Bu aralar Başbakan’ın danışmanları konusunda yazıp çizmek çok moda. Meğer gizliden gizliye danışmanlık mesleğine yönelik bir imrenme veya merak durumu varmış. Danışmanlık bir yönüyle iktidarla yani siyasi güç ve otorite ile birlikte algılandığı için hoşa giden bir meslek olarak görülüyor; diğer yönüyle iktidar gücünün altında ezilen bir emir kulu ve otoritenin memuru gibi görülüp olumsuz manada çekiştiriliyor.

Türk siyasi tarihinde liderlerin bir kısmı çok sayıda ve güçlü danışmanla çalışırken, bir kısmı da bürokratik kademedeki görevlilerle yetinmiş ve kendi ekibi olmadan işini götürmeye çalışmıştır. Böyle olunca danışman günlük sıradan işleri yapan alelade bir devlet görevlisi de olabilmiş, liderlerin üzerinde büyük etkilere sahip ve hükümetlerin politikalarına yön veren çok güçlü isimler de olabilmiş.Oysa danışman ne rutin işler yapan bir memurdur, ne de hükümetin siyasetini belirleyen ve iktidarlara yön veren siyasi figürlerdir.

***

Siyasi partilerin ve hükümetlerin kararlarını nasıl aldıkları ve politikalarını nasıl belirledikleri bellidir. Eğer bir hükümet ve parti ilgili kurullarını çalıştırmadan belli kişilerin yönlendirmesiyle hareket ediyorsa orada büyük sorun var demektir.AK Parti 10 yıldır tüm kurum ve kurulları çalıştırmış ve üretilen ortak akılla hareket etmiştir. Hiçbir karar veya politika bireysel şekillendirmelerle oluşmamıştır. Bu yüzden AK Parti gibi kurumsallaşmış bir siyasi hareketi danışmanların bireysel müdahaleleri üzerinden okumak yanlış olur. Danışmanlık olgusuna parti içinde ve dışında yer alarak sürece katkıda bulunan, fikir veren, görüş aktaran, eleştiri getirenlerin ortak çabaları olarak bakarsak, elbette ortadaki siyasi başarı bu kolektif düşüncenin bir ürünü olarak görülebilir.

Tayyip Erdoğan gibi karizmatik ve güçlü bir liderin yanında danışmanlık yapmak elbette kolay değildir. Öncelikle 10 yıllık başbakanlık tecrübesine ve bilgi birikimine sahip bir liderin istişare heyetinde olabilmek elbette bir müktesebatı ve farklı özellikleri gerektirir.

Başbakan Erdoğan’ın çok medyatik olmasa ve bilinmese de farklı yaşlardan, farklı disiplinlerden ve uzmanlık alanlarından oluşan büyük bir danışman kadrosu bulunuyor. Bunların içinde elbette genç yaşlarda ama yetişmiş danışmanlar da var.

Ekipsiz ve danışmansız çalışmaya alışan liderlere nazaran Tayyip Erdoğan bir ekip ve hareket adamıdır. Teşkilatçılık özelliğinin bir parçası da ekipçiliktir. Erdoğan kadar ekibe, ortak çalışmaya ve istişareye önem veren çok az lider gelmiştir.

***

Başbakan’la çalışan danışmanların zayıf kaldığı, dalkavukluk yaptığı, hakikatleri söylemekten çekindiği gibi yakıştırmalar çok çirkin olduğu gibi gerçekle de bağdaşmıyorErdoğan gibi birisi korkak, pısırık bir kişiyi bir saniye bile yanında tutmaz. Söz söylemekten çekinen veya sürekli güzellemeler yapan bir kişi Erdoğan’ın çalışma ekibinin içine giremez.

Danışmanlıkta ne doğruyu ketmetmek vardır, ne de ‘ben söyledim, günah benden gitti’ kolaycılığına kaçmak vardır. Hem doğru bildiğini uygun üslupla söylemek gerekir, hem de doğru olduğuna inanılan sonuca ulaşmak için gayret göstermek gerekir. Ama danışman, milletvekili veya bakan gibi siyasi görevlerde bulunanlar farklı görüş sahibi olsalar da ortak akılla alınan karara uygun hareket ederler ve sonucun en hayırlı şekilde tecellisi için uğraşırlar.

Başbakan’ın birbirinden değerli olan danışmaları her gün medyada kendilerine yöneltilen suçlama, aşağılama veya kötülemelere karşı çıkıp da kendilerini savunamıyorlar. Çünkü onların işi sağa sola laf yetiştirmek veya vitrinde boy göstermek değil. Onlar mutfak işçisi gibi arka planda çalışıyorlar, sessiz sedasız büyük bir geminin yürümesi için ter döküyorlar.

Danışmanlık fikir işçiliğidir ve fikrin namusunu korumak danışmanlıkta esastır. Başbakanın danışmanları da hem bu namusu korumakta, hem de misyon üstlendikleri harekete ve lidere sadakatle hareket etmektedir.

  • Abone ol