Türkiye gündemini, özellikle de Ak Parti gündemini kapsayan en önemli soru galiba yukarıdaki başlık. 7 Haziran seçimlerinde çıkan tabloda en belirgin değişim veya “kayma” “Dindar Kürtler”de görülüyor.

Şüphesiz bu tablo, diğer değişkenlerle birlikte yorumu ve analizi hak eden, üzerinde düşünülmesi gereken en önemli tablo olarak karşımızda duruyor.

Türkiye, Ak Parti iktidarı ile birlikte sosyolojik, psikolojik, siyasal ve sınıfsal bir değişim yaşadı.Bu değişimin ana kaldıracını, “dindarların orta sınıfa evrilmesi” oluşturuyor. Cumhuriyet tarihi boyunca hep “öteki” kalan, özgürlüklerden ve ekonomik pastadan alı konulan, gettolara, varoşlara hapsedilen düşük veya dar gelirli bir sınıf vardı. Bunun karşısında “merkezi işgal eden ayrıcalıklı beyazlar”ın tekeli altında bulunan imtiyazlar ve ayrıcalıklar vardı.

Öte yandan, demokratikleşme, kimlikleşme veya kimliklerin özgürlüğü, dil ve din özgürlüğü mücadelesi vardı. Dahası vesayet, askeri ve yargı darbeleri ve Cumhuriyet’in ana damarı olan “Türklük” ve “laiklik” olgularının resmi ideolojiye yansımaları ve bunların pratikleşmesiyle oluşan toplumsal travmalar vardı.

Bütün bunlar, Kürtlerin Ak Parti kadroları ile birlikte hareket etmesini sağladı. Kürtler, yukarıdaki mücadele alanlarının tamamında Ak Parti’nin yanında yer aldı.

Özellikle Tayyip Erdoğan’ın 2005’teki tarihi Diyarbakır Konuşması, bu mücadelenin Kürtlerle birlikte yapılmasının önünü açan en önemli tema olarak karşımızda duruyor.

Sonrasında Mesud Barzani ve ŞivanPerwer’in Diyarbakır’da Erdoğan’la birlikte el ele halkı selamlaması, “Kürtlerle Ak Parti birlikteliğinin zirvesi” olarak kabul edilebilir. Diyarbakır’da verilen fotoğraf karesi aynı zamanda 1.Cumhuriyetin ret ve inkar politikalarının tarihin çöp sepetine atıldığının en büyük kanıtıydı.

Kürtler, özellikle Türkiye toplumunun ana damarını oluşturan Dindar Kürtler, bu açılımları sandıkta oylarıyla desteklediler.

Sözgelimi, daha 1 yıl önce yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde, (ilk kez Kürt bir adayın sahneye çıkmasına rağmen) Diyarbakır’da Selahattin Demirtaş 410bin oy alırken Recep Tayyip Erdoğan 214bin oy almıştır. Mardin’de Demirtaş 198bin, Erdoğan 120bin, Kars’ta Erdoğan 53bin, Demirtaş 41bin, Ardahan’da Erdoğan 20bin, Demirtaş 18bin, Bitlis’te Erdoğan 72bin, Demirtaş 60bin oy almıştır.

2007’deki tabloda ise, Diyarbakır’da Ak Parti 191bin ol alırken HDP 219bin oy alabilmiştir. Aradaki fark sadece 28bin’e düşmüştür. Mardin’de Ak Parti 106bin, HDP 93bin, Kars’ta Ak Parti 50bin, HDP 19bin, Ardahan’da Ak Parti 22bin, HDP 5bin, Bitlis’te Ak Parti 68bin, HDP 25bin oy almıştır.

2007 seçimleri üzerinden 8 yıl, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinden ise sadece 1 yıl geçmesine rağmen, Ak Parti’nin geldiği nokta aynı şehirlerbaz aldığında oldukça düşündürücüdür.

7 Haziran seçim sonuçlarına göre Diyarbakır’da Ak Parti 122bin, HDP 640bin oy almıştır. Fark 518bin’e çıkmış.  Oysa bu makas2007’de 28bin2014 ise 196bin’di.

Bugün bu farkın 518bin’e kadar çıkmasının altındaki sebepleri iyi araştırmak gerekiyor.

Mardin’de, 7 Haziran’da 278bin oy alan HDP’ye karşı Ak Parti 77bin oy almıştır. Oysa Ak Parti, HDP’ye 2007’de 13bin fark atmıştı. 2014’te, yani 1 yıl öncesinde bile HDP, Ak Parti’ye, aday Demirtaş olmasına rağmen sadece 78bin fark atabilmişti. Bugün gelinen noktada fark 201bin’e çıkmıştır.

Kars’ta durum çok daha vahim hale gelmiştir. 7 Haziran’da Kars’ta HDP 65bin, Ak Parti 40bin oy almıştır.Fark 25bin’dir. Oysa Kars’ta 2007’de aynı Ak Parti, HDP’ye 31bin oy fark atmıştır2014’te ise Erdoğan, Demirtaş’a 12bin fark atmıştır. Bugün bu fark HDP lehine 25bin’e çıkmıştır. Sonuç düşündürücüdür.

Ardahan’da 7 Haziran’da HDP 17bin, Ak parti 15bin oy almasına karşın, 2007’de Ak Parti 22bin, HDP 5bin, 2014 seçimlerinde ise Ak Parti 20bin, HDP 18bin oy almıştır. Yani 2007’de Ak Parti,HDP’ye 17bin, 2014’te 2bin oy fark atmasına karşın Ak Parti 1 yıl sonra, 2015’te 2bin oyla HDP’nin gerisine düşmüştür.

Son olarak Bitlis’te, HDP 93bin, Ak Parti ise 49bin oy almıştır. Fark 44bin’e kadar çıkmıştır2007’de ise Ak Parti, HDP’ye 43bin oy fark atmış, 1 yıl önce 2014’te Erdoğan, Demirtaş’a 12bin oy fark atmıştır.

Evet, rakamlar bir şeylerin “ters gittiğini” söylüyor.

Bu terslik üzerinde düşünmek gerekiyor. Ancak bunu yaparken, bugün dolaşımda olduğu gibi tersliğin bedelini, içine nefret söylemi de katarak dindar Kürtlere kesmek, hesap sormak ve inciltici kelimeler kullanmak Ak Parti’ye zarar verir.

Neticeler bizlere, Dindar Kürtlerin kırıldığı hususlar olduğunun söylüyor. Zira bugüne kadar hep Ak Parti’yi desteklemiş bir kitle var karşımızda. 2001’den bu yana Ak Parti hareketini destekleyen, Gezi’de bile sokaklara inmeyen dindar Kürtleri, bir gecede hain, satılmış gibi kelimelerle itham etmek, onların HDP’ye tam olarak konsolide olmasını sağlar.

Unutulmamalıdır, Dindar Kürtlerin HDP’ye verdiği oylar, tamamen “emanet oy”lardır. Dindar Kürtler “reaksiyonel olarak” HDP’ye oy vermiştir. Dolaysıyla tam bu noktada Ak Parti’ye esaslı bir düşünme ve siyaset yapma alanı bırakılmıştır.

Bunu düşünerek hareket etmek gerekir.

Bir sonraki yazıda, Dindar Kürtlerin Ak Parti’ye “reaksiyon”göstermesinin sebeplerini yazacağız…

  • Abone ol