Hukukçu olmadığım için YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ilişkin kararı konusunda bilgime dayalı bir kanaati sizlerle paylaşmam imkansız. Ancak güvendiğim kanaat önderlerinden, hukukçulardan edindiğim izlenim kararın hukuki olmaktan çok siyasi olduğu yönünde. Zaten sürece, kararın kısıtlı niteliğine baktığınızda aksini söylemek zor. 

Diğer yandan kararın niteliği ne olursa olsun sonuçta seçim tekrarlanacak. Büyük bir olasılıkla da tekrarlamanın mantığının altında yatan siyasi fayda gerçekleşmeyecek. Ayrıca YSK hangi açıklamayı yaparsa yapsın Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu için YSK kararının siyasi olduğu yönündeki kanaat değişmeyecek. 

Umarız yenilenen seçimler adil koşullar altında gerçekleşir, seçimlerin meşruiyetine daha fazla gölge düşürecek teşebbüslerden kaçınılır. Çünkü bu seçimler sadece İstanbul İBB başkanının kim olacağını değil Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağını da belirleyecek. Ayrıca bu kararın dünyadaki negatif Türkiye algısını güçlendirebileceğini, sorunlarımızın çözümünü daha da zorlaştırabileceğini unutmamamız gerek.

***

Türkiye ne yazık ki son dönemde pek çok sorunla aynı anda uğraşmak zorunda kalan bir ülke. Hasımlarının sayısı dostlarından çok fazla. Zafiyetlerinden yararlanmak isteyenlerin sayısı da hiç az değil. Bir yandan terör örgütleriyle, diğer yandan etnik lobi gruplarıyla baş etmek durumunda. AB ve AB ülkeleriyle olan ilişkilerimiz her zamankinden daha sorunlu. ABD ile müttefik miyiz düşman mıyız belli değil.

İsrail, Mısır, GKRY ve Yunanistan Türkiye karşısında bloklaşıyor. Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızı korumakta, meşru endişelerimizi dünyaya anlatmakta giderek daha fazla zorlanıyoruz. Bunda şüphesiz benimsediğimiz pozisyonun yeterince nüanslı olmamasının katkısı büyük. Ama yumuşak gücümüzün, ikna kabiliyetimizin değişen algımızla birlikte azalması da ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Rusya ile olan ilişkilerimiz de mükemmel gibi görünse bile kırılgan. Sürdürülebilmesi ince ayar, esneklik ve diğer imkanlarımızı Rusya karşısında seferber etmemizle mümkün. Suudilerle ve pek çok başka ülkeyle ciddi ve yönetilmesi gereken sorunlarımız var. Ekonomimiz de kırılgan, alınacak bir karardan, yapılacak bir açıklamadan etkilenme olasılığı çok güçlü.

***

ABD Senatosu Türkiye’ye ambargo uygulamak için hazırlık yapıyor, lobiler Türkiye’nin demokrasi açığını, insan hakları sorunlarını kullanmak için can atıyor. YSK kararının tüm bu ve benzeri sorunlar üstünde çarpan etkisi yaratmaması için yenilenecek seçimlerin bir öncekinden bile daha adil olacağının gösterilmesi gerekiyor. Bunun en kolay yolu da uluslararası gözlemcileri Türkiye’ye hiç vakit kaybetmeden çağırmaktan geçiyor.

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Meclisini, AGİT gözlemcilerini ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul’a şimdiden davet etmekte her açıdan büyük yarar var. Unutmayalım ki seçimlerin adil olması kadar adil olduğunun tescil edilmesi de önemli. Bu yöndeki beklenti şimdiden bir sosyal medya mesajıyla ifade edildi, AB yetkilileri Johannes Hahn ve Federica Mogherini ortak çağrıda bulundu. 

Ayrıca ister seçimlerde daha geniş kesimlere ulaşmak için ister başka nedenlerle olsun ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmak, meşruiyeti tartışmaları davaları AİHM içtihatlarını dikkate alarak bir an önce sonlandırmak, mağduriyetleri giderecek hukukun üstünlüğünü sağlayacak adımlar atmak da hem AK Parti iktidarına, hem de genel olarak Türkiye’ye, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunların çözümüne katkıda bulunacaktır…

  • Abone ol