KHK yani Kanun Hükmünde Kararname. On binlerce insan bu OHAL yetkileriyle çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle lekelendi, şüpheli sınıfına atıldı, lanetli kabul edildi. On binlerce insan OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleriyle işlerinden, ekmeklerinden oldular. Komşuları, akrabaları, dostları, tanıdıkları tarafından dışlandılar.

KHK ihraçlarının yarattığı ağır travmalara dayanamayıp intihar edenler de oldu, geçirdiği kalp krizi sebebiyle yaşamını yitirenler de... Ülkesinde gördüğü vebalı muameleden kaçıp gitmek için bindiği botlarda küçük çocuklarıyla birlikte boğularak ölenler oldu.

Suçlu suçsuz ayrımı yapılmadığı için yüzbinlerce insan çaresizliğe sürüklendi. Gün geçmiyor ki Gün geçmiyor ki, KHK ihraçlarının sebep olduğu yürek yakan bir haber çıkmasın karşımıza.

Kendisi de KHK ile ihraç edilen eski Mazlum-Der Başkanı, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi olan HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından KHK ihraçlarının kararttığı hikayeleri duyurmaya çalışıyor.

Sayın Gergerlioğlu’nun hazırladığı “İkinci yılında OHAL’in Toplumsal Maliyeti”raporunu okumadıysanız mutlaka okuyun. İltisak ve irtibat kriterinin hayatları nasıl kararttığını görün.

OHAL bitti. Ancak KHK mağduriyetleri bitmedi, dördüncü yılına giriyor.

İltisak ve irtibat!

İşte bu iki kriter “at izlerini it izlerine” karıştırdı, yüzbinlerce insanın yaşamını felç etti. Bu iki kriter KHK ihraçlarını ve FETÖ davalarını hukuk dışına çıkarttı.

Şimdi yazımın başlığına gelelim ve soralım: “KHK bir faciadır” diyen Bülent Arınç haksız mı?

***

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, gazeteci Kemal Öztürk’e verdiği mülakatta KHK mağduriyetlerine değindi.

Sayın Arınç’ın şu sözleri ve tespitleri insanların hayatlarını karartan “FETÖ ile iltisak ve irtibat” kriterini anlatması açısından da oldukça önemlidir:

“Özellikle dindar insanlar içerisinde bir şekilde FETÖ denen olguyla yolu kesişmemiş insan az bulunur. Ya okullarına gitmiştir, ya dershanelerine gitmiştir, ya gazetelerini alıp okumuştur ya bazı faaliyetlerine gitmiştir, sempati duymuştur.”

İltisak ve irtibat işte bu. Bu hukuken suç unsuru olabilir mi?

FETÖ’nün illegal görevlerinde yer almadığı, FETÖ’nün gizli iletişim ağı olan ByLock’u telefonuna indirmediği, yani suç unsuru olan hiçbir şeyi yapmadığı halde, okullarına gitti diye, dershanelerine gitti diye, devletin ‘meşru banka’ saydığı dönemde o bankadan kredi kullandı veya para yatırdı diye “iltisaklı ve irtibatlı” sayılarak on binlerce insan mesleklerinden ihraç edildi. Gözaltına alındı. Tutuklandı.

“İltisak ve irtibat” hukuken sakat bir kriter ancak diyelim ki bu kriter FETÖ ile mücadele açısından diyelim ki çok elzem…  On binlerce insan bu elzem kriter sebebiyle mesleklerinden ihraç ediliyor, cezaevlerinde tutuluyor…

Geçen hafta kaleme aldığım “KHK mağdurları, geciken adalet mağdurları”başlıklı yazım üzerine e posta gönderen bir okurum şöyle diyor:

“Bizler kanunen suç olmayan bankaya para yatırma, sendikaya üye olma, devletin müsaade edip açtırdığı okullara çocuk gönderme, kanunen açılan dershanelere öğrenci gönderme suçundan işimizden aşımızdan olduk. KHK’lılar ülkemizde dışlandı. Ağaç kökü yesinler diyenler bile oldu.” 

