taleplerini 72 saat içinde cevaplama zorunluluğu getiriyor.” Salgının yayılması konusunda “evde kal”, ekonomik sorunlar konusunda “biz bize yeteriz” kampanyalarıyla milleti sorumlu ve görevli yapan iktidar, kendi destekçilerine de “ne pahasına olursa olsun kendisini savunma” yanında, yeni bir işlev daha kazandırma niyetinde: Hoşlarına gitmeyen her paylaşımı “Emniyet Genel Müdürlüğü’nü” etiketleyerek şikayet eden taraftarlar, artık sosyal medya platformlarının belalısı haline gelecek. Rakamlar ve beklenen fırsatlar hakkında ne söylenirse söylesin, “hiçbir şey aynı olmayacak” dönemine ilişkin tedirginlik, her zaman daha fazla şey anlatıyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
29.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
21.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
11.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
5.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
29.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
25.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
19.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
17.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
14.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
10.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
7.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
4.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
1.05.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
30.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
27.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
23.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
19.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
13.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive