Türkiye, nisan ayından beri Kovid-19’a karşı başarılı mücadele veren ülkeler arasında yer aldı.

Salgının Avrupa’da hızlı yayıldığı ve bir anlamda İtalya, Fransa, İngiltere ve İspanya gibi turist merkezi ülkeleri kasıp kavurduğu dönemde bizdeki vaka sayısının azlığı bir fırsattı ve sağlık sistemimizin üzerinde ağır bir yük oluşturmadan süreci yönettik. Bir yandan dünyadaki felaket örnekleri bir yandan da içeride yapılan düzenli bilgilendirmeler işe yaradı. Sokağa çıkma yasağı, uçuş iptali ve benzeri kısıtlamalara geç başlanması nedeniyle vaka sayısı yüksek oldu ama tedavi ve bulaşıcılığı önleme çabaları başarılı sonuç verdi. 

Şimdi ise kısıtlamalar neredeyse tamamen kalktı ve normale dönüş çoktan başladı. Gayet tabii herkesin aklındaki soru ikinci dalga olup olmayacağıdır. Son günlerde bin 500 civanında seyreden vaka sayıları bu soruyu daha can alıcı hale getiriyor. Salgında en büyük kaybı yaşayan Avrupa ülkeleri günlük sayıları 300’ler, 200’ler, 100’ler seviyesine indirmeyi başardı. Böyle olunca da bu kez gözümüz normalleşmenin sembolü sayılan turist hareketine dönüyor. Şimdi Avrupa ile aramızdaki gerilimin kaynağı burası… Biz, uçuşlara ve turizme izin verilmesini istiyoruz onlar da kendileri vaka sayısını kontrol altına almışken Türkiye henüz istikrarlı olarak üçlü rakamları göremediği için direniyor. 

Esasen biz dahil herkesin derdi aynı. Bir yandan normalleşme istiyoruz bir yandan da yeniden başımıza bela açmamayı. Çünkü, belli ki tehlike henüz geçmedi. Öyle bir dilemma ki turist gelse bir dert gelmese başka dert… 

Şimdi ne yapabiliriz? Önce, salgın konusunu baştan beri dikkatle inceleyip düzenli olarak kaleme alan İsmet Berkan’ın yazısından aktarıyorum: 

“Ocak ayında Çin’de salgın başladığında Yunanistan’da hükümetin görece gevşekti. Ama şubat sonu gelip ülkede ilk vakalar başladığında konuyu ciddiye aldılar. Ülke ekonomik zorluk içindeydi, sağlık sistemi pek parlak durumda değildi. Burada optimal bir davranış biçimi benimsemek gerekiyordu. Ülkede 23 Mart günü bütün Avrupa’nın en sert önlemleri başladı, sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ve yasak ısrarla uygulandı. (İtalya ve İspanya da sokağa çıkma yasağı uyguladı ama geç kalmışlardı, salgın o arada yayılmıştı.) Tam 42 gün sürdü sokağa çıkma yasağı Yunanistan’da. Sonuç, bu ülkede sadece 3 bin 134 vaka görüldü; sadece 184 kişi hayatını kaybetti. Bugün Yunanistan turizmini Avrupa’ya açmış durumda ve turistleri bekliyor. Ülkeye giren herkese test uygulanacak, testin sonucu da 24 saatte belli olacak. Bir de Türkiye’ye bakalım. Türkiye, Yunanistan’dan bile önce sokağa çıkma yasağını konuştu aslında ama uygulamadı. Oysa 13 Mart’ta sokağa çıkma yasağı ilan edilebilirdi. Eğer öyle yapsaydık biz de hem vaka sayısını hem ölü sayısını Yunanistan seviyelerinde tutabilir, Kore veya Singapur gibi örnek gösterilen ülkelerden bir olabilirdik. Ekonomik yıkım korkusuyla bunu yapmadık. Ama ekonomimizi de kurtaramadık. Yunanistan’ın başlıca umudu turizmdi; ona odaklandılar, yazın turizm gelirlerini elde etmek için ilkbaharı evde geçirdiler. Türkiye ise o sırada “Çin’de duran üretim bize kayar, krizden kazançlı çıkarız” hesabı içinde, salgını küçümsüyordu. Bugün görüyoruz, üretim bize kaymadığı gibi turizmi de kaybetmiş durumdayız.”

Yunanistan 11 milyonluk bir ülke, bizimle kıyaslanabilir mi? Hem evet hem hayır. Evet çünkü küçük de olsa model modeldir. Singapur gibi, Yeni Zelanda gibi. Buna karşılık Türkiye de nüfus olarak kendisiyle kıyaslanabilir ülkelere göre başarılı sonuçlar elde etti. Etti etmesini ama salgından başarıyla çıkmak demek bu belayı geride bırakmak demektir. Yani vaka sayısını minimize etmek, ikinci dalgaya maruz kalmamak ve ülkeyi güvenli hale getirmek... Henüz bu noktada değiliz. Fazla söze gerek yok, Bilim Kurulu üyelerinin-hatta Bakan’ın-yüzlerindeki kaygıyı görüyoruz... 

O halde şimdiden sonra; kulaklarımızın alıştığı önlemlere sosyal mesafeye ve hijyene daha fazla odaklanmak zorundayız. İkazlar çok tekrarlanıyor diye sıradanlaşmamalı. Tehlikeyi ve bulaşma riskini daha fazla ciddiye almamız gerekiyor. 

Turist ağırlamak için de turist olabilmek için de virüsü uzaklaştırmak şarttır. 

  • Abone ol