Başka bir okurum  gönderdiği mektupta kendi durumunu şöyle anlatıyor:

“677 sayılı KHK ile 2016’da ihraç edildim. Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak 2. Mahkemede beraat ettim. İddianamemde FETÖ ile iltisaklı olan kurumlarda çalıştığım yazıyordu. Ben o kurumlarda çalıştım ancak onların cemaat değil de terör örgütü olduğunu nereden bilebilirdim. Banka olarak Bank Asya’yı kullandığım yazıyordu.  Ben sadece Bank Asya’yı kullanmadım. Faizsiz banka olan Kuveyt Türk, Albaraka ve Türkiye Finansı’da kullandım. FETÖ’cüler beni bizden değil “AD” kodu ile fişlerken ben FETÖ’den ihraç edildim.”

Bir başka okurum ise şöyle diyor:
“ByLock kullanmadım, Bank Asya’da hesabım yoktu. FETÖ itirafçısı birisi “bizimle pikniğe gelmişti bizden olabilir” gibi tamamen soyut iddialarla ihraç edildim. Gittiğim söylenen pikniğin tarihi 2012. Yargılandım beraat ettim. Ancak özel sektör işe almıyor, alsa bile sigorta yapmıyor.”

KHK ihraçları facia mı değil mi?

Ayrıca soralım: Aynı kriterlere sahip olan AK Partili siyasetçiler yok mu? Bugün AK Partide siyaset yapmamış olsa ya KHK ile ihraç edilmiş ya da iltisak ve irtibat kriteri nedeniyle cezaevinde yatıyor olmaz mıydı?

Yolu kesişenler

FETÖ denilen olguyla yolu kesişenler sadece dindar kesim de değildi ayrıca. Çocuğu olan, iyi bir üniversite kazanmasını isteyen birçok anne babaların yolu kesişti FETÖ’yle. Normalde yan yana gelmeyecek olanların bile yolu “dershane” nedeniyle kesişti.

“Demokrasi”, “temel hak ve özgürlükler”, “adalet”, “hukuk devleti”, “yeni anayasa” gibi başlıklarla düzenlenen toplantılar pek çok demokratın, liberalin, seküler insanların yolunun FETÖ ile kesişmesine sebep oldu.

Şimdi bütün bunları düşünün.

Hayatları karartan, insanların “hain, terörist” olarak damgalanmasına sebep olan “iltisak ve irtibat” tam olarak işte bu.

Dün yüksek bürokraside “daire başkanı” iken bugün Sayın Arınç’ın evine temizlik yapmaya giden, dün Danıştay üyesi iken bugün pompa tutarak evine ekmek götürmeye çalışanlar işte bu insanlar.

Hukuk dışına çıkılmasaydı, at izine it izine dikkat edilseydi bugün böylesi dram dolu hikayelerle karşı karşıya kalmazdık.

Aynı zamanda, FETÖ’nün kirli ve illegal faaliyetlerine karışmış olanlar elbette hak ettikleri cezaları alırlar ama kurunun yanı sıra yaşlar yakılmamış olurdu.

Evet “KHK büyük bir faciadır” diyen Sayın Arınç haklıdır. Sayın Arınç’ın “Çevremde o kadar çok bu felaketi yaşayan insan var ki” sözünü bir düşünelim.  Hepimizin çevresinde bu felaketle karşı karşıya kalmış olanlar yok mu, o kadar çok insan var ki, gözlerimizi kapadığımız.

Aynı kriterlere sahip AK Partili, AK Partisiz siyasetçileri şu sebeple örnek verdim. 
FETÖ davaları ve KHK ihraçlarının yarattığı mağduriyetlere empati yaparak yaklaşılsın.

Böylesi büyük bir faciaya karşı duyarsız kalınmasın. Bu adaletsizlik karşısında sessizliğe bürünülmesin.

Sayın Arınç’ın dediği gibi 15 Temmuz’da bir facia yaşandı. Ardından OHAL ilan edildi. Yüzde yüz doğruydu. Anayasaya da uygundu.

Şimdi ise yaraları sarma, mağduriyetleri giderme, suçsuz olanları evlerine, ocaklarına, işlerine gönderme zamanı.  Devlet suçluları cezalandırır, ancak yüzbinlerce insan aileleriyle birlikte çaresizliğe mahkum edilemez.

  • Abone ol