Dünkü ajanslar haberi şöyle veriyor: “Tunceli’nin Ovacık ilçesindeki operasyonda etkisiz hale getirilen 7 teröristten 4’ünün cenazesinde Diyarbakır’da hayat durdu.”


“Etkisiz hale getirmek...”
Yedi gencin hayattan göçüşüne “öldürüldü” kelimesini dahi yakıştıramayan, onu insanlıktan çıkarıp, bir eşyaya indirgeyen bir şiddet ve çözümsüzlük dili... Dün Diyarbakır’da dört gencin cenazesine yüz bin kişi katıldı. Cenazenin resimlerine bir bakın. Orada sadece öfkeli yeni nesilden mürekkep bir kalabalık değil, gençlerini uğurlayan, her yaştan, her sınıftan acılı ve öfkeli insanları göreceksiniz.

Tunceli Ovacık’ta öldürülen bu PKK’li gençler, çatışma ve sıcak temas bölgesinden uzak ve hareketsiz haldeydi. Asker buraya operasyon düzenledi. Ordunun muhtemelen “aktif önleme” gibi bir konsept geliştirdiği, özellikle son dönemde Tunceli bölgesinde bunu sıkça uyguladığı görülüyor.

Sesimi buradan kim duyar bilmem, ama bu savaş, verilen tutulmayan sözlerle, tüm kirli müdahalelerle ve artık cana tak etme durumuna gelmişliğiyle çok tehlikeli bir döneme girdi artık.

Devletin, Hükümetin, Başbakan’ın şunu anlaması lazım. En sükseli açılım dahi, bir Kürt gencinin Diyarbakır’dan kalkan cenazesinin Kürtler üzerinde yarattığı yıkımı bastırmaya yetmiyor. Veya, bir kişinin kaybının yarattığı öfke ve güvensizlik bile, atılan tüm olumlu adımları silip atmaya yeterli.


Bunun aynısı Türk tarafı için de geçerli.
Bir yandan gençler ölürken, Kürt sorununu nasıl çözerim diyebilirsiniz? Kim inanır size, kim güvenir? Gerçek şu ki, çatışmasızlık sürecinde devlet ve PKK uzun süre ateşkese uydu. Ama özellikle şu seçim sürecinde, çatışmaların, asker ve gerilla cenazelerinin artması isteniyor sanki.

Bir el düğmeye bastı ve Tunceli merkezli operasyonlar başladı, ölümler arttı. Asker ölümleri ülkenin batısını, PKK ölümleri de bölgeyi uçurumun kenarına taşıyor. Üstelik bu acılar, Kürt açılımıyla ümitlerin arttığı zamanlarda kontrast etkisi yapıyor, daha çok yıkıcı oluyor.

Savaşın devam etmesi, siyaseten AK Parti için de büyük bir risk. Post-Ergenekon güçlerinin sabah akşam dua ettikleri şey tam da ülkenin Kürt meselesi üzerinden kaosa sürüklenmesi, karışması.

Son YSK skandalını da belki buradan okunmalı. Normalleşme ve siyasetin önünün açılmasını engellemek için her türlü ayak oyunu, sürekli güne ve şartlara uyum gösterilerek işleme konuyor. YSK hamlesi karşısında Cumhurbaşkanı Gül de, Başbakan Erdoğan da tehlikeyi fark edip olaya el koydular, düğümü çözdüler. Çok da iyi yaptılar. Başbakan tehlike çok yakınlaştığı ve kendine zarar vereceğini gördüğü anlarda çok cesur ve kararlı. Askerin seçim öncesi yoğunlaşan bu operasyonlarını da kendine yakın risk görüp devreye girmesi çok isabetli olur.

Kürt meselesinin bırakın AK Parti’yi, ülkenin kendisini bile yutma potansiyeli var. Eğer açılım ve barış görüşmeleri devam ediyorsa, bunun minimum kuralı bu süreçte kan dökülmesini önlemek, çatışmamak.

“Analar ağlamasın” sözünü ataerkil ve popülist bulduğum için pek sevmem ama.. analar hala ağlıyor, farkında mısınız?


Aliyev istedi, Erdoğan yıktırdı (2)
Son yazım İnsanlık Anıtı’nın yıkımını konu almıştı ve “Aliyev istedi, Erdoğan yıktırdı” adını taşıyordu. Başbakan belli ki bu yazıdan gocunmuş, cevap vermek istemiş. Tuskon toplantısında yaptığı açıklama şöyle:

‘’Eğer biz Kars’ta yapılan bir şeye karşı çıktıysak, karşı çıkmamızın sebebi var. Bizim tarihi eserlerimizin, tarihi tabyaların üzerine, Hasan Harakani Hazretleri Camisi’nin türbesinin olduğu bir yere, oradaki tüm vakıf eserlerinin olduğu bir bölgeye bu tür bir eseri hoş karşılayamadığımız gibi yargı da yıkım kararı vermiş. Uyarıma karşın onu yaptıran Belediye Başkanı CHP’nin birinci sıradan milletvekili adayı. Kimileri, kalkıp bunu savunuyorlar. Biz, olduğumuz gibi görüneceğiz, görüneceğimiz gibi olacağız, gerçek bu. (...)Orada Ermenilerle mücadelede şehit olan ecdadımızın kabirleri var, tabyalar var, vakıf eserlerimiz var. Geleceksin orada böyle bir eseri ortaya koyacaksın. Sonra da diyeceksin ki ‘bu benim eserimdir insanlık anıtıdır’... Iğdır’da insanlık anıtı var, oradakine bir şey diyen var mı?’’.

Ne demek! Haşa, dilini koparırlar adamın! Iğdır’daki Kılıçlar Anıtı’na Türkiye’de kimse laf edemez Sayın Erdoğan, müsterih olun. Çünkü o Ermenilerin acısıyla alay eden bir nefret anıtıdır. Ermenistan’dan görünsün diye çook yüksek yapılmıştır sonra. Iğdır Belediye Başkanvekili Mehmet Şah “Kars’taki İnsanlık Anıtı’na ‘ucube’ deniyor, ama Iğdır’daki Kılıçlar Anıtı’nın halklar arasında düşmanlığı körüklediğine kimse bir şey söylemiyor. Yaşanan acı olaylarda hayatını kaybeden Ermeni vatandaşların, her gün o anıtı görmesi acılarının tekrarlanması anlamına geliyor” demişti size cevaben, hatırlarsanız.

Aman ha, siz Ermenilerin acısını filan boş verin, neme lazım görüntünüzü, duruşunuzu bozar.

[email protected]


 

  • Abone ol