Sayın Cumhurbaşkanım,

Roboskî ismi size yabancı gelmiş olabilir, izah edeyim; devlet evrakında Şırnak’ın Uludere ilçesinin Ortasu ve Gülyazı köyleri olarak geçen Roboskî, kalbimizin orta yerinde tam 137 gündür kanayan bir coğrafyanın adıdır.

Roboskîliler masa başında cetvelle çizilen, akrabayı akrabadan ayıran sınırı hiç tanımadılar. Onlar yüz yıl önce akrabaları ile nasıl alış veriş yapıyorlarsa, yüz yıldır aynı şekilde yapmaya devam ediyorlar. Bunun adı yasalarda “kaçakçılık” olsa da Roboskî için bu ticaret meşrudur. Zaten bu sınır ticareti bölgedeki güvenlik güçlerinin bilgisi dahilinde yapılmaktadır.

Bundan tam 137 gün önce bir gece, savaş uçakları 19’u çocuk 34 kişiyi yukarıdan bombardıman ile öldürdüler. Hem 34 insanın bombalarla parçalanması, hem de devlet erkânının bu ölümlerdeki sorumluluğu, devletin başında bulunan sizin için de hiç kolay değildir, tahmin edebiliyorum.

Lakin Roboskîlilerin adalet arayışı sahipsiz kalır ve umutlar tükenirse, Roboskî’de 35. kurban “Adalet” olursa bu ülkede yaşamak hepimiz için daha da zor olacaktır. Bu sebeple, adaletin Roboskî’ye bir an önce gelmesi için devreye girmeniz gerekmektedir. Geç gelen adaletin adalet olmayacağı bir yana, adalet Roboskîye gelmeye hiç niyetli görünmemektedir.

Katliamdan sağ kurtulan Servet Encü, adalet umudunun zayıflaya zayıflaya tükenmesi neticesinde ailesi ile birlikte Türkiye’yi terk edip Irak Kürdistanı’na yerleşti. Bir vatandaşın devletinden ümidi keserek doğup büyüdüğü toprakları terk etmesi, devletin başında bulunan şahsınız için ne anlama gelmektedir?

Sayın Cumhurbaşkanım,

Roboskî’de parçaları birleştirdiğimizde görünen manzara hiç de iç açıcı değildir. Katliamdan iki gün önce askerlerin “kaçak” ürünler satan esnaflara “bir daha bu bölgede kaçakçılık yapılamayacak!” demeleri, operasyonlardan önce köylülere bilgi verildiği halde bu olayda verilmemesi, bombalamayı duyan köylülerin karakolla iletişim kuramaması, yardım için gelen sağlık ekiplerinin geri çevrilmesi gibi parçalar birleştiğinde kamuoyu ve olayı araştıran sivil toplum kuruluşları nezdinde bunun kasıtlı bir operasyon olduğu kanaati hasıl olmaktadır. Devletin başında bulunan biri olarak devleti bu zannın altından kurtarmak için müdahil olmanız ve Roboskî’yi aydınlatmak için süreci hızlandırmanız gerekmektedir.

Roboskî halkının her adalet talebi yeni bir gözaltı ile karşılık buluyor. Taziye için köye gelen Uludere Kaymakamının darp edilmesinden sonra, kaymakamın “onlar Uludereli değildi” açıklamalarına rağmen o köyden 4 kişi “kasten adam öldürmeye teşebbüs” suçlaması ile halen cezaevinde tutuluyor. Aynı iddia ile 60-70 kişi hakkında yakalama kararı olduğu dedikoduları ile köylülerin baskı altında tutuluyor, insanların hastalarını ilçe hastanesine götürmeye korkuyorlar. Bu haliyle Roboskî bir açık cezaevine dönüştürülmüş durumda…

Roboskîliler umutları tükenirse Servet Encü’nün peşinden gideceklerini, ülkelerini terk edip başka bir ülkeye göç edeceklerini söylüyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Roboskî halkı, adaletin gelmeyeceğine kanaat getirip bu ülkeyi terk ederse siz ne hissedersiniz? Dahası biz geride kalanlar nasıl yaşayabiliriz? Roboskîlilerin ve bizlerin adalete olan inancının yıkılmaması için aydınlatılması gereken noktaların üzerine gidilmesi, bunu sizin teşvik etmeniz gerekmektedir.

Meclis komisyon üyelerinin anlatımına göre Heron görüntüleri uzmana ihtiyaç bırakmayacak netliktedir ve görüntülerdeki kişilerin sivil oldukları bellidir. Buna rağmen bombardıman gerçekleşmiştir. Heron görüntülerinin başlamasından itibaren bombardımanın olduğu saate kadar; görüntüleri kimler seyretmiş, değerlendirmiş, hangi birimler arasında ne tür haberleşmeler olmuştur?

Köylüler, katliamın gerçekleştiği günden yaklaşık bir ay önce gidiş-gelişlerin kolaylaştığını, on gün öncesinde yol üzerindeki mevzilerin tamamen boşaltıldığını ifede etmektedirler. Gülyazı Jandarma Tugay Komutan Vekilliği ile görevlendirilen Albay Hüseyin Onur Güney’in oraya katliamdan 2 ay önce atanıp, olaydan sonra görev yerinin değiştirilmesinin bu olayla nasıl bir ilgisi vardır?

İnsansız hava aracı Heron'ların topladığı istihbaratı değerlendirmekle görevli Genelkurmay Komuta Kontrol Daire Başkanı Tuğgeneral Salim Cüneyt Kavuncu ve Tuğgeneral Erkan Atalay'ın emekliliğe ayrılmalarının Roboskî katliamıyla herhangi bir ilgisi var mıdır?

Meclis komisyonuna gelen İçişleri Bakanlığı raporu “sorumluların üst kademede olduğunu” söylerken,  Genelkurmay Başkanlığı “operasyon sınır ötesi harekât kurallarına uygun olarak yürütülmüştür” açıklamasında bulunuyor. Roboskî katliamının, sınırın Irak tarafında gerçekleşmesinden dolayı bir “sınır ötesi operasyon” olduğunu da düşünürsek bütün bunları nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Aileler sizinle görüşebilmek için randevu talebinde bulundular, bu randevu talebine henüz cevap verilmiş değil, bundan haberiniz var mıdır?

Adalet, “mülkün temeli”  ve “devletin hazinesidir.” “Adalete dayanan kanun bu göğün direğidir, kanun bozulursa gök yerinde duramaz.” Bu temeli korumak devletin varlığın korumak, göğü ayakta tutmaktır. Bu ağır yük en çok sizin omuzlarınızdadır.

Arz ederim.

 

Reha Ruhavioğlu – twitter/ruhavi

  • Abone ol